Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9527 E. 2026/797 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/883 E., 2025/316 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/421 E., 2025/119 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 04.06.2011 tarihinden iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 57. maddesindeki; "İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. ” hükmü gereğince ve ayrıca her pazar günü çalışmaya zorlanarak eşi ve çocuğuyla ilgilenmesi ve pazar günlerinde zaman geçirmesi engellenerek tarafına psikolojik taciz (mobbing) uygulandığı için haklı olarak feshettiği 10.10.2023 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, davalının Karşıyaka ilçesinde bulunan işyerinde salı günleri hariç olmak üzere pazar günleri dâhil haftanın 6 günü öğlen 12.00'den akşam 20.00'e kadar çalıştığını, söz konusu işyerinde çalışan diğer arkadaşları pazar günleri izinli olup istisnaen pazar günleri çalışırlarken, davacıyı her pazar çalışmaya zorlayarak psikolojik taciz uyguladığını, işyeri yetkilisine pazar günleri ilgilenmesi gereken 8 yaşındaki çocuğunun olduğunu ve eşinin de tatil günün pazar olduğunu en azından diğer arkadaşları gibi bir pazar çalışıp bir pazar izinli olmak istediğini söylemişse de kötüniyetle davalının her pazar çalışmaya zorladığını, mağazada birlikte çalıştığı diğer firma arkadaşlarının bu şekilde çalışmadığını, her pazar çalışmaya zorlanan tek kişi olduğunu, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından kıdem tazminatı ödenmesini sağlamak amacıyla davalı Şirkete karşı gerçek dışı iddialar içerir ... Noterliğinin 10.10.2023 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname içeriğindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı Şirket tarafından sözde baskı ile ayrımcılık uygulanarak davacının pazar günü çalışmaya zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının iş sözleşmesinde hafta tatilinin 1 gün olarak kullandırılacağının belirtildiğini, iş sözleşmesinde 4857 sayılı Kanun'da hafta tatilinin muhakkak pazar günü kullandırılacağı yönünde bir düzenleme yer almadığını, davacının hafta tatillerini eksiksiz olarak kullandığını, çalışma düzeninin ise çalışılan mağazadaki ihtiyaçlar dikkate alınarak koşullara uygun şekilde belirlendiğini, davacının yıllık izinlerini kullanmaması yahut yıllık izindeki ücretini alamaması gibi bir durumun hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, davacının yıllık izne çıkış tarihi ve fesih tarihi arasında 1 iş günü bulunduğu da göz önünde bulundurulduğunda, davacının feshinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, davacının davalı Şirkette oldukça uzun yıllar çalıştığını ve Şirket uygulamalarına aşina olduğunu, avans ödemesi yapılmamasının hiçbir şekilde haklı fesih gerekçesi olarak değerlendirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mevcut delil durumu ve tanık beyanları göz önüne alındığında davacının diğer arkadaşları gibi bir pazar çalışıp bir pazar izinli olmak istediğini söylemesine rağmen her pazar çalışmaya zorlandığı, mağazada birlikte çalıştığı diğer işçilerin bu şekilde çalışmadığı, her pazar çalışmaya zorlanan tek kişinin davacı olduğu davacıya yıllık izne ayrılırken ödenmesi gereken yıllık izin ücretinin ödenmediği, buna göre davacının feshinin haklı olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davalı tarafça sunulan yıllık izin tarihlerine ilişkin dökümden davacının 09.10.2023-13.10.2023 tarihleri arasındaki dönem için yıllık izne ayrıldığı ve izin süresi içinde iken 10.10.2023 tarihinde iş sözleşmesini yıllık iznine ilişkin ücretinin yıllık izne ayrılmadan evvel işverence peşin ödenmediği gerekçesiyle sonlandırdığı, davalı tarafça davacıya yıllık izin dönemine ilişkin ücretinin izne başlamasından önce peşin olarak ödendiğine veya avans olarak verildiğine ilişkin delil sunulmadığı gibi yıllık izin dönemine ilişkin ücretin peşin olarak ödendiğine ilişkin bir savunmada da bulunulmadığı,4857 sayılı Kanun'un 24/II-(e) hükmünde işveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmemesinin ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanmamasının haklı fesih nedeni olarak düzenlendiği, davalı işverenin davacının 4857 sayılı Kanun'un 57. maddesinin emredici hükmüne göre peşin olarak ödemesi gereken yıllık izin dönemine ilişkin ücretini, Kanun tarafından belirlenen sürede (yıllık izne ayrılmadan evvel peşin olarak) ödemediği gerekçesiyle yapılan feshin işçinin haklı feshi niteliğinde olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair 10.03.2025 tarihli ve 2025/2024 Esas, 2025/2487 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek davacının istifa ederek ayrıldığını, haklı fesih nedeninin bulunmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve kıdem tazminatı alacağının hesabına ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/ 12... /13 hükümleri şöyledir:

"Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir.

Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tâbi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı ... Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez."

Somut uyuşmazlıkta davacının kıdem tazminatının hesabında giydirilmiş brüt ücretinin 24.953,70 TL olduğu ve kıdem tazminatı tavanı olan 23.489,83 TL'yi aştığı bilirkişi raporunda belirtilmesine karşın kıdem tazminatı tavanı yerine 24.953,70 TL esas alınarak hesaplama yapılması hatalı olup hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§