Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9426 E. 2026/8 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/301 E., 2025/2012 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. İş Mahkemesi

SAYISI : 2022/775 E., 2023/1013 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.2014 tarihinde dava dışı ... Temizlik Şirketinde temizlik personeli olarak çalışmaya başladığını, yine aynı hastanede 02.04.2018 tarihinden itibaren 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (375 sayılı KHK) geçici 23. madde kapsamında Hastane bünyesinde sözleşmeli temizlik personeli olarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin haksız olarak 08.08.2022 tarihinde sona erdirildiğini, davacının Samsun Asliye Ceza Mahkemesi 2022/106 Esas sayılı dosyası ile hüküm giydiğini, bunun üzerine hastanenin iş sözleşmesini tazminatsız ve bildirimsiz sona erdirdiğini, belirsiz alacak davası açıldığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 02.04.2018 tarihinden itibaren 375 sayılı KHK'nın geçici madde 23. madde kapsamında sürekli temizlik görevlisi olarak kadroya alındığını, uyuşturucu uyarıcı madde satın almak, kabul etmek bulundurmak ve kullanmak suçlaması ile yargılandığını, davacının 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, iş sözleşmesinin bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 48/a-(5) hükmü uyarınca feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/106 Esas sayılı dosyası ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hapis cezasına mahkum olduğu, verilen mahkumiyet hükmünün istinaf edilmeden kesinleştiği, davalı Kurumun kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti verdiği, davacı hakkında mahkumiyet hükmü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereğince infaz süresince kamu hizmetinden yasaklanmasına karar verildiği, bu nedenle feshin haklı olduğu, davacının kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktardan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, davacı hakkında “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek,bulundurmak ve kullanmak” suçlaması ile verilen 2 yıl 8 ay 15 günlük hapis cezasının kesinleşmesi üzerine Kurumca 375 sayılı KHK geçici 23. maddesi gereği 657 sayılı Kanun'un 48/a-(5) hükmündeki şartları kaybeden sürekli işçi davacının iş sözleşmesinin fesih edildiği, işveren 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/I, 25/II ve 25/IV hükümlerindeki sebeplere dayalı olarak iş sözleşmesini sonlandırırsa haklı bir sebep olsa bile kıdem tazminatı ödemesi gerektiğinden, Mahkemece kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının kabulüne, ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının 02.04.2018 tarihinden itibaren 375 sayılı KHK geçici 23. madde kapsamında sürekli temizlik görevlisi olarak kadroya alındığını, uyuşturucu uyarıcı madde satın almak kabul etmek bulundurmak ve kullanmak suçlaması ile yargılandığını, davacının 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, iş sözleşmesinin bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 48/a-(5) hükmü uyarınca feshedildiğini,

2. Yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,

3. Faiz türleri ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olup olmadığı ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, yıllık ücretli izin alacağına ve hükmedilen faize ilişkindir.

Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları). İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/5 Karar sayılı kararı).

Somut uyuşmazlıkta dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup davacı; çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, hak kazandığı hâlde kullandırılmayan yıllık ücretli izin süresini belirleyebilecek durumdadır. Davacı tarafından kıdem tazminatı hesabına esas giydirilmiş ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken ayni olarak sağlanan bir sosyal menfaatin varlığı da söz konusu değildir. Dolayısıyla davaya konu edilen kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının gerçekte belirlenebilir alacak olduğu ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından sözü edilen alacak kalemleri bakımından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken taleplerin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§