"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ : TURGUTLU 1. Ağır Ceza
I. HUKUKİ SÜREÇ
Kasten öldürme suçundan, sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1. maddesi uyarınca müebbet; sanık ...’in TCK’nın 81/1 ve 62. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden aynı Kanun’un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına ilişkin Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2019 tarihli ve 155-26 sayılı resen istinaf incelemesine tabi hükümlerin, sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan ... vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 30.05.2019 tarih ve 1510-1951 sayı ile;
"1- İstinaf dışı sanık ......'un gerek ilk beyanında gerekse aşamalarda değişmeyen ısrarlı anlatımlarında; 'Olaydan iki gün önce sanık ...'in dost hayatı yaşadığı ... adlı bayanın ikametinde ben, babam ... ve sanık ... olduğu sırada babam, sanık ...’e; "...'dan 20.000,00 TL al, sonra onu öldürelim." dedi. ... de babama; "Tamam." dedi. Babam, ...'e maktulü öldürmesi için gri renkli bir silah verdi.' şeklindeki beyanları karşısında, tanık ...'un öz babası ...'a suç isnat etmesini gerektirecek bir husumetinin bulunmadığı da dikkate alınarak istinaf dışı sanık ... hakkında dava açılmasının sağlanıp bu hâlde suç vasfının değişme ihtimali de bulunduğundan, iş bu dosya ile birleştirilmesi ve tüm sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Beyanlarda adı geçen ve işin esasına yönelik bilgi ve görgüsü olduğu anlaşılan ...'un tanık olarak ifadesine başvurulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Tanık olarak ifadesine başvurulan ve işin esasına yönelik beyanları bulunduğu anlaşılan ...'un daha sonra verdiği 31.01.2019 tarihli dilekçe içeriğinde; 'Vermiş olduğum ifadeyi kayınpederim ... ...'un zorlamasıyla yalan söylemek zorunda kaldım, vicdan azabı çekiyorum.' şeklinde beyanda bulunması karşısında, bu hususta yeniden tanık olarak ifadesine başvurulması gerektiğinin dikkate alınmaması,
4- Maktulün eşi ... ...'in olay akşamı eşinden haber alamayınca sanıklar ... ve ... ile telefonda peş peşe görüştüğüne dair soruşturma aşamasındaki beyanları dikkate alındığında, işin esasına yönelik beyanları bulunduğu anlaşılan maktulün eşinin bu hususlara ilişkin tanık olarak ifadesine başvurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
5- Sanıklardan ...'in Cumhuriyet savcılığınca kimlik tespiti yapıldığı sırada kullandığı telefon olarak bildirdiği 0545 629 **** numaralı, sulh ceza hâkimliğinde sorgu sırasında bildirdiği 0542 765 **** numaralı, yine sanık ...'in 25.01.2019 tarihli dilekçesinde ... adına kayıtlı olup istinaf dışı sanık ... ... tarafından kullanıldığını bildirdiği 0534 825 **** numaralı hatların HTS kayıtları getirtilmeden ve bu hatlar üzerinde inceleme yaptırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
6- Dosyada mevcut HTS kayıtlarından yola çıkılarak; sanıklar ... ve ...'in olay sırasında fiilen kullandıkları cep telefonu hatlarının tespiti, gerekirse görüşme kayıtlarında yer alan karşı kullanıcılarının tanık olarak ifadelerine başvurulması, örneğin, ... adına kayıtlı olup sanık ... tarafından kullanıldığı iddia edilen 0533 019 **** numaralı hattan... adına kayıtlı hatta mesajlar gönderildiği, yine aynı görüşme kayıtlarında ... adlı kullanıcıya mesajlar gönderildiği anlaşıldığından, bu şahısların tanık olarak ifadelerine başvurularak bu hattı fiilen kullanan şahsın tespiti ile maktulün cesedinin bulunduğu olay yeri sabit nokta kabul edilerek sanıkların fiilen kullandıkları telefonları olay öncesi olay saati ve sonrasında hangi bazdan sinyal aldığının dosyada mevcut beyanları karşılayacak ve bu beyanların denetlenmesine imkan verecek şekilde yapılacak bilirkişi incelemesi ile sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
