Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu

Dosya2025/37 E. 2026/37 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/490 E., 2024/797 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.12.2023 tarihli ve

2022/2980 Esas, 2023/7261 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki limited şirket temsilcisinin temsil yetkisinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

B. Gerekçe

Değerlendirme

1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.

2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğindedir.

4. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Özel Dairece, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesine dayalı olarak açıldığı ve davacının müdürlük sıfatı yanında aynı zamanda şirket ortağı olduğu, anılan maddenin her ortağa haklı sebeplerin varlığı hâlinde yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılmasını mahkemeden isteme hakkı tanıdığı, bu kapsamda eldeki davanın esası değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken TTK'nın 6 23... . maddeleri kapsamındaki yanılgılı değerlendirmeyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

5. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılamada 25.06.2024 tarihinde direnme kararı verilmiştir.

6. Direnme kararının gerekçesinde ise TTK'nın 631. maddesinin sınırlı atfının 623. maddesine ilişkin olduğu, 623. maddenin ise sadece müdürlere ilişkin olması, davalının da müdür sıfatını haiz bir ticari vekil olmaması karşısında TTK'nın 631. maddesinin prosedürünün uygulanması gerektiği, bu nedenle davacının ortak sıfatı ile değil müdür sıfatı ile yaptığı veya yapması gereken iş ve işlemleri ve buna bağlı sıfatının gözetileceği, ticari vekil olarak kabul edilen davalının yetkisinin kaldırılmasında, ortağın 630. maddesindeki hakkına değil müdürün TTK'nın 631. maddesindeki yetkisine öncelik verilmesi gerektiği, öte yandan iki kişilik ortaklıkta davalının da %50 pay sahibi olması nedeniyle genel kurulun davalının yetkilerinin alınması veya sınırlandırılması yönünde karar alamayacağının ileri sürülmesinin de kanundaki ön koşulu ortadan kaldırmayacağı gibi bu yönde bir kabulün limited şirketlerdeki karar alma sürecinin fiilen uygulanma ihtimallerini de peşinen kısıtlamak olacağı gerekçesine yer verildiği anlaşılmaktadır.

7. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, zira bozmaya konu karardan farklı gerekçeler içermekle yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır.

8. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.

9. O hâlde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

§