"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 65-172
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle İstanbul 90. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.05.2015 tarihli ve 267-367 sayılı görevsizlik kararı üzerine yargılamaya devam eden İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin 02.09.2015 tarihli ve 224-218 sayılı hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 31.01.2019 tarih ve 8798-1823 sayı ile eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmanın gereğini yerine getiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 29.09.2020 tarih ve 81-226 sayı ile önceki gibi sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın devredildiği Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.01.2022 tarih ve 69-354 sayı ile; "...Sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak TCK'nın 61. ve 3. maddeleri gereğince hakkaniyete uygun ve sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 24.03.2022 tarih ve 65-172 sayı ile sanığın müsnet suçtan TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba dair verilen hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.03.2023 tarih, 12890-1436 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
Daire Üyesi ...; "...Sanığın elverişli vasıta olan bıçakla, mağdurun göğüs sol kısmına dört kez vurduğu, beşinci darbeyi de yine göğüs bölümüne hedeflediği sırada savurma nedeniyle bıçağın mağdurun sol kol üst kısmına denk geldiği, göğüsteki mevcut yaralanmalardan en az birinin mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu, olay yerinde bulunanların araya girmesiyle sanığın eylemini tamamlayamadığı, kastının öldürmeye yönelik olduğu," görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.05.2023 tarih ve 68979 sayı ile; "...Suçta kullanılan bıçağın elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, yaraların sayısı ve niteliği ile engel hâl nedeniyle eylemine devam edemeyen sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğu," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih, 4370-7565 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI ve KONUSU
Mağdur hakkında sanığa yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten yaralama suçundan verilen adli para cezası ile sanık hakkında hakaret suçundan verilen kamu davasının düşürülmesi kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu yoksa teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya içeriğinden;
20.03.2015 tarihinde saat 17.00 sıralarında bıçakla yaralama olayı meydana geldiği ve yaralanan şahsın Sarıyer Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı yönünde ihbarda bulunulması üzerine soruşturmaya başlandığı, kolluk görevlileri tarafından hastanede şifahi olarak dinlenen mağdurun; işten çıkıp evine döndüğü sırada öncesinden tanımadığı sanığı bir kadına cinsel organını gösterirken gördüğünü, müdahale etmek istediğinde sanığın küfrederek üzerine yürüdüğünü, oradan uzaklaşıp evine yöneldiğini, peşinden gelen sanığın cebinden çıkarttığı bıçak ile sol kol altına üç kez vurduğunu beyan ettiği,
Sarıyer Devlet Hastanesince tanzim edilen 20.03.2015 tarihli raporda; mağdurun sol torakal bölgesinde 3x2, 2x2, 3x2 cm ebatlarında üç adet derine inen bıçak izi ile sol kolunda 4x2 cm'lik yüzeysel kesi (sıyrık) mevcut olduğunun bildirildiği,
Mağdurun aynı tarihte sevk edildiği Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen rapora göre; sol hemitoraks 4. interkostal aralıkta 2 cm; aynı bölgede meme üstünde 2 cm ve sol koltuk altına doğru 5. interkostal aralıkta sütüre edilmiş delici kesici alet yaralanmaları tespit edildiği, solunum seslerinin sol bölgede azalması nedeniyle toraks tüpü takılan mağdurun izlem amacıyla yoğun bakımına yatışının yapıldığı,
İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.03.2015 tarihli raporunda; mağdurda mevcut göğüse nafiz kesici delici alet yaralanmasının, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olup etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığının belirtildiği,
Mağdurun 09.03.2020 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunda yapılan muayenesi ve önceki grafilerin değerlendirilmesi neticesinde; vücudunda sol arka aksiller hatta iki adet, sol ön aksiller hatta bir adet, sol meme altında bir adet, sol kol arka yüzde bir adet olmak üzere toplamda beş adet delici kesici alet yaralanması tarif edildiği, sol göğüs ön ve yan duvarında tanımlanan üç adet delici kesici alet yaralanmasının trajeleri ayrıntılı olarak belirtilmemekle birlikte en az birinin toraksa nafiz olup pnömotoraksa neden olduğu cihetle bu yaralanmanın, mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu ve etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelik taşımadığı, vücudunda tanımlanan diğer tüm lezyonların ise ayrı ayrı ve birlikte hayati tehlikeye sebep olmadıkları, etkilerinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde bulunduklarının bildirildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur aşamalarda; olay günü alkollü olduğunu tahmin ettiği sanığın kendisine yönelik taşkın hareketler sergilediğini, yakınlarda bulunan bir arkadaşının araya girerek kendilerini ayırdığını, sanığın uzaklaşacağı sırada yanındaki eşine küfrettiğini, bu nedenle peşinden gidip yakaladığı sanığa, "Küfrederek niye kaçıyorsun?" diye bağırdığını, akabinde kavgaya tutuştuklarını, sanığın kendisine bıçak çektiğini, bunun üzerine kendisinin de bahçıvan olduğu için üzerinde taşıdığı makası sanığa doğrulttuğunu,
Tanık ...; eşi olan mağdurun aracı evin önüne park ettiği sırada pencereden bakmakta olduğunu, bu esnada sanığın bağırarak sokağa girdiğini, eşine ve kendisine sinkaflı küfürler ettiğini, eşinin sanığa gitmesini söylediğini, sanığın da eşinin üzerine yürüyüp yakasına yapıştığını, devamında boğuşarak görüş alanından çıktıklarını, bıçaklanma anını görmediğini,
Tanık ...; kardeşi olan sanık ile yolda tartıştıkları sırada mağdurun yanlarına gelerek "Hop birader, ne oluyor?" diye sorduğunu, kardeşinin de "Ablama söyledim, sana bir şey demedim, senlik bir şey yok." şeklinde cevap verdiğini, mağdurun; "Yaran mı var senin?" deyip kardeşine küfrettiğini, kardeşinin de karşılık verdiğini, yoldan geçmekte olan bir şahsın kolundan tutarak kardeşini oradan götürdüğünü, kendisinin de olay yerinden ayrıldığını, sonra gelişen olayı görmediğini,
Tanık ... ... soruşturmada; ikametinin önünde bulunduğu esnada bağırış sesleri üzerine baktığında mağduru elinde yaklaşık 20 cm uzunluğundaki bahçıvan makası ile sanığa saldırırken gördüğünü, ancak makasın sanığa denk gelmediğini, sanığın da bağırarak karşılık verdiğini, bununla birlikte sanığın elinde bıçak görmediğini, ahlaka aykırı bir davranışına da şahit olmadığını, yanlarına giderek onları ayırmaya çalıştığını, sanığın kolunu tuttuğunda eline kan bulaştığını, ancak kimin yaralandığını bilmediğini,
Mahkemede önceki beyanından farklı olarak; makasın 30 cm kadar olduğunu, üstte taşınacak ya da cebe sığacak boyutta olmadığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık; olay tarihinde ablası ile bir sebepten yolda tartıştıkları sırada mağdurun yanlarına gelerek "Hayırdır, birader!" dediğini, kendisinin de ablasıyla tartıştığını söylemesi üzerine mağdurun "Yaran kime, kimle konuşuyorsun lan!" şeklinde karşılık verip ağız münakaşası yaptıklarını, ablasının ve yoldan geçmekte olan bir şahsın araya girdiğini, daha sonra sakinleşip oradan uzaklaştığını, ablasının da olay yerinden ayrıldığını, 500 metre kadar gittikten sonra mağdurun elinde makas ile arkasından gelmekte olduğunu gördüğünü, mağdur üzerine doğru gelince kendisini korumak amacıyla balıkçı olduğu için yanında bulundurduğu çakıyı çıkarıp mağdura bir kez salladığını savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Mevzuat ve Açıklamalar
