"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/2259 E., 2025/2660 K.
DAVA TARİHİ: 16.11.2021
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile 27.06.2005 tarihinde sözleşme imzaladığını ve ...Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri işinin proje müdürü olarak göreve başladığını, davalı işveren nezdinde 16 yıl boyunca proje müdürü olarak görevini sürdürdüğünü, sözleşmenin 5. maddesinde müvekkilinin ücretinin net 5.000,00 TL olarak belirlendiğini, ayrıca her yıl...belirlemiş olduğu TÜFE'nin bir önceki yılın aynı ayına göre belirlenen değişim oranının iki puan fazlası ile hesaplanarak aylık ücretinin güncellenmesinin kararlaştırıldığını, kendisine bir süre sonra bu ücret artışının yapılmadığını, müvekkilinin 08.09.2021 tarihli yazı ile Mersin'den ... ... ofisine çalışmak üzere çağrıldığını, müvekkilinin bunun üzerine bir kez daha ücret artışına ilişkin taleplerini dile getirdiğini, ancak davalı işverenin bu talebi karşılamayacağı anlaşılınca müvekkilinin iş sözleşmesini feshettiğini, fesih gerekçesinin ücretlerin sözleşme şartlarına uygun olarak hesaplanmaması ve tam olarak ödenmemesi, fazla çalışma, hafta tatili, prim, ikramiye ve sair tüm işçilik alacaklarının ödenmemiş olması, ... ofisine çağrılarak iş koşullarında esaslı değişiklik yapılması olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazandığını, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve ikramiyenin hiçbir zaman ödenmediğini, müvekkilinin yaklaşık 175 gün kullanmadığı yıllık izin hakkı olduğunu ve fazla çalışma yaptığını ileri sürere, fark ücret, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının aradan 16 yıldan fazla zaman geçtikten sonra ücretinin eksik ödendiği iddiasında bulunmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı ile imzalanan belirli süreli iş sözleşmesinde belirli sürenin sonunun müvekkili Şirketin taahhüdü altında olan ...Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri işindeki müvekkili Şirketin yükümlülüğünün bittiği tarihte sona ereceği şeklinde belirtildiğini, bu işin 31 Aralık 2011 tarihinde sona erdiğini ve Kuruma teslim edildiğini, müvekkili Şirket ile davacı arasında akdedilen belirli süreli iş sözleşmesinin de tüm şartlarıyla beraber sonra erdiğini, daha sonra müvekkili Şirketin başka projelerinde davacının mühendis ya da proje müdürü olarak çalışması konusunda müvekkili Şirket ile şifahen anlaşma sağlayarak sözlü belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya devam ettiğini, hiçbir yazılı taahhüt olmamasına rağmen davacının ücretine her yıl düzenli zamlar yapıldığını, bu nedenle davacının ücretinin sözleşmeye uygun olarak ödenmediği iddiasının haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacının MESKİ Kurumunda haftanın 5 günü 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, bu saatler dışında davacının çalıştığı Devlet kurumu kapalı olduğu için davacının bu saatler dışında çalışmasının olanaksız olduğunu, kaldı ki davacının üstünde çalışan, davacının çalışma saatlerini belirleyen üst düzey yönetici olmadığını, davacıya ikramiye ödeneceğine dair yazılı taahhüt olmadığını, davacının bütün yıllık izin hakkını kullandığını, pandemi döneminde işe gelmeyerek yıllık izin hakkını fazlasıyla kullandığını, davacının iddia ettiği gibi iş sözleşmesinde yapılan esaslı değişiklik olmadığı için sadece bu sebebe dayalı fesih gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 14. İş Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli kararı ile; alınan bilirkişi raporuna göre davacının ödenmemiş fazla çalışma ile bakiye ücret alacaklarının var olduğunun tespit edildiği, işçinin yıllık izninin kullandırıldığının işverence tutulacak izin tutanağı ve çizelgesiyle ispatlanması gerektiğinden ispat yükünün davalı işverenlere ait olduğu, ücret ve ücret benzeri alacaklarının tam ve zamanında ödenmemesinin davacı işçiye haklı fesih hakkı tanıdığı, ücret ve ücret benzeri alacakların ödendiğinin ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu, dosya kapsamına göre davacının ücret ve ücret benzeri alacaklardan olan fazla çalışma ve bakiye ücret alacakları zamanında ödenmediğinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2025 tarihli kararı ile; davacının sebep belirtilmeden merkeze çağrılmasının çalışma şartlarında esaslı değişiklik olduğu, davacının dava dilekçesinde "Müvekkil işçinin yaklaşık 175 gün CİVARINDA kullanmamış olduğu yıllık izni bulunmaktadır." şeklinde açıklama yaptığı, yemin sırasında ise bilirkişi raporunun yıllık ücretli izin alacağı kısmında yapılan değerlendirmede işveren belgelerine göre 274 gün yıllık izin hakkı olduğunun tespit edilmesi sebebiyle " … Yıllık izin konusunda ben kendim tutmadım. İşveren tarafından tutulan izin belgeleri dosyaya sunulmuştur. Onların sunduğu belgelerin dışında izinlerimi kullanmadım bu nedenle bilirkişinin belirlemiş olduğu gün kadar izin alacağımda mevcuttur. Yani 274 gün izin alacağım