Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9341 E. 2026/547 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1210 E., 2025/1573 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi

SAYISI : 2019/342 E., 2020/1127 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin avukat olarak davalı topluluğunun Şirketlerinden ... AŞ bünyesinde çalıştığını, 1990 tarihinden itibaren avukat olarak davalının hukuk müşavirliği bünyesine geçtiğini, 25.06.2007 tarihinde emekli olan müvekkilinin ara vermeksizin davalı bünyesindeki hukuk müşavirliğinde avukat olarak görevine devam ettiğini, birer yıllık sözleşmeler yapılarak çalışan müvekkilinin 30.06.2018 tarihinde iş sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin çalışma şeklinde değişiklik olmadığı hâlde birer yıllık sözleşme yapılmasının yerinde olmadığını, sözleşmesinin belirli süreli olmasını gerektirir bir nedenin bulunmadığını, zincirleme sözleşmelerin belirsiz süreli sayılması gerekeceğini, 2011 yılında Şirkette çalışanlar için grade (derece) sistemi getirildiğini, müvekkili haricindeki tüm avukatlara 6 grade statülerinden dolayı görev tazminatı ödenmeye başlandığını, müvekkiline diğer avukatlardan farklı olarak görev tazminatı ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağını, davalının eşit davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, ihtirazi kayıtla imzaladığı protokolün geçerli olmadığını, ihbar tazminatına hak kazanacağını ileri sürerek ayrımcılık tazminatı, ihbar tazminatı, görev tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, emeklilikten sonra müvekkili Şirkette çalışmasını sürdürmek isteyen davacı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na tâbi olması ve emeklilik durumu sebebiyle belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını, davacı ile 29.06.2018 tarihinde imzalanan protokol ile belirli süreli iş sözleşmesinin yenilenmeyeceğine karşılıklı karar verildiğini, iş ilişkisinin 30.06.2018 tarihi itibarıyla sonlandırıldığını, davacıya görev tazminatı ödenmemesinin, sözleşmesinin belirli süreli olmasından değil ücret ve yan hakların, aynı görevde çalışan ve eşdeğer konuma sahip bulunan diğer çalışanlardan çok daha yüksek olmasından kaynaklandığını, davalının aleyhine bir eşitsizlik olmadığını, ayrımcılık tazminatı şartlarının oluşmadığını, davacı belirli süreli iş sözleşmesine dayalı çalıştığından ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının emeklilik sonrası 25.06.2007-30.06.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde işçi olarak çalıştığı, davacının görevi ve çalışma süresi de dikkate alınarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulü ile davacının iş sözleşmesinin ihbar önellerine uyulmadan sonlandırılması sebebiyle davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı işverence ihbar tazminatının ödendiğinin ispatlanamadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından davalı işyerinde avukat olarak çalışanlara görev tazminatı ödendiği, davacıya görev tazminatı ödenmediği, davacının da avukat olarak aynı görev ve işleri yaptığı dikkate alınarak davacının görev tazminatına hak kazandığı, davalı işverence görev tazminatının ödendiğinin ispatlanamadığı, davacının ayrımcılık tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı iş, işin niteliği, belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak çalıştığının ispat edilmemesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 11. maddesi gereğince davalı işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, işveren tarafından haklı neden olmaksızın iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeni ile ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı işyerinde emeklilik hakkını kazandıktan sonra çalışmaya devam ettiği, davacının kıdemi nedeni ile temel ücretinin yüksek olması gerekçesiyle davacıyla aynı işi yapan diğer çalışanlara farklı ücret rejimi uygulanamayacağından İlk Derece Mahkemesinin görev tazminatı talebinin kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre işverenin her eşit işlem borcuna aykırılık hâli için tazminat yaptırımının öngörülmediği, söz konusu alacağın eksik ödenmesinin dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep vb. sebeplere dayalı olduğunun iddia ve ispat edilemediğinin anlaşılması karşısında, ayrımcılık tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacıya ayrı bir görev tazminatı verilmemesinin sebebinin müvekkili Şirket bünyesinde çalışan diğer avukatların davacıdan daha az ücret ile çalışmaları olduğunu, eşitliği bozan bir durumun bulunmadığını, davacının 4 yıl boyunca ücretini herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmaksızın kabul ettiği, iş sözleşmesini fesih yoluna gitmediği, davacının görev tazminatı talebinin reddi gerektiğini,

2. İş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ve davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının görev tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

§