7- Soruşturma aşamasında dinlenen ve işin esasına yönelik bilgi ve görgüsü olduğu anlaşılan ......’un tanık olarak ifadesine başvurulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
8- İstinaf dışı sanık ...'un aşamalarda değişmeyen beyanında geçen ve babası ... tarafından suçta kullanılması için sanık ...'e verildiği iddia edilen tabancanın, suçta kullanılan tabanca olup olmadığının tespiti bakımından adli emanete kayıtlı tabancanın getirtilerek duruşmada babası ... tarafından ...'e verilen tabancanın bu tabanca olup olmadığının sorulması gerektiğinin gözetilmemesi,
9- Emanette kayıtlı suç eşyasının müsaderesine karar verilirken, eşyanın içeriğinden söz edilmeksizin emanet makbuz numaralarının yazılması ile yetinilmesi,
10- Maktulün vücudundan otopsi sırasında çıkarılan mermi çekirdeklerinin suçta kullanıldığı anlaşılan tabanca ve olay yerinde bulunan boş kovan ve mermi çekirdekleri ile mukayeselerinin yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince, sanık ... hakkında açılan kamu davasının birleştirilmesi suretiyle devam olunan yargılama sonucunda 30.01.2020 tarih ve 187-42 sayı ile; nitelikli kasten öldürme suçundan, sanık ...’ın TCK’nın 38. maddesi delaletiyle 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet; sanık ...’in TCK’nın 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet; sanık ...’in TCK’nın 82/1-a ve 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, tüm sanıklar yönünden TCK’nın 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba; ayrıca sanık ... hakkında aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin resen istinaf incelemesine tabi hükümlerin, sanıklar ve müdafileri tarafından da istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 19.10.2020 tarih ve 1583-2014 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.12.2021 tarih ve 6974-14989 sayı ile;
"1- Tasarlamanın koşulları oluşmadığı hâlde, sanıkların TCK'nın 81. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2- Sanık ...'ın olayda kullanılan silahı vermekten ibaret kalan eylemi nedeniyle yardım eden sıfatıyla TCK'nın 39/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, aynı Kanun'un 38. maddesi uyarınca azmettirmekten sorumlu tutulması,
3- Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2017 tarihinde kesinleşmiş, 30.04.2014 tarihli ve 69-178 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca verilen 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile mahkûmiyetine dair hükümde hırsızlık suçuna ilişkin olarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesinin 17.05.2017 tarihli ve 16774-5530 sayılı kararında da sanık ... hakkında tekerrür maddesinin uygulanmaması yönünde eleştiri yapılarak hükmün onandığı görülmekle, sanık ...’ın ikinci kez mükerrir kabul edilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Daire Üyeleri ... ve ...; "...1-Sanık ...’ın suça iştirak niteliğinin TCK’nın 39/2-b maddesi kapsamında olup diğer sanıklar ... ve ...’in, olaydan birkaç gün önce verdikleri öldürme kararını sebat ve soğukkanlılıkla uygulayarak maktulü öldürme eylemlerinin ise TCK’nın 82/1-a maddesi kapsamında kaldığı, 2-Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2014 tarihli ve 69-178 sayılı kararında hırsızlık suçu bakımından tekerrür hükümleri uygulanmamış ise de aynı ilamda bulunan gece vakti konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hapis cezasında tekerrür maddesinin uygulanmasına karar verilmesi ve bu suç yönünden kurulan mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 17.05.2017 tarihli ve 16774-5530 sayılı ilamı ile onanarak aynı tarihte kesinleşmesi karşısında bahse konu ilam esas alınarak sanık ... hakkında ikinci kez mükerrirlik şartlarının oluştuğu," açıklamasıyla karşı oy kullanmışlardır.
Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi ise 18.05.2022 tarih ve 37-129 sayı ile; "......'ın olaydan 3-4 gün önce ... ile maktulü öldürme konusunda konuşmaları ve akabinde olaydan bir gün önce tabancayı ...'e teslim etmesi, maktulün ...'den sürekli alacağını istemesi nedeniyle plana ...'in de dahil olması, makul sayılacak bir zaman diliminde sanıkların planlama aşamasını tamamlayıp maktulü öldürmek amacıyla sebat ederek icraya geçmeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde eylemlerinin tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu; ...’ın olayda kullanılan silahı ...'e vermesi, bu hususun ...'ın oğlu olan ...’un aşamalarda değişmeyen beyanlarıyla sabit olması, huzurda suçta kullanılan tabancayı açıkça teşhis eden ...’un babasını suçlayıcı beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, olayın akabinde ... ve ...'in, ...'ın bulunduğu eve gitmeleri, ...'ın, yıkanması için ...’i yönlendirmesi karşısında ...’ın bu suça azmettiren olarak iştirak ettiği, ayrıca ... hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna uygun olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2022 tarihli ve 120235 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine tebliğ edilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 07.06.2023 tarih, 10604-3986 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanıklar ... ve ...’in eylemlerinin TCK’nın 81/1. maddesi kapsamında kasten öldürme suçunu mu yoksa aynı Kanun’un 82/1-a maddesine mümas tasarlayarak kasten öldürme suçunu mu oluşturduğu,
2- Sanık ...’ın suça iştirak edip etmediği, bu bağlamda azmettiren sıfatıyla mı yoksa yardım eden olarak mı suça katıldığı,
3- Sanık ... hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesinin isabetli olup olmadığı,
Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin eksik araştırmaya dayalı olarak bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.08.2018 tarih ve 1360-5888 sayı ile sanıklar ... ve ...’in tasarlayarak maktulü kasten öldürme suçundan TCK’nın 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli ve 1510-1951 sayılı bozma kararından sonra Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.09.2019 tarih ve 2387-224 sayı ile sanık ...’ın, azmettirme suretiyle maktulün kasten öldürülmesi eylemine iştirak ettiğinden bahisle açılan kamu davasının Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince 26.09.2019 tarih ve 269-234 sayı ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu ve safahatin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 490-197; 17.09.2025 tarihli ve 242-343; 11.02.2026 tarihli ve 567-79 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan hâliyle CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu durumlarda hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."
Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.
Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.
Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
B. Hukuki Nitelendirme
Sanıklar ... ve ...’in kasten öldürme suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2019 tarihli ve 155-26 sayılı, resen istinafa tabi hükümlerin sanıklar müdafileri ile katılan vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 30.05.2019 tarihli ve 1510-1951 sayılı bozma kararına konu hukuka aykırılıkların davanın esasına müteallik olup karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentleri kapsamında da bulunmaması karşısında istinaf mahkemesi bozma kararı ve bu bozma kararına istinaden tesis edilen Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 187-42 sayılı kararı, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince verilen 30.05.2019 tarihli ve 1510-1951 sayılı bozma kararı ile bu karara istianeden yeniden tesis edilen Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 187-42 sayılı hükümlerin ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.10.2020 tarihli ve 1583-2014 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar ve hükümlerini konu edinen 14.12.2021 tarihli ve 6974-14989 sayılı bozma ve 07.06.2023 tarihli ve 10604-3986 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
İsabetsiz bulunan Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 37-129 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına,
Dava dosyasının, Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2019 tarihli ve 155-26 sayılı hükümler ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK’nın 280/2 maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Ön sorun yönünden ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konuları bu aşamada değerlendirilmemiştir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Bölge Adliye Mahkemesinin eksik araştırmaya dayalı olarak bozma kararı verebileceği, bu nedenle uyuşmazlığın esasına geçilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince verilen 30.05.2019 tarihli ve 1510-1951 sayılı bozma kararı ile bu karara istianeden yeniden tesis edilen Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 187-42 sayılı hükümlerinin ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.10.2020 tarihli ve 1583-2014 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar ve hükümlerini konu edinen 14.12.2021 tarihli ve 6974-14989 sayılı bozma ve 07.06.2023 tarihli ve 10604-3986 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
2- İsabetsiz bulunan Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 37-129 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, "Mahkemece verilen 05.02.2019 tarihli ve 155-26 sayılı hükümlerle ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması," gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
3- Dava dosyasının, Turgutlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 37-129 sayılı hükümler ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.