Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu

Dosya2025/9 E. 2026/34 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/3195 E., 2023/3115 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve

2023/4027 Esas, 2023/5858 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 05.11.2012-07.04.2014 tarihleri arasında ... Otomobil Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketinde (... Otomobil Ltd. Şti.), 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasında ise ... Kimyasal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde (... Kimyasal Ltd. Şti.) ön muhasebe sorumlusu olarak çalıştığını, Sosyal Güvelik Kurumu kayıtlarına göre 07.04.2014 tarihinde ... Otomobil Ltd. Şti’den çıkışı yapılarak 08.04.2014 tarihinde ... Kimyasal Ltd. Şti’de işe başladığı için ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından bu iki işletmenin akraba/tanıdık ortakları bulunduğu da göz önüne alınarak farazi bir işçi aktarımı yapıldığı ve ... Kimyasal Ltd. Şti’de fiilen çalışmadığından bahisle 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasındaki sigorta kaydının iptal edildiğini ancak müvekkilinin ihtilaf konusu tarihlerde fiilen ... Kimyasal Ltd. Şti'de çalıştığını ileri sürerek ... Kimyasal Ltd. Şti’de 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... Kimyasal Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.

2. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; hizmet tespitine ilişkin eldeki davada işverenin de davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, davacıya ait 08.04.2014 tarihli işe giriş bildirgesi Kurum kayıtlarına intikal etmişse de dönem bordrosu bulunmaması nedeni ile çalışma kaydına rastlanmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin davacı tarafça eş değer belgelerle ispatlanması gerektiğini, eylemli çalışma ispatlanmadan davanın kabulüne karar verilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2017/77 Esas, 2022/529 Karar sayılı kararı ile; davacının çalışma iddiasını ispata yarayacak başka bir delile ulaşmasına imkân bulunmadığı da gözetilerek uyuşmazlığın çözümünde bordro tanıklarının beyanlarından hareketle sonuca gidildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının, davalı ... Kimyasal Sanayi Ticaret Limited Şirketinde 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasında çalıştığının ve söz konusu işyerindeki sigortalılık başlangıç tarihinin 08.04.2014 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/3787 Esas, 2022/3815 Karar sayılı kararı ile; yargılama sırasında dinlenen bordro tanıklarının uyuşmazlık konusu dönemde davacının davalı şirkette değil dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti'de çalıştığını beyan ettikleri, davacının da SGK denetmenine verdiği 06.06.2016 tarihli ifadesinde uyuşmazlık konusu dönemde davalı ... Kimyasal Ltd. Şti'de değil dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti'de çalıştığını söylediği, bu ifadenin mahkeme dışı ikrâr niteliğinde olup davacıyı bağlayacağı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Eldeki incelemeye konu davada, davacının SGK denetmen raporu doğrultusunda kurumca iptal edilen 08.04.2014 - 10.11.2014 tarihleri arasındaki davalı ... Kimyasal Sanayi ve Tic. Ltd. Şirketi'nde geçen çalışmasının fiili ve gerçek olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarına göre kurumca iptal edilen uyuşmazlık konusu dönemde davacının davalı şirkette değil dava dışı ... Otomobil Petrol San. ve Tic. Ltd. Şirketi'nde çalıştığı, öte yandan davacı tanığı olarak dinlenen ... tarafından dava dışı ...Otomobil Petrol San. ve Tic. Ltd. Şirketi'ne karşı aynı nedenlerle açtığı davada Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2022 gün ve 2021/11552 esas, 2022/10120 karar denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında mahkemce, elde edilecek hükmün, sigortalıyı çalıştıran işverenin hak alanını da ilgilendirdiği ve onun yönünden bir takım sorumluluk ve yükümlülükler doğurabileceği belirgin bulunmakla, işverenin davalı Kurumla birlikte zorunlu dava arkadaşı konumunda yer aldığı ve husumette hata nedeniyle gerçek işverene de husumet yöneltilmesi gerektiği gözetilerek, dava dışı işverenin tespit edilip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesi de nazara alınarak yasal yöntemine uygun biçimde davaya katılımı sağlanmalı, işverenin de göstereceği tüm kanıtlar toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme üzerine elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının SGK denetmeni tarafından iptal edilen çalışmasının dava dışı şirkette geçtiğine ilişkin iddiası, açıklaması veya bu yönde bir talebinin bulunmadığı, dava dilekçesinde iptal edilen hizmetin davalı ... Kimyasal Ltd. Şti’de geçtiğinin iddia edildiği, yargılama aşamalarında bu iddiasını yinelediği, 20.02.2023 tarihli temyiz dilekçesinde dahi aynı iddiasını sürdürdüğü, davacının iddiası ve talep sonucu dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine aykırı şekilde sonuca gidilemeyeceği, bozma kararında belirtilen ... tarafından açılan davada, davacının Kurum denetmenince iptal edilen çalışmasının fiili ve gerçek olduğunu ancak hizmetinin hizmet cetvelinde bildirimde bulunan ... Kimyasal Ltd. Şti'de değil ... Otomobil Ltd. Şti'de geçtiğini iddia ederek talebini bu yönde açıkladığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, ... Kimyasal Ltd. Şti. davalı olarak gösterilmiş ise de işyerleri aynı alanda bulunduğundan tarafta yanılgıya düşülmesinin doğal olduğunu, müvekkilinin hangi şirkette sigortalı gösterildiğinden haberi bulunmadığını, bozma kararının isabetli olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Kurum işleminin iptali ve hizmet tespiti talebiyle açılan eldeki davada, davacının iptal edilen 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin davalı şirket nezdinde geçtiği yönünde dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiası, yargılama aşamasındaki beyanları ve temyiz dilekçesi içeriği ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki hükümler dikkate alındığında dava dışı işverene aynı Kanun’un 124. maddesi uyarınca husumet yöneltilip davaya katılımı sağlandıktan sonra göstereceği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 86. maddesinin 9. fıkrası.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26... . maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." yönünde düzenleme bulunmaktadır.

3. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun hükümleridir.

4. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin 9. fıkrasında, "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır." hükmüne yer verilmiştir.

5. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun'un 4. ve 92. maddeleri gereğidir.

6. Ne var ki sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez.

7. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır.

8. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusudur.

9. Hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi Yargıtayın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü bir tarafa yüklenemez.

10. Öte yandan hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin Kanun kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu ancak bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir.

11. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.

12. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir.

13. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.

14. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(21)10-2130 Esas, 2021/640 Karar, 09.11.2022 tarihli ve 2021/(21)10-553 Esas, 2022/1475 Karar, 27.09.2023 tarihli ve 2022/10-848 Esas, 2023/853 Karar, 25.09.2024 tarihli ve 2023/10-369 Esas, 2024/462 Karar ile 05.03.2025 tarihli ve 2024/10-286 Esas, 2025/94 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

15. Burada konuyla ilgisi nedeniyle taleple bağlılık ilkesine de kısaca değinilmelidir.

16. Medeni yargılama hukukuna hâkim olan ilkelerin bir bölümü HMK'da açıkça düzenlenmiş ve 26. maddesinde "Taleple bağlılık ilkesi"ne yer verilmiştir.

17. Taleple bağlılık ilkesi, hâkimin tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini, ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder. Belirtmek gerekir ki, hâkim bazı durumlarda taleple bağlı değildir. Bu durumlar Kanunda açıkça belirtilmiştir.

18. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.

19. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise mahkemece tarafın talebinden fazlasına karar verilememesidir. Tarafın maddî hukuktan kaynaklanan bir hakkının, bazı istisnaî durumlar hariç olmak üzere sadece bir kısmını ileri sürmesine bir engel yoktur. Bu durumda mahkemece talep edilenden fazlasına karar verilemez. Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24. maddede ifade edilen "tasarruf ilkesi" ve 25. maddesinde yer alan "taraflarca getirilme ilkesi" ile de bağlantılıdır.

20. Çok istisnai hâller dışında hâkimin talep edilenin dışında bir şeye karar verememesi taleple bağlılık ilkesinden çıkan üçüncü sonucu oluşturmaktadır. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, verilen hükmün sonuç kısmına bakılmak suretiyle tespit edilir. Buna göre talepte bulunan kişinin gerçek iradesi ile mahkemenin verdiği hükümdeki sonuç kısmının aynı olup olmadığı, talep edilenden farklı bir şeye karar verilip verilmediği bu şekilde anlaşılır.

