"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/749 E., 2025/155 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 7. İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/541 E., 2025/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.09.2011 tarihinde ... Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, 18.12.2015 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılacağı belirtilerek iş sözleşmesine son verildiğini, müvekkilinin hesabına toplam 22.000,00 TL ödeme yapıldığını ancak kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin eksik yapıldığını, 2015 yılı priminin hiç ödenmediğini, diğer yıllara ilişkin primlerin eksik bir şekilde ödendiğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini, müvekkilinin yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, prim, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, davacının müvekkilini ibra ettiğini, 10.355,81 TL tutarındaki ödemenin sehven davacının hesabına fazladan gönderildiğini, davacının bu tutarı geri ödemediğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesine haklı nedenle son verildiğinin ispat olunamadığı gibi kıdem tazminatı ödemesi yapılmış olması da gözetilerek iş sözleşmesine haklı nedenle son verilmediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya içerisinde her ne kadar ibraname sunulmuşsa da bu ibranamedeki imzanın davacıya ait olmadığı kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile de tespit edildiğinden itibar olunmadığı, davalı tarafından sunulan banka dekontlarının incelenmesinden davacıya 12.01.2016 tarihinde 25.711,62 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 10.335,81 TL’sinin fazla ödeme olduğu ve bu tutarın davacı tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2016/10345 Esas sayılı dosyasına ödendiği tespit edildiğinden davacıya net 15.375,81 TL ödendiğinin anlaşıldığı, bu tutarın davacının kıdem tazminatından mahsup edilmesi gerektiği, izin talep formundaki imzaların bilirkişi incelemesi ile davacıya ait olduğunun tespit edildiği, e-postalar ve yıllık izin talep formları ile birlikte davacının 56,5 gün yıllık izin kullandığının tespit edildiği, davacının hak kazandığı 56 günlük yıllık izinden mahsubundan sonra davacının bakiye yıllık izninin bulunmadığı, davacının saha çalışanı olduğu, dinlenen tanıkların bizzat davacının fazla çalışmasına ilişkin görgüye dayalı beyanlarının olmadığı anlaşıldığından itibar edilmediği ve davacının fazla çalışma ücret alacağının reddi gerektiği, davacı tanık beyanlarına göre davacının 1 ocak hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının değerlendirildiği, davacı tanıklarının davacının seyahat olduğunda ya da fuar olduğunda hafta tatili çalışması yaptığını beyan ettiği, tanıkların davacının ayda kaç hafta tatilinde çalıştığına dair net bir beyanları olmadığı, bu nedenle davacının sunmuş olduğu e-postalara göre davacının çalıştığı hafta tatillerinin tespit edildiği, davacının 9.494,94 TL prim alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının icra dosyasına ödediği (mükerrer ödeme nedeniyle iade ettiği) miktarın kıdem tazminatı hesaplamasından düşülmediği, davacı tarafından sunulan prime ilişkin ek 11/3’deki belgede belirtilen hedef gerçekleştirme oranı, İlk Derece Mahkemesince kabul kararı verilen dışında iddia edilen primlerin hesaplanma şekli ve tutarına ilişkin hesaplamaya elverişli deliller sunulmamış olmasına göre davacı tarafından ispatlanamadığı, Ceza Mahkemesi kararı ve İlk Derece Mahkemesince aldırılan imza incelemesi raporu ile dosyaya sunulan yıllık izin belgelerine göre yıllık izin ücreti alacağı bulunmadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararında hatalı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça sunulan e-postaların davacının haftalık çalışma süresini ve fazla çalışma süresini tespite elverişli olmadığı, tanık beyanlarının saha çalışanı olan davacının çalışmasına ilişkin doğrudan bilgi ve görgüye dayalı olmadığı, fazla çalışmanın ispatlanamadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlikten reddine, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Mükerrer kıdem ödemesinin hesaptan düşülmediğini,
2. Ek bilirkişi raporu yerine kök rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
3. Prim alacağı bakımından e-postaların dikkate alınması gerektiğini, davalı tarafından bu yazışmaların inkâr edilmediğini, bu primlerin ödenip ödenmediğinin, mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini,
4. İmzası sahte çıkan izin belgesine dayanılarak işçi aleyhine hüküm kurulamayacağını,
5. Satış ve saha ekibinde çalışan tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kıdem tazminatı, prim, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.