"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/373 E., 2025/1609 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/49 E., 2024/383 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının asıl işverenliğinde, dava dışı ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işverenliğinde metro tüneli inşaatında 30.11.2020-08.04.2022 tarihleri arasında tünel işçisi olarak çalıştığını, davalı işverenden işçilik alacakları ve tazminatlarının eksiksiz olarak ödenmesini talep etmesi üzerine müvekkilinin de içinde bulunduğu pek çok işçinin İstanbul'daki çalışma alanına gittiğini, muhasebe biriminde çalışan bir personelin seslenmesi üzerine odaya girdiğini, odaya girdiğinde içeride personelden sorumlu 2 şef, 1 muhasebe çalışanı ve kendilerini Şirket avukatı olarak tanıtan 2 kişinin beklediğini, Şirket avukatının telefon ile görüntülü arama gerçekleştirdiğini, kendisine işçilik alacaklarının ödenmeyeceği yönünde baskı uygulanması sonucu telefon görüşmesine katılmasının söylendiğini ve iradesinin sakatlanarak içeriğini dahi bilmediği ve okunmasına bile izin verilmeyen bir kısım evrakı imzalamak zorunda kaldığını, süreç hakkında da bilgilendirilmediğini, tüm işçilerle aynı formatta tutanaklar imzalandığını ileri sürerek kanuna ve usule uygun olmayan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının alt işveren firmanın çalışanı olduğunu, müvekkili Şirketin hukuki ve mali sorumluluğunun bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapıldığını, tarafların hazır bulunması ile tarafsız bir arabulucu eşliğinde yapılan görüşme neticesinde ihtiyari arabuluculuk tutanağının tarafların hür iradesi ile okunup imza altına alındığını, aynı şekilde arabuluculuk faaliyetindeki arabulucunun seçimi hususunda bir usulsüzlük olmadığını, davacının hak ve alacaklarını talep etmesi nedeniyle davalı Şirkete başvuruda bulunduğunu, başvuru sonrasında da ihtiyari arabuluculuk sonucu anlaşma sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçlarıyla ilgili aydınlatma görevinin gereği gibi yerine getirilmediği, davacının arabuluculuk görüşmelerine davalı işverenin istemi üzerine ve işveren tarafından organize edilen ortamda katıldığı, davacı tarafın arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde, görüşme yerinin seçiminde veya arabuluculuk görüşmesine konu kalemlerin belirlenmesinde ve tartışılmasında herhangi bir katılımının görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davaya konu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin konu ile ilgili olarak bilgilendirilmediklerine, gerçek anlamda müzakerelerde yer almadıklarına ve sonuç olarak kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığına ilişkin Mahkemenin tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kanuna uygun bir gerekçe içermediğini ve gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiğini,
2. Davacının alt işveren çalışanı olmakla, müvekkili Şirketin bu kapsamında hukuki ve mali bir sorumluluğu bulunmadığını, aksi kanaatle hüküm kurulacaksa dahi davacıya hak ettiği tüm işçilik alacaklarının müvekkili Şirketler tarafından ihtiyari arabuluculuk neticesinde ödendiğini,
3. Arabuluculuk görüşmelerinin kanuna aykırı biçimde yürütüldüğü ve davacının iradesinin fesada uğratıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının çalışmasının olduğu şantiyede müvekkili Şirketin asıl işveren konumunda olduğunu, davacının hak ve alacaklarını talep etmesi üzerine alacaklarının ihtiyari arabuluculuk sonucunda ödendiğini, burada davacının iradesinin de olduğunu,
4. Davacının iddiasının aksine arabulucunun tarafsız olduğunu, arabulucu seçimine davacının itirazı olmadığını, herhangi bir baskı veya tehdit durumu söz konusu olmamakla, davacının kötüniyetli şekilde arabuluculuk neticesinde ödenen miktardan daha fazla kazanç elde etme çabasında olduğunu,
5. Davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını, iddialarının gerçeği yansıtmadığını, alacaklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun yürütülüp yütülmediği, bu bağlamda 02.07.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ile kararın gerekçesine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.