Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2026/479 E. 2026/683 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/228 E., 2025/461 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Şirketin yurt dışı inşaat projelerinde 17.06.1989-27.12.1990, 10.03.1991-15.03.1996, Temmuz 1996 Haziran 1997, 27.12.1997-05.05.2000, Ağustos 2002-Nisan 2003, Haziran 2003-Ağustos 2003, 14.12.2003-20.05.20 09... .08.2012- 30.06.2014 tarihleri arasında olmak üzere toplam sekiz dönem hâlinde kesintili şekilde çalıştığını, son ücretinin net 2.500,00 USD olduğunu, tüm dönem çalışmalarının işveren tarafından iş bitimi gerekçe gösterilerek ve tazminat ödenmeden sonlandırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı Şirketin ...’da bulunan şantiyelerinde 12.12.2003-21.05.20 09... .08.2012-18.06.2014 tarihleri arasında çalıştığını, uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirli süreli iş sözleşmesine dayalı çalışması sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, brüt ücret hesaplamasında davacının yurt dışında çalışmış bir işçi olduğunun dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli kararı ile; davacının davalı Şirketin çeşitli projelerinde aralıklı olarak 17.06.1989-18.06.2014 tarihleri arasında toplam 17... ay 17 gün süre ile çalıştığı, son ücretinin aylık net 2.500,00 USD olduğu, davacının Türk vatandaşı olduğu, davalı Şirket merkezinin Türkiye’de olduğu, davalı işyerinden davacı adına sigorta primlerinin ödendiği, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu, davacının belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı, davacıya yapılan yemek ve barınma yardımı eklenmek suretiyle giydirilmiş ücretin tespit edildiği, iş sözleşmesi haksız olarak feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ve bu alacakların zamanaşımına uğramadığı, dosyada bulunan ibraname gerekli koşulları taşımadığından itibar edilmediği, hesaplamaların brüt ücret üzerinden yapılması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 03.02.2022 tarihli kararıyla; davalı vekili tarafından hizmet süresine ve davalıya karşı davaları olan tanık beyanına ilişkin itirazda bulunulmuş ise de tanıkların aynı işverene karşı davalarının olmasının başlı başına tanıklığı geçersiz kılmayacağı, tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı ve yalnızca tanık anlatımlarına göre değil dosya kapsamındaki bütün deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle kanaate varıldığı, dosyaya ibraz edilen bordrolar imzasız oldukları gibi bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının gerçeği yansıtmadığı, davalının sabit 2.500,00 USD ücretle çalıştığı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 27. maddesine göre iş sözleşmesi konusunda hukuk seçimi imkânının iş sözleşmelerinin niteliği gereği ancak işçi lehine ve sınırlı olarak tanındığı, somut uyuşmazlıkta taraflarca yabancı ülke hukukunun uygulanacağı konusunda bir sözleşme bulunmadığı, Yargıtayın emsal kararları doğrultusunda mevcut davada Türk hukuku hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik olmadığı, iş bitiminin davalıya haklı fesih imkânı vermediği gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının 14.12.2003-20.05.20 09... .08.2012-18.06.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan bu çalışma dönemleri hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiği, gerekirse ... hukukunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle, dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2023 tarihli kararıyla; davacının iş sözleşmesinin 18.06.2014 tarihinde feshedildiği, ... Federasyonu İş Kanunu ile tanınan 3 aylık başvuru süresinin 18.09.2014 tarihine denk geldiği, dava tarihinin 04.04.2017 tarihi olduğu, davacının 14.12.2003-20.05.20 09... .08.2012-18.06.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemlerine ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği, davacının 17.06.1989-27.08.1990, 10.03.1991- 15.03.1996, 11.08.1996-02.06.1997, 29.12.1997-18.04.2000, 23.08.2002-10.02.20 03... .06.2003- 19.08.2003 tarihlerini kapsayan çalışma döneminde ise Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği 19.08.2003 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat gereğince davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin 19.08.2013 tarihinde dolduğu, davanın ise zamanaşımı süresi dolduktan sonra 04.04.2017 tarihinde açıldığı, davacının Türk hukukunun uygulandığı 19.08.2003 ve öncesi döneme ilişkin çalışmaları karşılığında talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalıya ait yurt dışı işyerlerinde aralıklı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 19.08.2003 tarihinde değil, 18.06.2014 tarihinde sona erdiği, davanın iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren yasal süresi içinde açıldığı, 19.08.2003 tarihinden sonraki ilk çalışma 14.12.2003 tarihinde başlamış olmakla aralıklı çalışmalar arasındaki boşluğun da 10 yıldan az olduğu, davacının 17.06.1989-27.08.1990, 10.03.1991-15.03.1996, 11.08.1996-02.06.1997, 29.12.1997-18.04.2000, 23.08.2002-10.02.20 13... .06.2003-19.08.2003 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için kıdem ve ihbar tazminatı talepleri yönünden işin esasına girilmesi gerektiği, 19.08.2003 tarihinde sona eren çalışma dönemi yönünden davalı işverence iş ilişkisinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin iddia edilmediği, bu nedenle 17.06.1989-27.08.1990, 10.03.1991-15.03.1996, 11.08.1996-02.06.1997, 29.12.1997-18.04.2000, 23.08.2002-10.02.20 13... .06.2003-19.08.2003 tarihleri arasındaki hizmet süresi ve 19.08.2003 tarihindeki ücreti üzerinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli kararı ile; Dairemiz bozma ilâmına uyularak, davacının davalı Şirketin çeşitli projelerinde aralıklı olarak çalıştığı, son ücretinin aylık net 2.500,00 USD olduğu, davalının feshin haklı nedenle yapıldığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli kararına süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece, 11.03.2024 tarihli rapordaki hesaplamalar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, bozma ilâmına aykırı hesaplama içeren 17.07.2024 tarihli rapora göre karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı doğrultusunda Türk hukuku uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Mahkemece tek başına yurda giriş çıkış kayıtları ve tanık beyanları ile tespit edilen 10.03.1991-15.03.19 96... .08.1996-02.06.1997 tarih aralığındaki hizmet sürelerinin esas alınmaması gerektiğini,

b. Davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasına ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§