"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/30 E., 2025/317 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.06.2009-12.05.2018 tarihleri arasında davalıya ait şantiyelerde usta gemici olarak çalıştığını, ücretinin net 1.525,00 USD + 3 öğün yemek + barınma + her ay 150,00 USD sigorta bedeli + iaşe toplamından oluştuğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, kıdem, ihbar tazminatlarının ödenmediğini, davacının çalıştığı süre boyunca ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ayda ortalama 3 hafta tatili gününde çalıştığını, fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığı ücretlerin ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirket tarafından işletilen gemilerde belirli süreli iş sözleşmeleri ile ihtiyaç oldukça ve fasılalarla usta gemici olarak çalıştığını, kesintisiz çalışmadığını, davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalışmasının işin niteliği gereği olduğunu, davacının davalı Şirket dışında çalıştığı farklı şirketlerdeki çalışmalarından kaynaklı taleplerini de davalı Şirkete yönelttiğini, her ne kadar bu şirketler aynı holdingin grup şirketleri olsalar da her şirketin farklı bir tüzel kişiliği olduğunu, davacının farklı tüzel kişiliklere sahip şirketlerdeki çalışmalarına ilişkin taleplerinin tamamı için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi süresinin dolması üzerine sona erdiğini, davacının kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını, davacının fazla çalışması bulunmadığını, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmaları karşılığı ücretlerin aylık ücret içerisinde peşinen ödendiğini, davacıya hak ettiği yıllık izinlerin karşılığı ödemelerin ücret bordrolarında gösterilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli kararı ile; davacının 854 sayılı Deniz İş Kanunu (854 sayılı Kanun) kapsamında çalıştığı, davalı Şirkete bağlı olarak kesintili olarak toplam hizmet süresinin 6 yıl 10... gün olduğu, davacının giydirilmiş brüt ücretinin 2.540,30 USD olduğu, davacının her dönem kıdem süresi toplandığında 1 yılın üstünde çalıştığı, kıdem tazminatına hak kazandığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/22725 Esas, 2016/5978 Karar sayılı ilâmında değinildiği üzere ilk kez yapılmayan belirli süreli iş sözleşmesi yenilendiğinde objektif şartların yerine getirilmesi gerektiği, bu şartlardan birisinin de sözleşmeye sefer kaydının yazılması olduğu, davacıya ait iş sözleşmeleri incelendiğinde üst üste belirli süreli sözleşme yapıldığı, sözleşmelerin 6 ay üzerinden yapıldığı ancak sefer kaydı içermediği ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 6 aylık sürenin sonunda davacının çalışmaya devam ettiği nazara alınarak sözleşmelerin belirsiz süreli olduğunun kabul edildiği, ihbar tazminatına hükmedildiği, ücret bordrosunda tahakkuku yapılan izin ödemesi mahsup edilerek bakiye yıllık izin ücretine hükmedildiği, ispatlanamayan fazla çalışma ücretinin reddi gerektiği, iş sözleşmelerinde her ne kadar hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin temel ücrete dâhil olduğu yazılı ise de bu kalem alacakların temel ücrete dâhil edilmesinin mümkün olmadığı, bu çalışmaların fazla çalışma gibi kabul edilemeyeceği gözetilerek sözleşmenin bu maddesine itibar edilmediği, ücret bordroları ve tanık beyanları doğrultusunda davacının 6 aylık çalışma döneminin ortalama 3 ayında gemi limanda iken hafta tatilinde ve dinî bayramların 1 günü hariç diğer genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek alacak miktarının ikiye bölündüğü, bordrolardaki hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin mahsup edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının davalıya ait gemilerde birbiri ardına belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı, sözleşmelerin belirli bir sefer için yapılmadığı, yenilemeler için esaslı bir neden de bulunmadığından belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğünün kabulü gerektiği, iş sözleşmesinin sözleşme süresi bitiminden önce davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, davacının kıdem, ihbar tazminatına hak kazandığı, dava dışı ... AŞ’nin ana şirket olduğu, davacının sigortalı göründüğü davalı Şirket ile dava dışı şirketler ... bünyesinde bulunduğundan ve aralarında organik bağ olduğundan hizmet süresi tespitinde hata bulunmadığı, davacının yıllık izin alacağının bulunduğu, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığını kanıtladığı, alacaklara uygulanan faiz türünün doğru olduğu, 854 sayılı Kanun hükümlerine göre hazırlanan, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişkinin ispatlanmadığı somut davada, davalı Şirketin, davacının dava dışı şirketlerdeki çalışmalarından kaynaklı işçilik alacaklarından sorumlu olmayacağı, davacının sadece davalı Şirket nezdinde sigortalı olarak çalıştığı dönemler olan 23.06.2009-06.02.2010, 21.03.2010-20.10.2010, 04.09.2013-21.03.2014, 