Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2026/364 E. 2026/719 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

SAYISI : 2010/388 E., 2011/206 K.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Belediye) nezdinde işçi olarak çalışırken iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine işe iade davası açıldığını, işe iade kabul kararının kesinleşmesi üzerine davacının işe başlama talebinde bulunmasına rağmen bu talebinin kabul edilmediğini, işe iade kararında hükmedilen alacakların ödenmediğini ileri sürerek işe iade davasından kaynaklanan 4 aylık ücret tutarındaki tazminat ile 4 aylık ücret ve diğer haklar alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5620 sayılı Kanun) uygulanması neticesinde sözleşmesi feshedilen davacının açtığı işe iade davasının kabul edilerek kesinleştiğini, davacının işe başlama talebinin kabul edildiğini, bu sebeple davacının daha önce açtığı davaların sonuçlarından feragat ettiğini, 5620 sayılı Kanun'un geçici işçiliğe son verdiğini, geçiş süreci içinde 5 ay 29 gün geçici işçi çalıştırmaya olanak sağladığını, müvekkili Kurumun işe iade davası neticesinde Kanun'un bu konudaki düzenlemelerine uygun olarak talepleri kabul ettiğini ve işe iadesine karar verilen işçileri tekrar işe aldığını, bu işçilerin işe iadesinden sonra sözleşmelerinin feshedilmediğini, sadece iş sözleşmelerinin askıya alındığını, davacının işe iade kararından sonra işe başlarken Kuruma verdiği yazılı beyanla tüm haklarından feragat ettiğini, feragata rağmen müvekkili aleyhine yeniden dava açmasının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut davalı Belediyenin 18.08.2010 tarihli yazısına göre davacının işe iade kararından sonra başvurduğu ancak Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü tarafından malulen emekliye ayrıldığından ilgili personele 13.03.2010 tarihinde kıdem tazminatı ve diğer haklarının ödendiğinin belirtildiği, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından 5620 sayılı Kanun gereğince 14.12.2007 tarihinde feshedildiği, davacı tarafından işe iade davası açıldığı, davanın kabul edildiği, kararın onanarak kesinleştiği, bunun üzerine davacının işe başvurusunun olduğu ancak Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü tarafından malulen emekliye ayrıldığı için hakkının kendisine ödendiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 21/3 hükmünde belirtilen 4 aya kadarki boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların, işverenin ise başlatmasına veya başlatmamasına bağlı bir sonuç olmadığı, davacının yasal süresinde işe başvurmakla 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenen boşta geçen süreye ait ücrete ve diğer haklara hak kazanacağı (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/4328 Esas, 2008/6932 Karar), davacının işe başlamak için başvuruda bulunduğunun sabit olduğu, davacının davasının işe başlatmama tazminatı açısından taleple bağlı kalınarak 4 aylık ücret talep edildiğinden bu süre üzerinden kabulü ile 4 aylık çalışılmayan dönem ücreti talebinin de kabulü suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; temyiz başvurusuna ilişkin yasal süresi içinde verdiği süre tutum dilekçesinde, sadece Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek başkaca herhangi bir temyiz sebebi ileri sürmemiş, ayrıntılı temyiz sebeplerini yasal süreden sonra verdiği dilekçesinde ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Süresinde temyiz sebeplerinin gerekçeleriyle birlikte bildirilmemesine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; hükümde kanunun açık hükmüne aykırılık bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında süre tutum dilekçesinin içeriğine ve kanuna açık aykırılık hâllerinin bulunmadığının tespit edilmesine göre bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince sunulan süre tutum dilekçesinde ileri sürülen neden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§