Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9529 E. 2026/798 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/742 E., 2025/1861 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. İş Mahkemesi

SAYISI : 2018/361 E., 2024/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.05.2008-31.08.2018 tarihleri arasında son olarak operasyon müdürü olarak çalıştığını, davacının en son aylık ücretinin net 7.500,00 TL olduğunu, yemek ve servis hizmetinin davalı işverenlikçe karşılandığını, davalı Şirket bünyesinde müdür ve üstü pozisyonlar için yıllık prim ödemesi yapıldığını, davacının 2017 yılında sergilediği performansa göre 3 aylık ücret tutarında prim aldığını, davacıya 2018 yılı son çeyrek prim alacağının ödenmediğini, davacının 08.30-18.30 saatleri arasında çalıştığını, davacının çalıştığı yerin çağrı merkezi olması nedeniyle işi gereği çalışma saatlerinin normal mesai saatleri içinde kalmayıp 7/24 devam ettiğini, davacının işlerin yoğun olduğu veya aksaklıkların olduğu zamanlarda akşam saat 21.00-22.00'e kadar işyerinde kalmak zorunda kaldığını, davacının amirlerinden aldığı direktifler doğrultusunda işyerindeki çalışmalarını sürdürdüğünü ve fazla çalışma yaptığını, davacının hafta sonu, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında resmî izinli olmasına rağmen çalışmalarına zaman gözetmeksizin devam ettiğini, davacıya fazla çalışma, hafta tatili, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini, davacının iş sözleşmesini işçilik alacaklarının ödenmemesi ve çalışma saatlerinden dolayı haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücret ve diğer hak edişlerinin banka hesabına yatırıldığını, iş sözleşmesini haklı sebep olmaksızın istifa etmek suretiyle sonlandıran davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacının fazla çalışmaya ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı işyeri bünyesinde genellikle haftalık 45 saati aşan çalışma yapılmadığını, fazla çalışma yapılması hâlinde ise iş sözleşmesinde belirlendiği üzere denkleştirme uygulandığını, fazla çalışmanın denkleştirmeye rağmen yasal süreleri aşması durumunda ise çalışmaların karşılığının çalışanların bordrolarına yansıtılarak ödendiğini; ancak huzurdaki davada fazla çalışma alacaklarının davacının ücretinin içinde olacağının kararlaştırıldığını dolayısıyla davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddinin gerektiğini, davalı işyeri bünyesinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, istisnai olarak çalışma yapılması durumunda ücretlerinin çalışanların bordrolarına yansıtılarak ödendiğini, davacının yıllık ücretli izinleri kullandığını, kullanmadığını yıllık ücretli izinlerinin karşılığının ise ödendiğini, davacının 2018 yılındaki çok ciddi performans düşüşü nedeniyle 2018 yılı prim alacağına hak kazanamadığını, davalı işyeri bünyesinde hafta tatillerinde çalışma yapılmadığını, ayrıca davacının hafta tatili alacağına ilişkin iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen işçilik alacakları olduğu tanık beyanları ve bilirkişi hesaplamaları ile belirlenmiş olup davacı iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı hâlde ihbar tazminatına hak kazanmadığı, yıllık ücretli izinlerin kullanıldığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, hafta tatilinde izin kullandığı, 2018 yılına ilişkin prim alacağı bulunduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile prim alacakları hüküm altına alınmak diğer taleplere reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/2-(e) hükmü kapsamında davacının ödenmeyen ücretleri bulunduğundan davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davalıya ait işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını kanıtladığı, karşılığının davalı işverence davacıya ödendiğinin yöntemince ispat edilemediği, davacının bu alacaklara hak kazandığı, davanın kısmi eda davası olarak açıldığı, ıslah dilekçesine karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin hesaplamada gözetilmesinin yerinde olduğu, tanık delili ile kanıtlanan bu alacaklara uygulanan indirim oranının makul oranda olduğu, davacının prim alacağının bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının istifa ederek ayrıldığını, feshin haklı nedene dayanmadığını,

2. Fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu ve denkleştirme uygulandığını,

3. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını,

4. Davacının prim alacağına hak kazanamadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin son bulma şekli ile buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanması hususlarındadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§