Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9163 E. 2026/3 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/707 E., 2025/1419 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 41. İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/478 E., 2024/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... AŞ tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2020 tarihinde davalılar yanında sevkiyat görevlisi olarak çalışmaya başladığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirilmeden feshedildiğini belirterek Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen Kod (48) işten çıkış kodunun Kod (4) olarak değiştirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının hukuki yararı bulunmadığını, müvekkil Şirket ile diğer davalı Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili Şirket ile ... Şirketi arasında akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca diğer davalı Şirketin kendi istihdam ettiği işçileri çalıştırdığını, bu sebeple sorumluluğun da ... AŞ (... Şirketi) üzerinde olduğunu, davacının, arabuluculuk sonucunda anlaşmaya varılmasına rağmen hukuka aykırı şekilde dava açtığını, davalı Şirketin davacının işvereni olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, işçi işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan bu davanın davalı Şirkete yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının davalı müvekkili Şirket yanında 22.04.2020 tarihinden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği 12.12.2023 tarihine kadar sevkiyat görevlisi olarak çalıştığını, davalı işyerinde haftalık vardiyaların işçilere bildirildiğini, 11.12.2023-16.12.2023 tarihleri arasında davacının 00.00-08.00 vardiyasında çalışacağının 09.12.2023 tarihinde davacıya bildirildiğini, davacının bildirilen vardiyaya gelmeyeceğini sözlü olarak iletmesi üzerine davacının gelmeme sebebinin detaylandırmasının istendiğini, davacının sadece “06.12.2023-17.12.2023 tarihleri arasında geceleri hastanede refakatçi olarak kalmaktayım. Bu sebeple gelemeyeceğimi bildiririm” şeklinde savunma yaptığını, davacının açıkça gelmeyeceğini sözlü ve gerekse yazılı olarak bildirdiği hâlde vardiyaya geleceği umudu ile çıkış işlemlerinin yapılmadığını ancak davacının vardiyasına gelmediği ve iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı neden ile feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalılara ait işyerinde 22.04.2020-11.12.2023 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin 13.12.2023 tarihli noterlik bildirimi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II(e),(g),(h),(ı) bentleri dayanak yapılarak 12.12.2023 tarihi itibarıyla feshedildiği, işten çıkış kodunun Kod (48) (devamsızlık) olarak bildirildiği, işverenin bildirdiği fesih sebebi ile bağlı olduğu, feshin haklı sebebe dayandığının ispat külfetinin davalı işverenlerde olduğu, davacının 11.12.2023 tarihinde vardiyasına gelmediğinin iddia edildiği dikkate alındığında, devamsızlık nedeniyle feshin koşulları oluşmadan 12.12.2023 tarihinde yapılan feshin haklı nedenle fesih olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını,

2. Davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını,

3. Taraflar arasında arabuluculuk görüşmeleri yapılarak anlaşma sağlandığını,

4. Husumet itirazında bulunduklarını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının SGK'ya bildirilen işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut uyuşmazlıkta davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup davacı işçinin işten çıkış kodu davalı alt işveren şirket ... Şirketi tarafından SGK'ya bildirilmiştir. Bu nedenle, davalı asıl işveren ...AŞ'nin, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi hususunda yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu hâlde davalı ... AŞ bakımından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Değişik Gerekçe)

D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç E

Davacı işçi, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, iş sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini, işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebinin SGK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespitine ve davalı tarafından SGK'ya bildirilen işten çıkış kodunun gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalılar tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince davacı işçinin işten çıkış kodunun düzeltilmesi amacıyla dava açmasında güncel hukuki yararının mevcut olduğu, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan feshedildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz olunan karar, Dairemizce davalı asıl işveren ...AŞ bakımından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır.

6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (..., ... Usûl Hukuku, ..., On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977).

Somut olayda taraflar arasında imzalanan arabuluculuk anlaşma belgesine göre davacıya ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Davacının anlaşma belgesi ile SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Adı geçen Kurum bu yöndeki uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilâm niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.

SGK fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu gösteren anlaşma belgesi uyarınca işten çıkış kodunu düzeltmek zorundadır. Davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatı ödendiğini gösteren arabuluculuk anlaşma belgesi ile başvurmasına rağmen çıkış kodunun düzeltilmemesi hâlinde, işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için adı geçen Kurum'a karşı dava açılmalıdır.

Buna göre davacı işçi işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebiyle açtığı bu dava ile elde etmek istediği sonuca arabuluculuk anlaşma belgesi ile ulaşabilmektedir. Hâl böyle olunca, işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin inceleme konusu davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı açıktır. Bu nedenle davanın usulden reddi gerekir. Kararın bu gerekçe ile davalı asıl işveren bakımından usulden bozulması gerektiği, bu aşamada talebin esası hakkında değerlendirme yapılamayacağı kanaati ile Sayın Çoğunluğun işin esasına girilerek esastan reddi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması yönündeki görüşüne katılamıyoruz.

§