"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1462 E., 2025/1627 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 9. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/134 E., 2021/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.04.2015 tarihinde davalı Bakanlığa bağlı...Eğitim ve Araştırma Hastanesinde veri giriş elemanı olarak çalışmaya başladığını, yemek ve yol parasının işveren tarafından karşılandığını, dinî bayramlarda 75,00 TL ikramiye verildiğini, işyerinde başkaca sosyal yardımların bulunduğunu, davacıya asgari ücretin %71 oranında fazlası tutarında ücret ödenmekte iken davacının yazılı onayı olmaksızın daha düşük oranlarda ödendiğini iddia ederek ödenmeyen fark ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduklarını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin ücrete ilişkin maddesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olmadığı, davalı Bakanlık uygulamasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde ücret kısmının boş bırakıldığı, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamı ve yasal düzenlemelere uygun olduğu, dava dilekçesinde açıkça fark ücret alacağının tahsilinin talep edildiği ve işverenin yemek ve yol ücretini karşıladığı, dinî bayramlarda ikramiye verdiği hususlarına yer verildiği, 18.03.2021 tarihli dilekçe ile bir kısım sosyal hakların toplu iş sözleşmesi düzenlemesine uygun olarak ödenip ödenmediğinin tespiti yönünde yapılan talebin yersiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davada tek talebin davacının ücretinin asgari ücretin belli oranda fazla olmasından kaynaklanan alacaklara ilişkin olmadığını, 18.03.2021 tarihinde sunulmuş olan dilekçe ile talebin ücret zammı, ikramiye, çocuk yardımı, taşıt yardımı, yakacak yardımı, bulaşıcı hastalık ve risk primi, öğrenim yardımı, genel tatillerde çalışma ücreti ile gece çalışma ücreti olarak ayrıştırılmış olduğunu, talep edilen alacaklarının toplu iş sözleşmesine uygun olarak ödenip ödenmediği, bordrolarda yazılı alacak kalemlerinin banka kanalıyla eksik ödenip ödenmediği denetlenmeden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu,
2. Davacının kadroya alındığı dönemde asgari ücretin %71 fazlası ile çalıştığının 2018 yılı Nisan ayı bordrosundan belli olduğunu, teknik ve İdari şartnamelerde de davacının asgari ücretin %71 fazlası ile çalışacağının yazılı olduğunu, işçilerin haklarını talep etmelerinin önüne geçmek gayesiyle sözleşmelere yüzdelik dilim yazdırılmamasının açıkça hukuka aykırı bulunduğunu, usulüne uygun bir şekilde sözleşme tanzim eden Kurumlarda çalışan işçilerin fark ücret talep edebilmesine karşın davacının bu haktan mahrum bırakılmasının eşitlik ilkesinin açık ihlali olduğunu, tanık beyanları da dikkate alınarak alacaklarının toplu iş sözleşmesine uygun olarak ödenip ödenmediği hususunda rapor alınması gerektiği hâlde ikinci celse davanın reddine karar verilmesinin, davayı ıslah etmek için süre talep edilmesine rağmen Mahkemece ıslah hakkı tanınmadan dosyanın karara çıkarılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile davacının talep edilen fark ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı, dava şartı arabuluculuk son tutanağında yer almayan talepler bakımından ıslah dilekçesi sunulması için süre verilmesi gerekip gerekmediği hususlarındadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava şartı arabuluculuk son tutanağında yer almayan talepler bakımından işin esasına girerek değerlendirme yapılamayacağından 18.03.2021 tarihli dilekçeye değer verilmemesinin sonuca etkisi olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.