Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2024/13145 E. 2024/15369 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; kalıp ustası olarak görev yapan müvekkilinin, davalı Şirketlerin Rusya'da bulunan şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalılar tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının davalı Şirketlerin şantiyelerinde her gün sabah 07.00'de işbaşı yapıp 21.00'e kadar haftasonu, dinî ve millî bayram günleri ayrımı yapmaksızın çalıştığını, ücret haricinde davacıya günde 3 öğün yemek verildiğini ve çalıştığı süre içinde de barınmasının sağlandığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı... ... (Yeni Ünvanı: ...) Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının belirli süreli olarak istihdam edildiğini, alacaklarının Rusya Federasyonu mevzuatına tâbi olduğunu, davalı şirketin Rusya Federasyonu Kanunlarına tâbi şekilde Rusya Federasyonunda kurulmuş olduğundan yabancı şirkette çalışan Türk işçinin ancak çalışılan ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, bu nedenlerle davacı tarafça talep edilen alacakların Rusya Federasyonu hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin bünyesinde çalıştığı proje konusu işin tamamlanması sebebiyle kendiliğinden sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatına mahal verecek bir fesih olgusunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle talep edilen alacaklara hak kazanılamayacağını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının tanıklarının tamamının aynı yönleri amaçlayan, davalı Şirkete karşı açılmış davalarının bulunduğunu, menfaat birliği içerisinde olan tanıkların beyanlarına başvurulmasına ve bu aşamadan sonra yeni tanık gösterilmesine muvafakatlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketin, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde mevcut olmadığını, davacının 01.01.2003-22.04.2015 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığını iddia ettiğini ancak davalı Şirketin 02.04.2008 tarihinde kurulduğunu, davacı işçinin davalı Şirket nezdinde davalı Şirket kurulduktan sonra da çalışmadığını, işbu dava konusu tazminat alacaklarına Türkiye'de yıllar sonra kurulmuş, davacının işvereni olmayan Şirket aleyhine hükmedildiği zaman, mükerrer bir koruma, mükerrer vergilendirme, çifte sigorta gibi sonuçların doğacağını, davada husumetin işçinin çalıştığı Şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davalı Şirket hakkındaki davanın husumet yokluğunda reddinin gerektiğini, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, dava dilekçesinden dahi davacının proje bazlı ve belirli süreli çalışmış olduğunun anlaşıldığını, infisah eden sözleşme hükümleri değerlendirilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği fahiş ücretin de davalı Şirket tarafından kabul edilmediğini, davacının iddia ettiği alacak kalemleri hesaplanacak ise de bu hesabın zamanaşımı göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini, menfaat birliği içerisinde olan tanıkların beyanlarına başvurulmasına ve bu aşamadan sonra yeni tanık gösterilmesine muvafakatlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3. Davalı ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkil Şirkette çalışması bulunmayan işçinin, kaydının da bulunmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa Rusya hukukunun uygulanması gerektiği, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesine göre davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; davalı tarafça süresinde yabancı hukuka dair bir itirazda bulunulmadığını, Türk hukukuna göre karar verilmesi gerektiğini, aksi kabulde ise davacının yalnızca yurt dışı iş sözleşmesine tâbi olarak çalıştığı tarihler için usule ilişkin hükümler hariç olmak üzere yabancı ülke hukukunun uygulanması yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre gibi hukukumuzda belirtilen müstakil bir yargılama kuralı bulunmadığını, böyle bir değerlendirme yapılabilmesi için bahse konu ülke hukuklarında yer alan diğer kanunların ve yargı içtihatlarının incelenmesi gerektiğini, işçinin Rusya hukuku konusunda bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, ayrıca kıdem tazminatı kamu düzeninden kaynaklandığından hesaplamanın Türk hukukuna göre yapılması gerektiğini, içtihat değişikliğinin işçi aleyhine olacak şekilde çelişkiler içerdiğini, itirazları baki kalmakla birlikte hâkimin, bütün durum ve koşulları dikkate alarak daha sıkı ilişkili hukuku belirlemesi gerektiğini, bahse konu maddenin Roma Tüzüğü'nün 8 inci maddesinden alındığını ancak bu durumun değerlendirilmediğini, yasal düzenleme ile mutad işyeri hukuku yerine daha sıkı ilişkili hukuku uygulama yönünde hâkime takdir yetkisi tanınmasının sebebinin işçinin menfaatlerini daha fazla koruyan hukukun bulunması hâlinde, bu hukukun uygulanmasına imkân sağlamak olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa Rusya hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, zamanaşımı yönünden de bu hukukun uygulanması gerektiği, bu bağlamda iş sözleşmesinin sona erdiği tarih ve dava tarihi birlikte nazara alındığında davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf başvurusundaki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2, 5, 8, 24, 27, 40 ve 44 üncü maddeleri.

3. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun iş sözleşmesinin son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 392 nci maddesi şu şekildedir:

“Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.

Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.”

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§