"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/427 E., 2023/220 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve
2022/1494 Esas, 2022/12692 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi ...’un İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mahallesi 7 78... parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, davalı idare tarafından taşınmazın etrafının duvar ve tel örgülerle çevrildiğini, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen el atıldığını, taşınmazın diğer hissedarları tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davasına ilişkin Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/619 Esas, 2017/47 Karar sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile de talebini 182.521,88 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre yapılan imar uygulaması neticesinde meydana geldiğini, murisin eski kadastro parseli olan 7 79... parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduğunu, bu taşınmazların tamamının müvekkili idare tarafından kamulaştırıldığını, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, davacı murisinin taşınmazdaki hissesinin iptali ve idare adına tescili için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17. maddesine göre açılan davanın Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/293 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2019 tarihli ve 2019/34 Esas, 2019/456 Karar sayılı kararıyla; davaya konu hissenin 216 parselde kalan ve kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılan kısma yönelik 19469/91378292 hisse olduğu, davalı idare tarafından dava konusu 7 78... parsel sayılı taşınmazda davacının murisinden intikal eden hissesine kamulaştırma yapılmadan el atıldığı, taşınmazın arsa vasfında olup emsal satış bedellerine göre değer tespiti yapan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu Yakuplu Mahallesi 7 78... parsel sayılı taşınmazda davacıya ait hissenin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline, 182.521,88 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli ve 2020/176 Esas, 2021/1552 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın niteliği ve konumuna göre bilirkişi raporunda belirlenen bedelin uygun olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin usulüne uygun kamulaştırma işleminin bulunmadığı, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
''... Davacı vekilinin temyiz talebinin reddine, davalı idare vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Aşağıda açıklanan gerekçelerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/34 Esas, 2019/456 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
1)2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun yapılan tebligatla başlar.
Tebligat geçersiz olsa dahi; bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin tapu maliklerine ödenip ödenmediği, davalı idare ve ilgili banka şubesi ve Genel Müdürlüğünden araştırılıp, ödeme yapıldığının tespiti halinde Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligat geçerli hale gelir.
Bu durumda; davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilen davacının murisine ödeme yapıldığına ilişkin hesap ekstreleri de gözetilerek davacı murisine bankaya bloke edildiği bildirilen kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği ilgili banka şubesinden ve şubenin bağlı olduğu bölge müdürlüğünden sorulup, ödeme yapılmış ise buna ilişkin belgelerin getirtilmesinden sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi,
2)21/12/2019 tarihinde kabul edilerek 24/12/2019 gün, 30988 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ve 7. maddesi ve 09/06/2021 tarihinde kabul edilerek 19/06/2021 gün, 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20... . maddeleri ile 2942 sayılı Yasa'ya Eklenen ek-3 maddesi uyarınca, "Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16... . maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16... . maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle: 9/6/2021-7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır." hükümleri getirilmiştir.
Bu nedenle, 1 nolu bentte yapılan araştırma sonucunda usulüne uygun şekilde kamulaştırma tebligatının yapılmadığının tespiti durumunda dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davalı idare tarafından Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/293 Esasında kayıtlı Kamulaştırma Kanunu'nun 17. maddesine istinaden açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunun beklenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
3)Taşınmazın tapu kaydında yer alan takyidatların hüküm altına alınan bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir....'' gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından istinaf yoluna başvurulurken nispi yatırılması gereken istinaf harcının maktu yatırıldığı, davalı vekiline eksik yatırılan harcın tamamlanması için bir haftalık kesin süre verilmesine rağmen kesin süre içerisinde eksik harcın yatırılmadığı, bunun üzerine 21.01.2020 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, davalı tarafın ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, eksik istinaf nispi karar harcının kesin süreden sonra tamamlandığı, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf kararında başvurunun süresinde olup olmadığının değerlendirilmediği, taraflarca temyiz yoluna başvurulması üzerine Özel Dairece davacı vekilinin temyiz talebinin reddine, davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verildiği, davalı tarafın istinaf başvurusunun geçerli olması için mahkemece verilen kesin süre içinde istinaf nispi karar harcının da ikmâl edilmiş olması gerektiği, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344/1. maddesine göre davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin kararın geçerliliğini koruduğu, kesin sürede usulüne uygun olarak istinaf yoluna başvurulmadığından ilk tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık istinaf süresinin dolması ile hükmün, 07.01.2020 tarihinde şeklen kesinleşmiş olduğu, bundan sonra yapılan kanun yolu denetiminde verilen kararların kesin sürenin sonuçlarına aykırı olduğu, şeklen kesinleşen hüküm yönünden istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi ve bu kararın temyizi üzerine davacı tarafın bu yöndeki itirazları reddedilerek şeklen kesinleşmiş hükmün bozulmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada, 2942 sayılı Kanun'a 72 01... sayılı Kanunlarla eklenen Ek 3. madde ve Geçici 15... . madde hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davalı idare tarafından 2942 sayılı Kanun'un 17. maddesine istinaden açılan Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/293 Esas numaralı tapu iptali ve tescil davasının sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
C. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, Özel Dairenin bozma kararından sonra ancak İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmeden önceki aşamada, 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresinin ve yine 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 15. maddenin 2. fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşılmakla, oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
2942 sayılı Kanun'un Ek 3 ve Geçici 15. maddeleri,
2. Değerlendirme
1. 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 3. maddenin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresi ve yine 2942 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 15. maddenin 2. fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, yayımlandığı tarih olan 28.07.2023’de yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren iptal kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
2. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı iptal kararıyla oluşan yeni durumun Hukuk Genel Kurulunca incelenip değerlendirilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
28.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.