vardır." dediği, yemin delilinin kesin delil olması karşısında davacının izin hakkının dava dilekçesindeki tahmini süre esas alınarak hesabının hatalı olduğu, davacının evden çalışma yaptığı dönemlerde çalıştığı için izin kullandığının kabulü mümkün olmadığından izin süresinin tespitinde dikkate alınmamasının doğru olduğu, davacının istinafının yerinde olduğu, davacının ilk işe girişinde 27.06.2005 tarihinde yapılan sözleşmede ...Tesisi Proje ve Mühendislik Hizmetleri kapsamında proje müdürü olarak işe alındığı, davacının tüm hizmet süresinin davacının çalıştığı işyerinin MESKİ'ye ait kurum binası olduğunun işverence kabul edildiği, her ne kadar işveren, davacının işe alındığı sözleşmenin 31 Aralık 2011 tarihinde sona ermesi sebebiyle teslim edildiğini beyan etmişse de davacının hâlen çalışmasının devam ettiği gerçeği karşısında bu iddiasının dinlenemeyeceği, sözleşme ilk başta belirli süreli olarak yapılmış olsa bile davacının sözleşme kapsamındaki işinin 16 yıl boyunca devem ettiğinin açık olduğu, sözleşmenin devam ettiği kabulünün yerinde olduğu, bu nedenle davacının ücretinin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre tespitinin yerinde olduğu; davacının fark ücret alacağının bulunduğu, dosyaya sunulmuş e-posta içeriklerinden davacının her ücret artışında itirazlarını ileri sürerek sözleşmeye göre olması gereken ücretini işverenle paylaştığı, fark ücrete hak kazandığı kabulünün yerinde olduğu, sözleşmenin 5. maddesinin son fıkrasındaki "İşçi, ücretini çalıştığı ayın son günü hak eder. Ücret, çalışılmış süreler için verilecek ve çalışma süreleri dışında ve yasal süreler İçerisinde yapılacağı varsayılan fazla çalışmaları da kapsayacaktır." hükümlerine göre davacının ücretine yıllık 270 saate kadar fazla çalışma ücretinin de dâhil olduğunun kabulü ile fazla çalışma ücreti hesabı yapılması gerekirken tanık ... beyanından hareketle hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ancak davacının fazla çalışma ücreti alacağının 30.000,00 TL ilk taleple sınırlı tutulması sebebiyle yapılan hesaplamadan aylık 22,5 saatin indirilmesi sonrasında hesaplanan/indirim yapılmayan tutarın 30.000,00 TL'nin üzerinde olması sebebiyle bu durum sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma kararı verilmediği, davacının ücretine dair yaptığı varsayımın sözleşme hükmüne atıfla belirlediğini beyan etmesi karşısında ücretin hesabında talep aşımı yapılmadığı, davacının çalışma süresi boyunca hiç ikramiye almadığının kendi beyanı ile sabit olduğu, sözleşmesinde ikramiye alacağına dair hüküm bulunmadığı, işyeri uygulamasının şantiyede çalışan işçilere ikramiye vermemek yönünde olduğunun davacının da kabulünde olduğu, bu nedenle işyeri uygulamasından da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı işyerinde proje müdürü olarak çalışan davacının kullanmadığı kaç gün yıllık izni olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve dava dilekçesinde kullanmadığı yaklaşık 175 gün yıllık izni olduğunu beyan ettiği, davacının dava dilekçesindeki talebi dikkate alınarak 175 gün karşılığı yıllık ücretli alacağının hüküm altına alınması gerekirken, 274 gün yıllık izin hakkı bulunduğunun kabulü ile hüküm kurulmasının talep aşımı mahiyetinde olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının ücretine yıllık 270 saate kadar fazla çalışma ücretinin de dâhil olduğunun kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması gerektiğine ilişkin belirlemesinin yerinde olduğu, ne var ki davacının fazla çalışma alacağının 30.000,00 TL ilk taleple sınırlı tutulması ve yapılan hesaplamadan aylık 22,5 saatin indirilmesi sonrasında hesaplanan ve indirim yapılmayan tutarın da 30.000,00 TL'nin üzerinde olması sebebiyle, bu durumun sonuca etkisi bulunmadığının kabulünün hatalı olduğu, kısmi olarak açılan somut davada, tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağı miktarının kararda açıkça belirtilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda fazla çalışma ücreti alacağının hesaplandığı, davacının 175 gün izin hakkının kaldığının kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talebini aşar şekilde ücret tespiti yapıldığını,
2. Davacının ücret alacağı talebinin kötüniyetli olduğunu, bu alacağın reddine karar verilmesi gerektiğini,
3. İlk sözleşmenin belirli süreli olduğunu ve sona erdiğini, belirli süreli iş sözleşmesine göre ücret tespitinin hatalı olduğunu,
4. Davacıya aynı yerde görev ve talimat veren başka bir yönetici olmadığını, davacının haftanın 5 günü 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını,
5. Fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin zamanaşımına uğradığını,
6. Davacının dava dilekçesindeki talebini aşar şekilde yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanı ile bağlı olduğunu, kaldı ki davacı tarafın pandemi döneminde işyerine gelmeyerek yıllık izin hakkını fazlasıyla kullandığını,
7. Davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.