"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/990 E., 2025/1016 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/246 E., 2025/78 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2012 yılı Mayıs ayında davalı ... Başkanlığında (Belediye) nezdinde işe başladığını, son olarak davalı ... Şirketi nezdinde ilaçlama biriminde çalışmakta iken 30.09.2019 tarihinde iş sözleşmesinin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini, müvekkilinin yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, karşılığı ücret alacağının da ödenmediğini; ayrıca ilaçlama biriminde 06.00-17.00, 20.00-22.00 saatleri arasında çalıştırıldığını, Ramazan bayramında bir gün izin bir gün dinlenme şeklinde çalışma yapıldığını, diğer ulusal bayram ve genel tatillerin tamamında çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının da ödenmediğini, aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunan davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, diğer davalı ile aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunmadığından davalı Şirketin işçilik alacaklarından tek başına sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının belirsiz alacak davası ile talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, kıdem tazminatına ilişkin sorumluluğun yasal düzenlemeler gereği davalı Belediyeye ait olduğunu, davacı ile yapılan sözleşme belirli süreli olduğundan ihbar tazminatına hak kazanılmasının mümkün olmadığını, davacının çalışma koşullarına ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça talep edilen faizin türüne ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.10.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 15.05.2012 - 30.09.2019 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait işyerinde çalıştığı, davalılar tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir belge veya delil dosyaya sunulmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığının usulünce ispatlanmadığı; ayrıca kaldırma kararı sonrası kapsama alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davacının fazla çalışma yaptığı, Ramazan bayramında bir gün çalışıp bir gün çalışmadığı, diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ise çalışmaya devam ettiği ve karşılığının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir belge veya delil dosyaya sunulmadığından ve iş sözleşmesinin fesih kodu (18) olarak bildirildiğinden, taraflar arasındaki sözleşme belirsiz süreli olup davacıya ihbar öneli tanındığı da davalı tarafça ispat olunmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı Şirket tarafından davacının iş sözleşmesinin feshedilmediği, işyeri devrinin söz konusu olduğu iddia edilmişse de davacıya ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları nazara alındığında davacının davalılar nezdindeki iş sözleşmesinin 30.09.2019 tarihinde son bulduğu, davacının bir sonraki işyerinde işe başlama tarihinin ise 05.10.2021 tarihi olduğu, çalışma süreleri arasında geçen zaman, çalışılan birim ile işyeri devri hususlarının davalı Şirket tarafından ispat edilemediği, yıllık iznin kullandırıldığını yahut ücretinin ödendiğini ispat yükü davalı işverenin üzerinde olduğundan davacının isticvap edilmesi sonucu davalı tarafından kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiği ispat olunamayan yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinin yerinde olduğu, fazla çalışma yapıldığını ispat yükü işçiye, yapılan çalışmanın karşılığının ödendiğinin ispat yükü ise işverene ait olup davacı tanıklarının davacının fazla çalışma yaptığını beyan ettikleri, tanığın davasının olmasının beyanına itibar edilmemesi noktasında tek başına yeterli olmadığı, tanık beyanlarına ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede; Daireden ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinden (Dairenin 2022/2061 Esas, 2024/715 Karar sayılı kararı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/846 Esas, 2024/395 Karar sayılı kararı) geçen İlk Derece Mahkemesinin aynı mahiyetteki dosyalarında verilen kararlarda da fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alındığı ve bu kararların diğer delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, yine işyerinde benzer uygulama nedeniyle çıkarılan işçi sayısı gözetildiğinde tanıklık yapan kişilerin davasının olağan olması nedeniyle davası olan tanık itirazına itibar edilmemesi gerektiği yönündeki davalı Şirket vekilinin itirazının yerinde olmadığı, bu yönüyle yapılan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle hazırlanan bilirkişi ek raporu doğrultusunda Mahkemece fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, asıl işveren sıfatı ile davalı Belediyenin ve son alt işveren sıfatı ile davalı Şirketin davacının hüküm altına alınan işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu oldukları; her ne kadar davalı Şirket vekilince davacının esasen Belediye işçisi olduğundan özlük dosyasının Belediyeden celbini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin yerine getirilmediği, iddia ve savunma haklarının ve delilleri toplanmaksızın hüküm tesis edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddia edilmişse de Belediyenin de davada davalı sıfatını haiz olduğu, yine dava dışı şirketlere de talep olmaması nedeniyle davanın ihbarı işleminin yapılmadığı, Mahkemece yapılması gereken işlemler yapılmasına rağmen davalı ... ve dava dışı şirketler tarafından belge sunulmamasının adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının Belediye nezdinde çalışmaya devam etmesi nedeni ile feshe bağlı alacaklara hak kazanamadığını, ayrıca davacının yıllık izinlerini eksiksiz kullandığını,