13.04.2014-31.10.20 14... .11.2015-07.06.2016 tarihleri arasındaki çalışmaları için davalı Şirketin sorumluluğu bulunduğu, somut olayda fasılalı çalışmalar için belirli süreli iş sözleşmelerinin yapıldığı, davacının sadece davalı Şirket nezdinde sigortalı olarak çalıştığı dönemlerle bu dönemlerde yapılan sözleşmeler incelendiğinde; belirli süreli iş sözleşmeleri 6 ay üzerinden yapılmasına rağmen çalışma süresinin 6 aydan sonra da devam ettiği, bir başka ifadeyle davacının 6 aylık sürenin sonunda da çalışmasını sürdürdüğü, bu durumda 854 sayılı Kanun'un 8/2 hükmü doğrultusunda davacının iş sözleşmeleri aynı süre için uzatılmış sayıldığından, iş sözleşmelerinin belirli süreli olarak devam ettiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından süre bitiminden önce iş sözleşmesi feshedilmiş ise de işten ayrılış bildirgelerinde ayrılış nedeninin "Kod (5): Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi" olarak belirtildiği, belirli süreli iş sözleşmesinin işverence süresinden önce haklı neden olmadan feshi hâlinde davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı ancak ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, bu nedenle kıdem tazminatının kabulü yerinde olmakla birlikte kıdem tazminatı ile hüküm altına alınan yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davacının davalı Şirket nezdinde geçen çalışma dönemleri ile sınırlı olarak hesaplanması, ihbar tazminatı talebinin ise reddi gerektiği şeklindeki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bozma kararı doğrultusunda hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi sonrasında kendiliğinden sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
2. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacakları bulunmadığını, tüm izinlerinin kullandırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin aylık ücret içinde eksiksiz ödendiğini,
3. Hesaplamalarda davalı tanık beyanları ile dosyadaki yazılı delillerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini,
4. Ücret tespitinin hatalı yapıldığını,
5. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadan sonuca gidildiğini,
6. Faiz türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; zamanaşımı, ücret tespiti, dava konusu alacak kalemlerinin hesap yöntemi, ispatı ve faiz türü noktalarındadır.
6100 sayılı Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297/2 hükmü şöyledir:
"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
6100 sayılı Kanun'un "Hükmün yazılması" kenar başlıklı 298/2 hükmü şöyledir:
" Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz."
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gereğince bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, bozma sonrası yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince 25.09.2025 tarihli celsede taraf vekillerine tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, reddine karar verilen ihbar tazminatı yönünden ve hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil ücreti miktarları yönünden farklılık olup, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkilidir.
İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde bu hususa değinilerek; ihbar tazminatının bozma ilâmı doğrultusunda reddedildiği ancak hükmün 4. fıkrasında maddi hata yapılarak ihbar tazminatı yerine ulusal bayram ve genel tatil alacağı yazıldığı, bu sebeple henüz gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesinin "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." şeklindeki düzenlemesi gereği resen hükmün 4. fıkrasının "Davacının fazla mesai, hafta tatili ve ihbar tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine," şeklinde tashih edildiği belirtilmiştir.
Yine İlk Derece Mahkemesince hükmün 2. fıkrasında maddi hata yapılarak ulusal bayram ve genel tatil alacağında talep artırım olmadığı hâlde talep aşımı ile yapılan hesap doğrultusunda karar verildiği, bu sebeple henüz gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi hükmü gereği resen hükmün 4. fıkrasının "Net 10,00 USD UBGT alacağının temerrüt tarihi olan 08/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde tashih edildiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tashihi" başlıklı 304/1 hükmü şöyledir:
"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir."
6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tavzihi" başlıklı 305. maddesi de şu şekildedir:
"(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez."
Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası ile tefhim edilen kısa karar arasında çelişki bulunmakta olup 6100 sayılı Kanun'un 3 04... . maddeleri dikkate alındığında, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasındaki yukarıda açıklanan çelişkinin tashih veya tavzih ile değiştirilmesi mümkün değildir.
Şu hâlde 6100 sayılı Kanun'un 2 97... . maddelerine aykırı şekilde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.