"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2348 E., 2025/1615 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Silivri 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/550 E., 2023/615 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; Dairemizin 06.11.2025 tarihli ve 2025/8282 Esas, 2025/8587 Karar sayılı kararı ile temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 17.10.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, asıl karar yönünden nispi temyiz karar harcının tamamlanması için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş olup eksiklik tamamlandıktan sonra kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl karar bakımından temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait fabrikada 01.04.2010-13.01.2022 tarihleri arasında çalıştığını, işe giriş tarihinin Sosyal Güvenlik Kurumuna geç bildirildiğini, ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu ileri sürerek kısmi dava olarak kıdem ve ihbar tazminatları ve ücret alacaklarının, belirsiz alacak davası olarak fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı işçinin, fazla çalışma saatleri içerisinde işyeri kurallarına aykırı davranarak diğer çalışma arkadaşlarını da olumsuz etkilemiş olup işverene karşı diğer işçileri kışkırttığını, söz konusu durumun sadakat yükümlülüğünün ihlali anlamına geldiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, yapıldığı takdirde ise ücretlerinin ödendiğini, davacının çalıştığı ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücretlerinin ödendiğini, ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını, ödenmeyen ücret alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin haklı nedenle fesih yaptığı olgusunu ispatlayamadığı, bu sebeple iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğinin kabulü gerektiği, davacının ödenmeyen ücret, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırı yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Henüz ıslah dilekçesine itiraz süresi dolmadan usul ve yasaya aykırı olacak şekilde hüküm tesis edildiğini, bu nedenle ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunamadıklarını,
2. Davacının ücret alacağı bulunmadığını, elden ödeme alındığı iddiasının ispat edilemediğini, tüm ücretlerin bankadan yapıldığını,
3. Fazla çalışma alacağının bulunmadığını, fazla çalışma yapıldığında karşılığının ödendiğini,
4. İş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil edildiğini, bu husus dikkate alınmaksızın fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanmasının hatalı olduğunu,
5. Davalı işveren bünyesinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıldığında karşılığının ödendiğini,
6. İş sözleşmesi sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılması sebebiyle haklı nedenle feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ücret seviyesi, fesih, talep konusu alacakların ispat ve hesaplanması hususlarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı ve davalı arasında davacının aylık ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşları ile ... Kurumu Başkanlığından (TÜİK) emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı 08.07.2010-13.01.2022 tarihleri arasında 11... ay 5 gün süre ile davalı işyerinde kalıpçı olarak çalışmıştır. Davacı, davalı işveren bünyesinde istihdam edilen çalışanların ücretlerinin her takvim yılı başında, ocak ayında artırıldığını, davacı işçinin 2022 yılı Ocak ayındaki ücretine ilişkin davalı işveren tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığını, davacı işçinin 2021 yılı Aralık ayındaki ücretinin ise 600,00 TL'si elden ödenmek suretiyle net 3.950,00 TL olup asgari ücretteki artış oranı da dikkate alınarak 2022 yılı Ocak ayı ücretinin tespit edilmesi gerektiğini iddia etmiş, davalı taraf, davacı iddialarının doğru olmadığını ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını savunmuş, bordroda yer alan ücret seviyesinin 2021 yılı Aralık ayı ve 2022 Ocak ayında net 3.350,00 TL olduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında dinlenen davacı tanıklarından ...., davacının ücreti hakkında bilgisi olmadığını, ücretlerinin tamamını bankadan aldığını, davacıdan duyduğu kadarıyla kendisine elden ödeme yapıldığını, davalı işyerinde bordro uygulaması olduğunu, davalı işyerinde yılın başında asgari ücret artışı ile aylık ücretlerinin artırıldığını; ...., davacının ücreti hakkında bilgisi olmadığını, kendi ücretlerinin tamamının bankadan ödendiğini, işyerinde bordro uygulaması olduğunu; ...., davacının ücret seviyesini bilmediğini, işyerinde kıdemli personelin ücretin bir kısmını elden aldığını, davacının da kıdemli personel olduğunu, onun da ücretinin bir kısmının elden ödendiğini kendisinden duyduğunu, davalı tanığı .... ise davacının ücreti hakkında tam bir bilgisi olmadığını, davalı işyerinde ödemelerin bankadan yapıldığını, davalı işyerinde bordro uygulaması olduğunu beyan etmiştir.
Dosyaya sunulan belgeler ve tanık beyanları doğrultusunda Mahkemece, davacının 2021 yılında net 3.950,00 TL ücretle çalıştığı, bu ücretin asgari ücretin 1,53 katı olduğu, 2022 yılında ise asgari ücretin net 4.253,40 TL olmasına rağmen ilgili ay bordrosunda asgari ücretin altında kalacak şekilde net 3.350,00 TL gösterildiği, bu durumda 2022 yılındaki ücretin tespiti gerektiği, 2022 yılı asgari ücretin 1,53 katı olan brüt 7.656,12 TL'nin davacının son ücreti kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Ne var ki yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmamıştır.
Öncelikle tanık beyanları duyuma dayalı olduğundan davacı bordro ödemesi dışında elden ödeme yapıldığı iddiasını ispatlayamamış, davacının son ücreti de yukarıda aktarıldığı hâliyle varsayımsal bir şekilde belirlenmiştir.
Mahkemece davacıya emsal olabilecek aynı dönemde kalıpçı olarak çalışan işçilerin Aralık 2021 ve Ocak 2022 bordroları temin edilerek 2022 yılbaşında yapılan zam oranı tespit edilerek bu oran nispetinde yapılacak artırım ile davacının son ücreti tespit edilmeli, elden ödeme iddiasının usulünce ispatlanamadığı da gözden kaçırılmayarak talep konusu alacaklar yeniden hesaplanmalıdır.
3. 2706 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesi ile iddia ve savunma hakkı usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin 2. fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır.
Hukuki dinlenilme hakkı açıklamada bulunma hakkını ve dolayısıyla delil bildirme, bildirilen delillerin toplanmasını ve değerlendirilmesini de kapsar. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki tarafın eşit şekilde bilgi ve belge sunma, beyanda bulunma, açıklama yapma imkânının bulunması, tarafların yargılama süresince mahkeme nezdinde sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından eşitliğin gözetilmesi, taraflar arasındaki mücadelenin eşit silahlarla yürütülmesi ve iki tarafın delillerinin değerlendirilerek tartışılması adaletin görünür kılınmasını da sağlayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta davacı; kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı bakımından davasını kısmi dava olarak, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından ise belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı bakımından ıslah, diğer alacaklar bakımından talep artırım dilekçesi mahiyetinde olan dilekçe, davalı tarafa 17.07.2023 tarihinde tebliğ edilmiş; İlk Derece Mahkemesince 18.07.2023 tarihli son duruşmada dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak davalı vekilinin mazeret dilekçesinin reddine dair verilen ara karar sonrası dosya karara çıkartılmıştır. Mahkemece kısmi dava olarak açılan alacak kalemleri bakımından davalının ıslah dilekçesine karşı beyan süresi dolmadan karar verilmesi nedeniyle davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.