Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu

Dosya2025/252 E. 2026/202 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/90 E., 2024/150 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 tarihli ve

2023/12641 Esas, 2023/12854 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... isimli şahsı ev hizmetlerinde çalışmak üzere 2016 yılının 4. ayında işe alarak 5510 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesi kapsamında sigortasını başlattığını, 2018 yılının 8. ayı sonuna kadar sigortasını eksiksiz yatırdığını ancak sigortalının işten ayrılış bildirgesinin verilmesinin atlanması nedeniyle sigortalının çalışmadığı dönemlerde de prim borçlarının işlemeye devam ettiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine ödeme emri düzenlendiğini ileri sürerek müvekkilinin borcunun olmaması sebebi ile takibe konu ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; süresinde açılmadığından öncelikle davanın süreden reddi gerektiğini öte yandan davalının yanında çalıştırdığı sigortalıdan dolayı tahakkuk eden prim ve işsizlik sigortası primi borçlarını ödememesi nedeniyle ödeme emri gönderildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Dahili davalı vekili; müvekkilinin bordro tanığı iken davalı olarak davaya dahil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen tarihte değil 20.03.2020 tarihinde pandemi başlaması sebebiyle işine son verildiğini, işten çıkış bildirimini yapılmasının işverenin sorumluluğunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2023 tarihli ve 2022/306 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararı ile; dava dilekçesinde dahili davalının 2018 yılının Ağustos ayında işten ayrıldığı beyan edilmiş ise de davacının ve eşinin SGK'ya vermiş oldukları beyanlarda 30.08.2018 tarihli işten ayrılış bildirgesinin gerçeği yansıtmadığını, sigortalının çalışmasının 20.03.2020 tarihine kadar devam ettiğini belirttikleri, ayrıca davacı vekilinin 16.02.2023 tarihli duruşmada dava dilekçesinde sehven sigortalının 2018 yılının 8. ayına kadar çalıştığının yazıldığını beyan ettiği gözetildiğinde dahili davalının iş sözleşmesinin 20.03.2020 tarihine kadar devam ettiği hususu sabit olmakla davacının 01.09.2018-20.03.2020 tarihleri arasında doğan prim borçlarından sorumlu olacağı, dava konusu ödeme emrinin ise 2018/09-2021/09. dönem prim borçları için düzenlendiği ve 17.02.2023 tarihli Kurum yazı cevabına göre 20.03.2020 tarihinden sonraki prim borçlarının silinmiş olduğu ancak dava konusu ödeme emrindeki miktarlar dönem bazında ayrıştırılmadığından toplam miktara faiz uygulandığı ve davacının 20.03.2020 tarihinden sonraki prim borçlarından da sorumlu tutulduğu, davacının sorumlu olduğu 01.09.2018-20.03.2020 tarihleri arasındaki dönemi yönünden yeni bir ödeme emri düzenlenmesi gerektiği, bu hâliyle dava konusu ödeme emrinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2242 Esas, 2023/2408 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"…Tüm dosya kapsamına göre, davacı dönem bordrolarını verdiği davalının çalışmadığını iddia ederek bildirilen sürelerin iptali ve buna bağlı olarak çıkartılan borcun iptalini talep etmiş olup Mahkemece yapılması gereken iş; davacının (doğrusu; dahili davalının) fiilen çalışıp çalışmadığının araştırılmasına yönelik olup yapılan araştırma yeterli görülmemiştir.

Davalı ev hizmetlerinde çalıştığını iddia ettiğine göre, çalışmaları bilebilecek durumda olan kapıcı/yönetici/komşular tespit edilerek dinlenilmeli, iddia edilen dönemde çalışma olup olmadığı tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, sigortalılığı buna bağlı olarak istenilen prim borçlarının varlığı araştırılmalı, yargılama aşamasında borcun bir kısmının iptal edildiğinin belirtilmesi karşısında 20 20... üncü ayı ve sonrasına ilişkin dönem yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir ..

.." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kurumun prim borçlarının iptal edildiğini bildirmesine rağmen ödeme emrini iptal etmeyerek istinaf ve temyiz başvuruları ile ihtilafı sürdürdüğü, ödeme emrinin tamamıyla hukuka aykırı duruma gelmesi ve 2020 yılının 3. ayından sonraki dönem borçlarını da kapsaması nedeniyle iptaline karar verilmiş olmakla davanın konusuz kalıp kalmadığının araştırılmasına gerek olmadığı gibi dahili davalının çalıştığı tarihlerin davacı ve eşi tarafından da kabul edildiği, bozmadan önce dinlenen komşu tanığının beyanından da dahili davalının 2020 yılının 3. ayına kadar davacının yanında çalıştığı sabit olduğundan usul ekonomisi ilkesi gereği diğer komşu tanıklarının dinlenmesinden vazgeçildiği, dava konusu ödeme emrinde alacaklar dönem bazında ayrıştırılmadığı için kısmi hüküm kurulmasının da mümkün olmadığı, Kurumun 20.03.2020 tarihinden sonraki prim borçlarını iptal ettiğini göz önüne alarak usulüne uygun yeni bir ödeme emri düzenlemesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili, süresinden sonra açılmışsa davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca dava değeri gösterilmediğinden harcın eksik yatırıldığını, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, davacının yanında çalıştırdığı sigortalısından dolayı tahakkuk eden prim ve işsizlik sigortası prim borçlarını ödemediğinde Kuruma borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dahili davalının fiilen çalışıp çalışmadığına yönelik mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre dahili davalının ev hizmetlerinde çalışmalarını bilebilecek tanıkların tespit edilerek dinlenilmesinin ve yargılama aşamasında dava konusu ödeme emrine konu borcun bir kısmının iptal edildiğinin belirtilmesi karşısında bu dönem yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 79... . maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Türk sosyal sigortalar sistemi, sosyal güvenlik politikalarının ve sistemlerinin finansmanını ağırlıklı olarak prim rejimine dayandırmaktadır. Bu nedenledir ki, Kurumun sosyal güvenlik politikalarını oluşturabilmesi, sosyal güvenlik sistemlerinin işlerliğini devam ettirebilmesi ve oluşan sosyal riskler yönünden gerekli sosyal sigorta yardımlarının sağlanması en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır.

2. Gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) 80. maddesi, gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir. Anılan maddeler uyarınca işveren bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak primi ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

3. Primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamak amacıyla işveren ile birlikte sorumlu olanlar yönünden kanun koyucu tarafından mülga 506 sayılı Kanun, 5510 sayılı Kanun ve aynı zamanda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da (6183 sayılı Kanun) bir kısım düzenlemeler getirilmiştir.

4. Buradan hareketle 5510 sayılı Kanun’un “Prim alınması zorunluluğu” kenar başlıklı 79. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen; “Kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için, bu Kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurum prim almak, ilgililer de prim ödemek zorundadır” hükmü ile sosyal güvenlik sistemi içerisinde prim ödemenin önemine vurgu yapılmıştır.

5. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 108. maddesinin (c) bendi uyarınca 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren aynı Kanun’un “Primlerin ödenmesi” kenar başlıklı 88. maddesinin 1 ve 16. fıkraları ise;

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.

Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır...” şeklinde düzenlenmiştir.

6. Son olarak belirtmek gerekir ki, bazı hâllerde dava devam ederken dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, taşınmazın tahliye edilmesi gibi bir nedenle dava konusuz kalabilir. Bu hâlde mahkeme esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Ancak dava sırasında meydana gelen bir olay nedeniyle davanın konusuz kalmış sayılabilmesi için, artık her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hiç bir hukuki yararının kalmamış olması gerekir. Sonradan doğan bir olay nedeniyle davanın konusuz kalmış gözükmesine rağmen tarafların davanın esası hakkında karar verilmesindeki hukuki yararları devam ediyorsa dava konusuz kalmaz, davaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. III, İstanbul 2001, s.3015-3021).

7. Somut olayda davacıya 08.12.2021 tarihinde 24.11.2021 tarihi itibariyle hesaplanan 20 18... . ay ilâ 20 21... . ay arasındaki döneme ait ... numaralı 47.961,30 TL miktarlı 5510 sayılı Kanun'un Ek 9 (Ev Hizmetleri) kapsamındaki borç konulu ödeme emrinin tebliğ edilmesi üzerine sigortalının ev hizmetlerinde 2018 yılının Ağustos ayının sonuna kadar çalıştığı iddiasıyla ödeme emrinin iptali için eldeki dava açılmış, 16.10.2023 tarihli duruşmada davacı vekilince dahili davalının çalışmasının 2020 yılının Mart ayına kadar sürdüğü ancak işten ayrılışının bildirilmesinin atlandığı, dava dilekçesinde 2018 yılı Ağustos ayının sonuna kadar çalıştığının sehven yazıldığı belirtilmiştir. Dahili davalı da 2020 yılında başlayan pandemiye kadar çalıştığı yönünde beyanda bulunmuş, 27.06.2022 tarihli Kurum denetmen raporunda da dahili davalının işten ayrılış tarihinin 20.03.2020 olduğu, bu tarihten sonraki bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmaması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği yönünde yapılan tespit üzerine 17.02.2023 tarihli Kurum yazısında dahili davalının 20.03.2020 tarihinden sonraki çalışmaları iptal edildiğinden bu döneme ilişkin prim borçlarının silindiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

8. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 2020 yılının Mart ayında pandemiye kadar çalıştığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu olmayan dahili davalının 2020 yılının Mart ayı sonrası çalıştığı yönünde iddiası ve temyizi de mevcut olmadığından hizmet tespitine yönelik araştırma ve inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Eldeki davanın ödeme emrinin iptali davası olduğu da gözetilerek 17.02.2023 tarihli Kurum yazısında belirtildiği üzere 20.03.2020 tarihinden sonraki döneme ilişkin dava konusu prim borçlarının silindiği bildirildiğinden davalı Kuruma silinen borçlar sonrası devam eden borçlar yönünden ayrıntılı borç dökümü sorularak iptal edilen kısımlar bakımından davanın konusuz kaldığına, devam eden borçlar bakımından ise davacının sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir.

9. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

§