"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2751 E., 2025/1890 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 52. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/46 E., 2023/217 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının ... projesinde 02.10.2015-29.06.2021 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının en son aylık net ücretinin 9.295,00 TL olduğunu, davacının ücretinin, asgari geçim indirimi ve hak kazandığı alacaklarının banka kanalı ile ödendiğini, davacının iş sözleşmesi devam ederken devamsızlık yaptığını, keşide etmiş olduğu ihtarname ile de istifa iradesini ortaya koyduğunu, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının birlikte istihdam ile birden fazla Şirket nezdinde danışman ... mühendisi olarak çalıştığını, fazla çalışma yapan işçilerin bu çalışmalarının karşılığının banka kanalıyla ödendiğini, haftada 6 günü çalışma yapıldığını, işin mahiyeti gereği hafta sonu çalışılması durumunda hafta tatili ücretinin bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yapmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, bakiye yıllık izin ücreti varsa bordrosuna tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacağının bulunduğunu ispatladığı, alacak kalemlerinin tanıkla ispatlanması, hükmedilen tutarlar dikkate alındığında hakkaniyet indiriminin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ücret bordrosuna her ay eklenen sabit tutarlar dikkate alındığında fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili adı altında yatırılan tutarların aslında net ücreti oluşturması nedeniyle tespit edilen ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ödendiği ispatlanamayan işçilik alacaklarının bulunmadığı, Mahkeme gerekçeli kararında da açıklandığı gibi iş sözleşmesinin sona eriş şekline göre davacının kıdem tazminatı hakkının bulunduğu, ücretin ödendiğinin, yıllık izinlerin kullandırıldığının ispat yükünün işverene ait olduğu, davacının ödendiği ispatlanamayan asgari geçim indirimi ücreti alacağı bulunduğu, davacının kullandırıldığı ispatlanamayan yıllık izinlerinin bulunduğunun tespit edildiği, Mahkemece denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının tazminat ve alacaklarına hükmedilmesi yerinde olduğu, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca, kabul kararı verilen kısım yönünden davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararındaki çelişkilerin giderilmediğini,
2. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, eksik araştırma yapıldığını, hesaplamaların hatalı olduğunu, davacı tarafından bordroların hileli olduğu iddia edilmemişken kabulünün hatalı olduğunu,
3. Davacının açtığı davada hukuki yararının bulunmadığını,
4. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
5. Ücretinin ve giydirilmiş ücretinin hatalı tespit edildiğini,
6. Davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını,
7. Husumetli tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu,
8. Faiz yönünden itirazlarının dikkate alınmadığını, takdiri indirim oranının %50 olması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesi şöyledir;
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
6100 sayılı Kanun'un 359. maddesinde bir bölge adliye mahkemesi kararının hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin 1/(e) hükmüne göre karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
6100 sayılı Kanun'un "Uygulanacak diğer hükümler" kenar başlıklı 360. maddesinde şöyledir:
"(1)Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.
Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Gerekçe hüküm çelişkisi, 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı'na aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde davacının son brüt ücretinin 15.165,00 TL olduğu, yemek ücreti de eklendiğinde giydirilmiş ücretinin brüt 15.813,00 TL olduğu belirtilmiş olup bu tespit kök bilirkişi raporunda yapılmış olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunun 25.01.2023 tarihli ek rapor olduğu ve raporda davacının brüt ücretinin 20.704,50 TL olarak tespit edilerek tazminat ve işçilik alacaklarının bu ücret ile hesaplandığı anlaşılmıştır. Bu şekilde gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ise de İlk Derece Mahkemesince yapılan çelişki düzeltilmediği gibi gerekçede davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunduğu ve kullandırıldığı ispatlanamayan yıllık izinleri bulunduğunun tespit edildiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında bu alacakların reddine karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesince de ayrıca gerekçe hüküm çelişkisi yaratılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması bozma sebebi olup çelişkinin giderilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.