"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2025/215 E., 2025/309 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.04.2025 tarihli ve
2024/5594 Esas, 2025/3453 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararının usulüne uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Bilindiği üzere, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinin 3. bendinde ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
3. Öte yandan, direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi, direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.
4. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.12.2021 tarihli ve 2017/(6)8-1846 Esas, 2021/1669 Karar, 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-62 Esas, 2022/637 Karar ile 25.02.2026 tarihli ve 2026/2-86 Esas, 2026/121 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
5. Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda “…erkek eş yararına 25.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminat ödenmesine…” karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davacı-karşı davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince önceki hükümde direnilerek “…erkek eş yararına 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine…” karar verilmiştir. Dolayısıyla bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında tazminatların miktarı bakımından farklılık oluşturulmuştur.
6. Bu durumda Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte ortada usulüne uygun bir direnme kararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken, 6100 sayılı Kanun’un 2 94... . maddelerine uygun şekilde direnmeye esas karardaki gibi bir hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçe yazmaktır.
7. Hâl böyle olunca direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmelidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.