21. Unutulmamalıdır ki, sosyal güvenlik hakkına temel insan hakları arasında yer verilmiş ve uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 60. maddesinde de herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı hükme bağlanmıştır. Sosyal güvenlik hakkı vazgeçilemez ve devredilemez haklardandır.

22. Somut olayda davacı vekili müvekkilinin davalı ... Kimyasal Ltd. Şti'den Kuruma bildirilen 08.04.2014-10.11.2014 tarihleri arasındaki çalışmanın fiili olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine davacının bu tarihlerde fiilen, düzenli ve sürekli şekilde çalıştığı tek işyerinin ... Kimyasal Ltd. Şti'ye ait işyeri olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dinlenen bordro tanıklarının iptal edilen uyuşmazlık konusu dönemde davacının davalı ... Kimyasal Ltd. Şti'de değil dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti'de çalıştığını beyan ettikleri, davacının da denetim sırasında SGK denetmenine dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti'de çalıştığını söylediği, bu ifadenin mahkeme dışı ikrâr niteliğinde olup davacıyı bağlayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece eksik araştırma ve inceleme yapıldığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

23. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı asıl Kurum müfettişine verdiği 06.06.2016 tarihli ifadesinde davalı ... Kimyasal Ltd. Şti. hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan etmiş olmakla birlikte eldeki davada iptal edilen çalışmasının fiilen, düzenli ve sürekli şekilde davalı ... Kimyasal Ltd. Şti'de geçtiğini belirterek hizmetlerinin tespitini talep etmiş, 23.02.2021 tarihli duruşmada da işyerlerinin birbirleriyle bağlantılı olduğunu, aynı anda iki işyerinin de işlerini yaptığını, iki şirketten bildirilen süre boyunca aynı anda iki işyerinde de aralıksız çalıştığını belirtmiş, tanıklardan ... da "işyerleri birbirine yakın olduğu için zaman zaman işçi değişimi oluyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya içerisindeki kayıt ve belgelere göre de ... sicil numaralı dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti. adına olan işyerinde yapılan işin mahiyetinin "madeni yağ imalatı toptan ticareti" olduğu ve işyeri adresinin "... Mah. 3125 Sokak No:31 Merkez/..." olarak; ... sicil numaralı davalı ... Kimyasal Ltd. Şti. adına olan işyerinde yapılan işin mahiyetinin "madeni yağ satımı" olduğu ve işyeri adresinin "... Mah. 3125 Sokak No:31/A Merkez/..." olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu tespitler karşısında sosyal güvenlik hakkının Anayasa ile güvence altına alınan temel bir insan hakkı olması yanında sigortalı olma hak ve yükümünden kaçınılamayacağına ve vazgeçilemeyeceğine ilişkin Kanun hükümleri karşısında, üstelik Mahkemenin bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü resen araştırma ve delil toplama yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında, gerçek işveren ya da işverenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla davalı şirket ile dava dışı ... Otomobil Ltd. Şti'nin aynı adreste faaliyet gösterdiği ve yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanları da birlikte değerlendirildiğinde verilecek hükmün sigortalıyı çalıştıran işverenin hak alanını da ilgilendirdiği ve onun yönünden bir takım sorumluluk ve yükümlülükler doğurabileceği belirgin bulunmakla, işverenin davalı Kurumla birlikte zorunlu dava arkadaşı konumunda yer aldığı ve husumette hata nedeniyle gerçek işverene de husumet yöneltilmesi gerektiği gözetilerek dava dışı işveren tespit edilerek HMK'nın 124. maddesi uyarınca yöntemine uygun biçimde davaya katılımı sağlanmalı, bu işverenin göstereceği tüm kanıtlar da toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davacının iddiası ve talep sonucu dikkate alındığında HMK'nın 26. maddesine aykırı şekilde sonuca gidilemeyeceği şeklindeki gerekçe ile sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez anayasal bir insan hakkı olduğu gözden kaçırılarak somut olayda uygulanma yeri olmayan HMK’nın 26. maddesine vurgu yapılarak verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

24. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

25. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

§