"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1157 E., 2025/1566 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/167 E., 2025/336 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalılar ... AŞ (... Şirketi), ... ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.05.2008-01.04.2016 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığına bağlı alt işverenler nezdinde bilgi sistem görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işletmenin ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle işverenler tarafından sona erdirildiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatının eksik ödendiğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, ödenmeyen yıllık izin alacağının da bulunduğunu ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı, bakiye ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı ile davalı Bakanlık arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığını, davacının talep ettiği alacaklardan davalı Bakanlığın sorumluluğunun bulunmadığını, Bakanlığın ihale makamı olduğunu savunarak davanın husumetten ve esastan reddini istemiştir.
2. Davalı ... ve ... Şirketleri vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm hak ve alacaklarının kendisine ödenerek iş sözleşmesinin geçerli nedenle sona erdirildiğini, davacının müvekkili şirketler dışındaki çalışmalarından sorumlu olmadıklarını, fazla çalışma ücretinin aylık ücretine dâhil olduğunu, ödenmeyen alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ...'na ait işyerinde, değişen alt işverenler nezdinde 01.05.2008 - 04.01.2019 tarihleri arasında çalıştığı, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı alacakları ile davacı beyanıyla bağlı kalınarak 40 günlük yıllık izin alacağının bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak davacının çalıştığı dönemde bilirkişi ek raporunda belirtilen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması yaptığı, ancak karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispatlanamadığı, taraflar arasında mevcut iş sözleşmesinde yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu hususunda bir madde yer almadığından bu husustaki itirazlara itibar edilmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... vekili ve ... ve ... Şirketleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu gösteren bir delil ve davacının haftada 40 saat çalıştığına yönelik bir iddia bulunmamasına rağmen, hükme esas alınan 05.02.2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunun kabulüyle hesaplama yapılmasının dosya kapsamına uygun olmadığı, Dairenin kaldırma kararından önce ve sonra dinlenen davacı tanıklarının anlatımları dikkate alındığında, davacının haftalık ortalama çalışma süresinin 44 saati geçmediği ve dolayısıyla fazla çalışma yaptığının kanıtlanamadığı sonucuna varılması gerekirken, fazla çalışma yaptığının kabul edilmesinin hatalı olduğu, dava dilekçesinde fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları belirsiz alacak davası olarak açıldığından bu alacakların ıslah zamanaşımına uğramadığı gerekçeleriyle davalıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İhbar tazminatı alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu,
b. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağından indirim yapılmaması gerektiğini,
c. Tanık beyanları ve ilgili belgelerle fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispatlandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı Bakanlığın ihale makamı olduğundan davanın husumetten reddi gerektiğini,
b. Tüm firmaların hak edişlerinin her ay düzenli şekilde ödendiğini, tekrar ödeme yapılmasının kamu zararına sebebiyet vereceğini,
c. Talep edilen tüm alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
3. Davalı ... ve ... şirketleri vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde;
a. Davacının iş sözleşmesinin hukuka uygun olarak kıdem ve ihbar tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiğinden müvekkili Şirketler bakımından bu alacakların reddi gerektiğini,
b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu,
c. Görgüye dayalı bilgisi bulunmayan husumetli tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalar doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
d. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumet, iş sözleşmesinin feshi, bakiye kıdem tazminatı, bakiye ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, bu alacakların hesaplanması ve hükmedilen faiz başlangıç tarihlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.