Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu

Dosya2025/554 E. 2026/212 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1006 E., 2022/1078 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26.04.2022 tarihli ve

2021/9707 Esas, 2022/7525 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince takyidatların bedele yansıtılması yönünden hükmün düzeltilmesi suretiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi 43... parsel (yeni 43... ve 26 parsel) sayılı taşınmazın davacıların mirasbırakanları ... ve ... ile davacı ...'na ait iken davalı idare tarafından el atıldığını, davacı ile murisleri adına tapulama yoluyla tespit edilen taşınmazın mahkeme kararı ile taraf teşkili sağlanmadan 16.10.1974 tarihinde İSKİ adına tescil edildiğini, söz konusu taşınmazda davacılara veya murislerine yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı gibi bedelin de ödenmediğini, dava konusu ifraz edilen taşınmazların davacı ve murisleri adına 18.08.1960 tarihinde tapulama yoluyla tescil edildiğinden huzurdaki davaya 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun hükümlerine göre kamulaştırılmış sayıldığını, taşınmaza 1956 yılından önce el atıldığını, Vakıf ... Su Yollarının 1582 yılında Sultan 2. Selim'in eşi Nurbanu ... tarafından yaptırıldığını, bu nedenle 221 sayılı Kanun'un 4. maddesinde tanınan iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve taşınmaz bedelinin bu nedenle istenmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2016/449 Esas, 2019/138 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 43 ada (eski 5 parsel) yeni 25... parsel sayılı taşınmazlarda davacıların hissesine isabet eden kamulaştırmasız el atma bedelinin 1.894.500,00 TL olduğunun tespitine, belirlenen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, taşınmaz üzerindeki takyidatların bedele yansıtılmasına, 43 ada (eski 5) yeni 25... sayılı taşınmazlar davalı idare adına tescilli olduğundan tescil yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli ve 2019/2635 Esas, 2021/812 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve anılan Kanun'un 4. maddesinde yer verilen hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunmadığı, bu nedenle davalı idare vekilinin 221 sayılı Kanun gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yönündeki istinaf nedenine itibar edilmediği, hükmedilen 4.500,00 TL/m2 bedelin de adil ve hakkaniyete uygun olduğu, ancak dava konusu taşınmazların daha önce davalı idare adına tescilli olmasına rağmen taşınmaz üzerindeki takyidatların bedele yansıtılmasına karar verilmesi doğru değil ise de; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 43 ada (eski 5) yeni 25... parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat bedelinin 1.894.500,00 TL olduğunun tespitine, belirlenen bedelin 947.250,00 TL'sinin davacı ...'na, 236.812,50 TL'sinin davacı ...'e, 236.812,50 TL'sinin davacı ... ...'e, 236.812,50 TL'sinin davacı ...'e, 236.812,50 TL'sinin davacı ...'a dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak verilmesine, dava konusu 43 ada (eski 5) yeni 25... parsel sayılı taşınmazlar davalı adına tescil edilmiş olduklarından tescile ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

''...Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu Üsküdar İlçesi, ... Mahallesi, 43 ada, 25... parsel sayılı taşınmazların kök parseli 43 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın kök muris ... ... adına 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti çalışmaları sonucu tescil edildiği ve 18.08.1960 tarihinde davacı ve davacılar murisleri adına intikalen tescil edildiği, İstanbul Sular İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1973/653 Esas-1974/214 Karar sayılı dosyası ile hasımsız olarak açılan dava sonucunda kök 43 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın 421, 00... 'lik bölümünün (halihazırda 43... ve 26 parsel sayısı ile tapuya kayıtlı) 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idare adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Dava konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin dava hasımsız yürütüldüğünden, Üsküdar 2. Asliye Mahkemesi'nin 1973/653 Esas-1974/214 Karar sayılı hükmünün icrası ile idare adına yapılan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olsa da; dava konusu taşınmazların kök parseli 43 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın kök muris adına 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu tapulama suretiyle tapuya tesçil edildiği, dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09/10/1956 tarihinden çok önce ... Suyu Memba Sahası ve isale hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan 2 yıl içerisinde (12/01/1963 tarihine kadar) taşınmaz maliklerince dava açılmadığından, davalı idare vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurularının davacılar yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca takyidat yönünden düzeltilerek davanın kabulü yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı idare vekili; istinaf mahkemesinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) dikkate alınması şeklindeki gerekçesinin dava konusu taşınmazın vakıf arazisi olması karşısında geçerli bir gerekçe olmadığını, dava konusu taşınmazlarda bulunan amme hizmetine tahsisli Vakıf Suyu ve muhtesatlarının İSKİ yönünden devir tarihi olan 1933 yılında fiilen amme hizmetine tahsis edildiğini, 221 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olup resen dikkate alınarak açılan davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada; dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce mi yoksa sonra mı el atıldığı, mülga 221 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Ön Sorun

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, eldeki dosyanın temyiz aşamasında bulunduğu sırada 05.01.1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih olan 04.08.2022 tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla, oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

E. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

221 sayılı Kanun’un 1-9. maddeleri

2. Değerlendirme

1. 221 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesince “iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine” karar verilmiştir. İptal kararı, 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, 04.05.2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren iptal kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

2. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

§