"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/270 E., 2025/661 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/237 E., 2024/715 K.
Taraflar arasındaki alacak davasında Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın temyiz talebinin miktardan reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 23.10.2025 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2025 tarihli ek kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; dava değerinin temyize tâbi olmasına rağmen maddi hataya dayalı olarak karar verildiğini belirterek temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Dosyanın değerlendirilmesinde; dava konusu alacakların miktarı, hizmet süresi bakımından itiraz ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacı tarafın reddedilen alacak miktarının temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan sebeple; Dairemizin 23.10.2025 tarihli kararının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 11.06.2025 tarihli ek karar ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu alacağın miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen nedenlerle kararın miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 11.06.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.03.1997-10.03.2020 tarihleri arasında davalı yanında kesintisiz olarak yönetici, tahsilatçı, kaloriferci, temizlikçi, kapıcı ve güvenlik personeli olarak çalıştığını, müvekkilinin davalı yanında 15.03.1997 tarihinden 2011 yılına kadar sigortasız olarak çalıştığını, müvekkilinin en son aylık ücretinin 4.650,00 TL olduğunu, davalının hiçbir sebep göstermeksizin müvekkilinin işine son verdiğini, müvekkiline kıdem tazminatının ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca müvekkilinin hiç yıllık ücretli izin kullanmadığını, müvekkilinin dinî bayramlarda çalıştığını, müvekkilinin haftada 7 gün 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık ücretli izin, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aylık ücret aldığı hâlde ayrıca kiracılardan aylık aidatına dâhil ederek personel ücreti aldığını, bu konu hakkında işyerinde araştırma yapıldığını ve soruşturmanın sağlıklı olması için davacının ... binada görevlendirildiğini ancak davacının mazeretsiz olarak işe gitmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacının iş sözleşmesine son verildiğini, davacının asgari ücretten fazla bir ücret almasının mümkün olmadığını, davacının bütün alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut sigorta kayıtlarına göre davacının 04.10.2012-13.03.2020 tarihleri arasında davalı Şirkete ait iş merkezinde bina görevlisi olarak çalıştığı, 15.03.1997-03.10.2012 tarihleri arasında da davalı işyerinde çalıştığı iddiasında bulunmuş ise de tanıkların davalı işyerinde sigortalı çalışmalarının bulunmadığı, komşu işyeri tanıkları olduğunu beyan eden davacı tanıklarının davacının tam olarak hangi tarihler arasında davalı yanında çalıştığıyla ilgili net bilgilerinin bulunmadığı, istinaf sonrası celbedilen belgelerden de davacının sigortasız çalışmasıyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, dolayısıyla davacının sigortasız çalışma iddiasını ispatlayamadığı, davacının yaptığı işin niteliği, emsal ücret yazı cevapları ve tanık beyanları bir bütün olarak ele alındığında asgari ücretten fazla ücretle çalıştığı iddiasını ispatlayamadığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği hususunda ispat yükümlülüğü davalı işverende olup davalı işverenin bu hususu ispatlayamadığı, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanlarına göre ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanıkların davacının hizmet süresinin başlangıç tarihine yönelik tereddüte mahal vermeyecek şekilde beyanda bulunmadıkları, dosya kapsamındaki yazılı müzekkere cevapları ile tanık beyanlarının çeliştiği, bu nedenle davacının sigorta kayıtlarına göre tespit edilen hizmet süresinin yerinde olduğu, davalı işverenin feshin haklı sebeple yapıldığını ispatlayamadığı, tanık anlatımlarına göre davacının fazla çalışmasının bulunduğu, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, ücret tespitinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Tanık beyanlarına göre davalı işyerinde 23 yıl çalıştığını ispatladığını,
2. Davacının hizmet süresi de dikkate alındığında asgari ücretle çalıştığının kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının hizmet süresi ve aylık ücret miktarı noktasındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı; davalı işyerinde 15.03.1997-10.03.2020 tarihleri arasında çalıştığını, 15.03.1997 tarihinden 2011 yılına kadar çalışmasının sigortaya bildirilmediğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının sigorta kayıtlarına göre davalı işyerinde 04.10.2012-13.03.2020 tarihleri arasında çalıştığı, sigortasız çalıştığına ilişkin iddianın ispat edilemediği kabul edilmiştir.
Ne var ki dosya kapsamında bulunan davacının çalıştığı binaya ilişkin asansör servis bakım formlarında, kömür alımına ilişkin tahsilat makbuzlarında davacının görevli olarak imzalarının bulunduğu anlaşılmış olup dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işyerinde görevli olarak imzası bulunan en eski tarihli belge tarihine göre 05.02.2009 tarihinde çalışmaya başladığının kabulü ile dava konusu alacakların hesaplanması gerekli iken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Dairemizin 23.10.2025 tarihli ve 2025/7955 Esas, 2025/8319 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.06.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
4. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.