Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9144 E. 2026/154 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2325 E., 2025/2250 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/230 E., 2025/295 K.

MAHKEMESİ : ... 46. İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/48 E., 2025/295 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin Mart 1999 tarihinde işe girdiğini, usta kuaför olarak net 6.500,00 TL ücretle çalıştığını, 1 öğün yemek yardımı ile bahşiş ödendiğini, yıllık izinlerini tam kullanmadığını, haftada 6 gün 08.00-19.30 saatleri arasında çalıştığını, dinî bayramlarda en az bir gün, millî bayramların tamamında çalıştığını, Covid-19 döneminde tam zamanlı çalıştığını, kısa çalışma ödeneğinin ücretinden mahsup edildiğini, birikmiş ücret alacağı bulunduğunu, 09.03.2021 tarihinde ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, 39.616,00 TL kıdem tazminatı ödendiğini ileri sürerek ücret alacağı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline, birleşen davada ise asıl davada talep olunanın dışında kalan 07.02.2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 48.830,15 TL kıdem tazminatı, 40.893,23 TL yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, 01.04.2010 tarihinde işe girdiğini, erkek berberi olarak asgari ücretle çalıştığını, çalışma planını kendisinin belirlediğini, 2 saat ara dinlenme verildiğini, çalışılan fazla çalışma ve bayram tatili için izin kullandığını, istifa ederek işten ayrıldığını, işyerinde bahşişe izin verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli kararı ile; davalı ile dava dışı .... Tic. .... Şti. arasında bağlantı bulunduğu, davacının 10.09.2003-30.11.2003 tarihleri arasında 2 ay 21 gün, 25.03.2005-09.03.2021 tarihleri arasında 15... ay 14 gün olmak üzere 2 dönem hâlinde ve toplam 16... ay 5 gün hizmetinin bulunduğu ve bordrosundaki ücret ile çalıştığı, aylık 800,00 TL bahşiş aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararı ile davacı tarafından bildirilen tanıkların dinlenmesi, dosya kapsamı doğrultusunda davacının ücreti ve davalı işyerindeki hizmet süresi belirlenerek sonucuna göre davacının talep ettiği alacaklar ile ilgili karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, 17.11.2000 - 01.02.2001 tarihleri arasında 2 ay 15 gün, 10.12.2001 - 30.11.2003 tarihleri arasında 1 yıl 11... gün ve 25.03.2005 - 09.03.2021 tarihleri arası olmak üzere 3 dönem hâlinde ve toplam 18... ay 20 gün süre ile davalı Şirket ve aralarında bağlantı bulunan dava dışı .... Tic. .... Şti. nezdinde en son net 6.000,00 TL, brüt 8.392,00 TL ücretle çalıştığı, tanık beyanları dikkate alınarak aylık 800,00 TL bahşiş ödemesi aldığı ve giydirilmiş brüt ücretinin 9.192,67 TL olduğu, ancak kıdem tazminatı tavanından yüksek olduğundan tavan ücretin dikkate alındığı, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, bakiye yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, tanık beyanlarından davacının haftalık 15 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramlar ve yılbaşı dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, Covid-19 sebebiyle 2020 Mart döneminden itibaren fazla çalışma yapılmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 18... ay 20 gün kıdemi bulunduğu, davalı işyerinde 2018 Ağustos-2020 Eylül ayları arasında kasiyer olarak çalışan davacı tanığı ... davacının ücretinin 5.500,00- 6.000,00, 7.000,00 TL civarında olduğunu, ücretlerin asgari ücret kısmının bankadan, kalanın ise kendisi tarafından elden ödenerek makbuz imzalattığını beyan ettiği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının ücretinin net 6.000,00 TL olarak belirlenmesinde hata olmadığı, tanık beyanlarından aylık 800,00 TL bahşiş ödemesi aldığının anlaşıldığı, davalı tarafından 16.03.2021 tarihinde 39.616,60 TL kıdem tazminatı ödendiği, davacının bakiye kıdem tazminatı alacağı bulunduğu, ücret alacağının davalı tarafından ödendiği, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarından davacının fazla çalışma yaptığını, dinî bayramlar ve yılbaşı hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, zamanaşımının dikkate alındığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun yerinde bulunmadığı, diğer taraftan, davacı vekili ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile yıllık ücretli izin alacaklarına ilişkin faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüşse de İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli kararında ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma alacağına dava tarihinden itibaren, yıllık ücretli izin alacağına ise dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği, davacının 14.07.2023 tarihli istinaf dilekçesinde faiz başlangıcına dair itirazı bulunmadığı, davacı tarafından ... 46. İş Mahkemesinin 2025/48 Esas sayılı dosyasına kayden açılan davada yıllık ücretli izin alacağına ihtarname tarihi olan 09.03.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu, anılan davanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildiği, Mahkemece ikinci kararda asıl dava yönünden alacaklara faiz başlangıç tarihinin ilk karardaki gibi belirlendiği, birleşen davada ise arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği, davacı tarafından ihtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığı anlaşıldığından, istinaf talebinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davacının Mart 1999 tarihinden iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 10.03.2021 tarihine kadar davalı işyerinde usta kuaför olarak çalıştığını, işe giriş tarihinin hatalı belirlendiğini, tanık ... Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre işe giriş tarihinin 17.11.2000 olduğunu, ... beyanında davacının kendisinden 10 ay önce işe girdiğini beyan ettiğini,

b. Kısa zamanlı çalışmada gösterilmek suretiyle tam zamanlı olarak çalışmaya devam ettiğini, buna rağmen tam zamanlı çalışmasından hak kazandığı ücretten kısa çalışma için ödenen paranın mahsup edilerek ücret alacağının eksik bir şekilde ödendiğini, kısa çalışmada geçen her bir ay için eksik ücret alacağı doğduğunu,

c. Alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, davalı işverene ihtarname keşide edilerek talep edilen alacaklar bakımından davalının temerrüde düşürüldüğünü, aksi düşünülse bile güncel yerleşik içtihatlar doğrultusunda arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düşürüldüğünü ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Müvekkilinin .... Tic. .... Şti. ile ayrı bir vergi numarası ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğunu,

b. Davacının asgari ücretle erkek berberi olarak çalıştığını, işyerinde bahşiş ve yemek ücreti uygulaması bulunmadığını,

c. Davacının iş sözleşmesini haber vermeksizin istifa etmek suretiyle kendi isteği ile feshettiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini,

d. Davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunmadığını, günde 2 saat ara dinlenmesi yapıldığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, tüm alacakların bordrolara yansıtılarak banka kanalıyla ödendiğini,

e. Yıllık ücretli izin alacağı konusunda beyanının alınması gerektiğini,

f. Alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret ve giydirilmiş ücretin tespiti, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesabı ile faiz başlangıcı ve zamanaşımına ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafları kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 18 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 354 gün olduğu ve 2011 yılı ve sonrasında 98 gün yıllık izin kullandığı bakiye 256 gün yıllık izin ücretine hak kazandığı belirlenerek yapılan hesaplaya itibar edilerek alacağın kabulüne karar verilmiştir. Davacının uzun yıllar (2000-2011 yılları arasında) yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar vermesi gerekmektedir.

Ayrıca davacı davalıya ait işyerinde 17.11.2000 tarihinde çalışmaya başlamıştır. 4857 sayılı Kanun 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) uygulandığı dönem içerisinde davacının hak kazandığı izin sürelerinin, mülga 1475 sayılı Kanun'a göre hesaplanması gerekir. Bu husus gözetilmeden tüm hesaplamanın 4857 sayılı Kanun doğrultusunda yapılması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§