2. Davacı esasen Belediye işçisi olduğundan özlük dosyasının Belediyeden celbini talep etmelerine rağmen bu talep yerine getirilmediği gibi kabul veya redde ilişkin herhangi bir ara karar da kurulmadığını, iddia ve savunma hakkı kapsamında deliller toplanmaksızın hüküm tesis edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu,
3. Belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilen davacının bu sebeple de ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
4. 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik ile kıdem tazminatından müvekkili Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını,
5. Davacının çalıştığı diğer alt işverenler nezdindeki çalışma dönemlerinin tasfiye edilip edilmediği araştırılmaksızın müvekkilinin tüm dönem alacağından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, her alt işverenin kendi çalıştırdığı dönem ve ücret miktarı ile sınırlı sorumluluğunun kabul edilmesi gerektiğini,
6. Davacı ... işçisi olduğundan çalışmaya ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, resmî kayıt ve belgeler ile ilgili alacakların ispatı gerekirken davalıya karşı davaları bulunan tanık beyanlarına itibarla fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ve bu tazminat ve alacaklardan davalı ... Şirketinin sorumluluğuna ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragraflarının kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dairemizin yerleşik uygulamasında, davacının tanık anlatımlarına dayanarak talep edilen alacakların varlığını ispat etmek istemesi hâlinde, kendisi ile aynı dönemde çalışan tanık beyanları ile ispat külfetini gerçekleştirebileceği kabul edilmektedir.
Yine, çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Aynı ilkeler, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:
"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz."
Somut uyuşmazlıkta; davacı, ilaçlama biriminde 06.00-17.00, 20.00-22.00 saatleri arasında çalıştırıldığını, ramazan bayramında bir gün izin bir gün dinlenme şeklinde çalışma yapıldığını, diğer ulusal bayram ve genel tatillerin tamamında çalışmaya devam ettiğini ileri sürmüş olup davalı Şirket vekilince davacının Belediye nezdinde çalışması nedeniyle çalışma koşullarına ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı savunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise dinlenilen tanık beyanları doğrultusunda davacı talebi gibi haftanın 6 günü 06.00-17.00, 20.00-22.00 saatleri arasında günlük 13 saat çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenmenin tenzili ile haftalık 24 saat fazla çalışma yaptığı; ayrıca Ramazan bayramında bir gün çalışıp bir gün çalışmadığı, diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ise çalışmaya devam ettiğinin kabulü ile fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanmıştır. Davacı tanıklarından .... ve ... dinlendikleri tarihte davalı Şirkete karşı açmış oldukları davalarının bulunduğu sabit olup diğer davacı tanığı .... ise davacı ile aynı birimde çalışmamakta olup Belediyenin kadrolu işçisi olarak gece bekçiliği yaptığını ifade etmiştir. Davalı Şirket tanıklarının ise davacı ile aynı işyerinde çalışması olmayıp davacının çalışma koşullarına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde Dairelerinden ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinden (Dairenin 2022/2061 Esas, 2024/715 Karar sayılı kararı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/846 Esas, 2024/395 Karar sayılı kararı) geçen İlk Derece Mahkemesinin aynı mahiyetteki dosyalarında verilen kararlarda da fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alındığı ve bu kararların başkaca delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, yine işyerinde benzer uygulama nedeniyle çıkarılan işçi sayısı gözetildiğinde tanıklık yapan kişilerin davasının olağan olması nedeniyle, davası olan tanık itirazına itibar edilmemesi gerektiği yönündeki davalı Şirket vekilinin itirazının yerinde olmadığı belirtilmiş ise de davacı tarafça emsal mahiyette olduğu kabul edilen söz konusu kararlara delil olarak dayanılmadığı ve bu kararların dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dosyada davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık anlatımından başka da delil bulunmadığından, davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını ispatlayamadığı anlaşılmakla söz konusu alacakların reddi gerekirken belirtilen gerekçeyle kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.