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2025 tarihli ve 613-43, 17.09.2025 tarihli ve 23-3 33... .02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında da vurgulandığı üzere;
Kasten yaralama suçu ile teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
TCK'nın 21/1. maddesine göre; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak tayin edilmelidir. Bu cümleden olarak bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde, fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme
Mağdurun öncesinden tanımadığı sanığı bir kadın ile yolda tartışırken gördüğü, olaya müdahale etmek istemesi üzerine başlayan kavga ortamında sanık ve mağdurun karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, devamında mağdurun sanığa makas ile vurmak istediği ancak isabet ettiremediği, bunun üzerine sanığın cebinde bulunan bıçağı çıkararak mağdura salladığı, mağdurun sol arka aksiller hatta iki, sol ön aksiller hatta bir adet, sol meme altında bir adet olmak üzere toplamda dört bıçak darbesiyle yaralandığı, mevcut yaralanmalardan en az birinin pnömotoraksa neden olup mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla da herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Mağdurun şifahen ilk dinlenmesinde sanığın bir bayana cinsel tacizde bulunması üzerine olaya müdahale etmek istediği yönündeki beyanı tanık ... tarafından doğrulanmadığı gibi tanık ... da sanığın ahlaka aykırı bir hareket sergilemediğini belirtmiştir. Kaldı ki mağdur ilerleyen aşamalarda bu beyanını tekrar etmeyip bu kez sanığın kendisine ve yanında bulunan eşine küfretmesi nedeniyle kavga ettiklerini ileri sürmüştür. Mağdurun bu anlatımı da tanıklar ... ve ...’ın beyanları ile bertaraf edilmiştir. Bu vaziyete göre mağdurun, ablası olan tanık ... ile tartıştığını gördüğü sanığa ne olduğunu sorduğu, sanığın kardeşiyle konuştuğunu, onu ilgilendiren bir durum olmadığını söylemesi üzerine karşılıklı olarak münakaşa etmeye başladıkları, tanık ... ve yoldan geçen bir şahsın araya girip sanığı oradan uzaklaştırdığı saptanmıştır. Daha sonra mağdur üstte taşınmayacak ebatta olduğu belirtilen bahçıvan makasını alarak sanığın peşinden gitmiş ve tanık ...’ın beyanı uyarınca makası sanığa bir kez sallamıştır. Buna mukabil sanık da cebinde bulunan bıçağı çıkarıp sanığa karşılık vermiştir. Hastane raporlarında mağdurda üç adet yaralanmadan bahsedilmesine karşın Adli Tıp Kurumunca grafilerin değerlendirilmesinde mağdurun dört ayrı yerinden bıçaklandığı, beşinci yaralanmanın ise yüzeysel nitelikte olduğu raporlanmıştır. Mevcut yaralanmaların göğüs ön ve yan duvarlarında bulunması sebebiyle en az birinin toraksa nafiz olduğu ve mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmekle birlikte aynı ve önceki rapor muhteviyatlarında yaraların derinliğine ilişkin ölçüme dayalı bir tespit yapılmamıştır. Şu hâlde sanığın doğrudan hayati bölgeleri hedef alarak öldürmeye elverişli olduğunda kuşku bulunmayan bıçağı, tek bir darbe ile daha derine saplama imkânı olmasına rağmen böyle bir tercihte bulunmayıp ve fakat makasla yeniden saldırma ihtimali olan mağduru uzaklaştırmak amacıyla birkaç kez daha salladığı anlaşılmaktadır.
Birbirlerini tanımayan taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmaması, sanığın hareketli kavga ortamında hedef seçme imkânına sahip olmaması, birden fazla hamleyi isabet gözeterek ika ettiğine dair delil de bulunmaması, mağdurun peşinden gelerek makas savurması nedeniyle kendisini korumak amacıyla bıçağını kullandığını ileri süren sanığın savunmasının aksinin ispat edilememesi, araya başkalarının girmesinden sonra da bir şekilde fırsatını bulup eylemini devam ettirmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, öldürme kastı ile hareket ettiği ortaya konamayan sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.