"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/231 E., 2025/404 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ...'da kurulmuş olan ... adlı dava dışı iştirakinin ...'da bulunan muhtelif şantiyelerinde aylık net 2.000,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz bir şekilde feshedildiğini, davacının davalı Şirket şantiyelerinde her gün 07.00-21.00 saatleri arasında, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ayrımı olmaksızın çalıştığını, yalnızca 1 gün Kurban ve Ramazan Bayramlarında, 1 gün de yılbaşında izin kullandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, yurt dışı hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının iddia ettiği çalışma süresinin gerçeği yansıtmadığını, davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmesinin gerektiğini, davacının ücret hususundaki iddialarının fahiş olduğunu, mesai saatlerinin de hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli tarihli kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın işçilik alacakları istemine ilişkin olduğu, davacının davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde çalıştığı, en son aylık net 2.000,00 USD ücret aldığı, davacının davalı işveren nezdinde çalışmasının 19.05.2020 tarihine kadar sürdüğü ve bu tarihe kadar ...'da çalışarak işten ayrıldığı, dava tarihi itibarıyla ... mevzuatına göre belirlenen 3 aylık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, buna karşın söz konusu dava tarihi itibarıyla kıdem ve ihbar tazminatı için yine ... iş mevzuatında belirlenen 1 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, diğer talep edilen alacak kalemleri yönünden ise dava tarihinden 3 ay önceki yani 01.04.2020 tarihinden öncesi dönemin zamanaşımına uğradığı, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının bulunduğu, bu çalışmalar karşılığı ücretlerin noksansız şekilde ödendiğine ilişkin işveren tarafından sunulmuş belge ya da ödeme makbuzu bulunmadığı, zamanaşımına uğramayan net 68,03 USD fazla çalışma ve 46,93 USD hafta tatilinin hüküm altına alınması gerektiği, davacı tarafın ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebini ise yargılama süresince ispat edemediği, bu nedenle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarihli kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinin: "Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir." şeklinde düzenlendiği, somut olayda, taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlık hakkında Rus hukukunun uygulanması gerektiği, Rus hukukunun aynı zamanda mutad işyeri hukuku olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin dolduğu, buna göre kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının fazla çalışma ile hafta tatili çalışmasına ilişkin hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlikten reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.09.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının iş sözleşmesinin 19.05.2020 tarihinde sona erdiği, davanın ise 06.07.2020 tarihinde açıldığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunduğu, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (pandemi ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ve ücret alacakları yönünden ise davanın, kısmi dava şeklinde açıldığı, davacı vekilinin 03.03.2022 tarihli dilekçesi ile söz konusu taleplerini ıslah ettiği, davalı vekilinin 09.03.2022 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, buna göre kıdem ve ihbar tazminatları yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 03.03.2022 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarlarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli iken Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı bakımından zamanaşımı süresinin 1 ay olduğunun kabulü ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Gerekçeli kararda bozma sonrası alacakların nasıl hesaplandığının denetlenemediğini,
b. Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. ... İş Kanunu'nda düzenlenen sürenin zamanaşımı olmadığını, ... Medeni Kanunu'nda zamanaşımının düzenlendiğini, buna göre en az 3 en çok 10 yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, ... hukukuna göre mahkemeye başvurulması ile zamanaşımı süresinin işlemediğini,
ç. Davacının ücretinin eksik belirlendiğini,
d. Fazla çalışma ücretinin eksik hesaplandığını, tanık beyanlarına göre tüm dönem bakımından fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Husumet itirazında bulunduklarını,
b. Alacakların zamanaşımına uğradığını,
c. Davacının hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
ç. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini,
d. İhbar tazminatının hesaplanmasının hatalı olduğunu,
e. Fazla çalışmaların ödendiğini,
f. Alacaklardan yapılan indirimin az olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, hizmet süresi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabı ile zamanaşımına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.