Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9157 E. 2026/394 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 61. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1044 E., 2025/957 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/413 E., 2021/1142 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Cezayir'de bulunan şantiyesinde 23.03.2013-28.02.2017 tarihleri arasında, Tanzanya'da bulunan şantiyesinde 02.04.2017-30.06.2017 tarihleri arasında saha mühendisi olarak en son net 2.600,00 Euro ücret karşılığı çalıştığını, yemek ve barınma giderlerinin işverene ait olduğunu, proje bitimi nedeni ile 30.06.2017 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacıya bir miktar kıdem tazminatı ödendiğini, fesih sırasında pasaportu elinde bulunduran işveren tarafından hazırlanan ve aslında ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerini ödenmiş gibi, fazla çalışma ücretleri ücrete dâhil şekilde gösteren iş sözleşmeleri, ibraname, ücret bordroları ile bazı evrakların kendisine içeride kalan ücretlerinin ödenmeyeceği tehdidi ile iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığını, davacının çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, davacının ücretinin her nevi çalışma karşılığı ücreti de kapsayacak şekilde belirlendiğini, davacıya bütün hak ve alacaklarının eksiksiz ve zamanında banka kanalıyla ödendiğini, bu hususun yazılı delil niteliğindeki ücret bordrolarıyla sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında yazılı delil bulunmadığından tanık beyanları dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bulunduğu, tanığa dayalı yapılan değerlendirme nedeniyle dava konusu ücret alacaklarından %30 oranında indirim yapılarak sonuca gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davacının 3 ayrı projede çalıştığı ve ücretlerinin farklı olduğu, hesaplamanın tüm dönem için 2.600,00 Euro üzerinden yapıldığı, ancak 22.03.2017 - 31.03.2017 tarihleri arası Etiopya, 02.04.2017 - 15.06.2017 tarihleri arası Tanzanya'da geçen çalışmalarında davacının son ücretinin 3.750,00 USD olduğu iddia edilmişse de 3.750,00 USD'nin hesap yapılan dönem için TL kur karşılığının 2.600,00 Euro'dan fazla olduğu, (Ör: 02.04.20 17... .750, 00... .665,37 TL iken, 2.600, 00... .103,34 TL) istinafa gelenin sıfatı gözetildiğinde yapılacak hesaplamanın davalı aleyhine sonuç doğuracağının gözetildiği, zamanaşımının 29.07.2015 tarihinden başlaması gerektiği yönündeki istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede, arabuluculukta geçen 15 günlük sürenin de eklenmesiyle zamanaşımı süresinin 14.07.2015 tarihinden başladığı, hesaplamada hata bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede ücrete fazla çalışma ücretlerinin dâhil olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığı, işverence fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti adı altında yapılmayan ödemelerin bu alacak kalemleri için takas ve mahsup edilemeyeceği, %30 oranındaki indirimin makul olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde:

1. Davacının ücretinin tüm çalışmalarını karşılayacak şekilde ve fazla çalışma ücretini de içerecek şekilde düzenlendiğini, bu nedenle fazla çalışma ücretinin hesabına esas alınacak ücretin, davacının aylık ücretinden yıllık 270 saat fazla çalışma tutarının aylık miktarı düşülerek bulunacak çıplak ücretten hesaplanması gerektiğini,

2. Davacının iddia ettiği ve davacı tanıklarının doğruladığı gerekçesiyle esas alınan mesai saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iddia edilen çalışma saatlerinin ve tatil çalışmalarının kabul edilemeyeceğini, davacının tüm ücretlerinin eksiksiz ödendiğini,

3. İndirim oranın %50’den az olmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabı ile karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§