"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/477 E., 2025/2112 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/364 E., 2024/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.12.2016 tarihinde hizmet alımı yolu ile davalı bünyesinde ihaleyi alan dava dışı Şirketin sigortalısı görünerek büro personeli olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçene kadar hizmet alımı yolu ile çeşitli yüklenici şirketlerde sigortalı görünerek kesintisiz şekilde büro personeli olarak görev yaptığını, her ne kadar temizlik ihalesi alımı ile işe girişi yapılsa da hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, aralıksız bir şekilde büro elemanı olarak görev yaptığını, davalı ... (Bakanlık) ile yüklenici Şirketler arasında muvazaalı bir ilişki olduğunu, büro elemanı olarak çalışmakta iken müvekkiline temizlik görevi verildiğini, mevcut görev tanımının dışında olması nedeniyle kabul etmediğini, itiraz ettiğini iddia ederek davalı ile dava dışı yüklenici Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitine, müvekkilinin işe başladığı 07.12.2016 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olduğunun tespitine, davalı Bakanlığın müvekkilinin temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 07.12.2016-01.04.2018 tarihleri arasında müvekkili Kurumun işçisi olmadığından bu talep yönünden müvekkili Kurumun pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları incelendiğinde davacının temizlik personeli olduğunun anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Dâhili davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. maddede "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. ..." şeklinde düzenleme olsa da somut olayda; sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, sözü edilen düzenleme uyarınca sadece kadroya geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilmesi gerektiği hâlde yine büro personeli olarak görevlendirildiği ve çalıştığı süre boyunca büro personeli olarak çalıştığı, daha sonra temizlik birimine görevlendirilmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. maddenin ilgili bölümünün "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. ..." şeklinde olduğu, davacı işçinin, temizlik işleri hizmet alım sözleşmesi kapsamında işe alınmış ve 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde uyarınca temizlik işçisi olarak sürekli işçi kadrosuna geçirildiği, sürekli işçi kadrosuna geçirilme işlemine yönelik bu idari işlemin iptaline yönelik kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığına göre, davacının temizlik işçisi olarak değerlendirilmesine ilişkin davaya konu işveren uygulamasının hukuka aykırı olduğu yönünde hüküm tesis edilemeyeceği, sürekli işçi kadrosuna geçirilmeden önce davacıya yönelik hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının da varılan bu sonuca etkisi bulunmadığı, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde hükmüne göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin hizmet alım sözleşmeleri konusu dışında başka bir pozisyon ile istihdamının mümkün olmadığı da dikkate alındığında davanın reddi yerine kabulü hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin çalışma hayatı boyunca hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, aralıksız bir şekilde büro elemanı olarak görev yaptığını,
2. Müvekkilinin işe başladığı 07.12.2016 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olduğunun tespitine ilişkin talepleri ile ilgili karar verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Bakanlığın davacının temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin işleminin hukuka aykırı olup olmadığı ile görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespiti, bu bağlamda davacı işçi kadroya geçirilmeden önce davalı Bakanlık ile alt işverenler arasında kurulan ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının ve davacının işe başladığı 07.12.2016 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.