Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9075 E. 2026/50 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/2282 E., 2025/1530 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/1135 E., 2020/54 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 02.04.2012-09.12.2016 tarihleri arasında iç denetim yöneticisi olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde işyerinde fazla çalışma yaptığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin düşük ücretten yatırıldığını, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, 2016 yılı Kasım ve Aralık ayı ücretlerinin ödenmediğini, zam farklarının ödenmediğini, kullanmadığı yıllık ücretli izinleri olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücretleri ile 2015 yılı zam farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 08.12.2016-10.12.2016 tarihleri arasında işe devam etmediğini, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, fazla çalışma, yıllık ücretli izin ve ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen fazla çalışması bulunduğu, yıllık ücretli izin ve eksik ödenen ücret alacaklarının hüküm altına alınması gerektiği, dosya kapsamında ücret zammı yapılacağına dair bir sözleşme veya yazılı delil bulunmadığından zam farkı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle 2015 yılı zam farkı alacağı reddedilmek ve diğer talepler hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının yaptığı feshin usulen geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından işçinin devamsızlığı nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,

2. Davacı tanık beyanlarına davacı ile çalıştıkları dönemle sınırlı olarak itibar edilebileceğini,

3. Davacı tanık beyanlarının muğlak olduğunu, birbiri ile çelişkili olduğunu, davalı tanık beyanlarının esas alınmamasının hatalı olduğunu, davacı tanığı olarak dinlenen ...’nin işyerinde çalışmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; davacının iş sözleşmesini feshinde haklı olup olmadığı ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile hüküm altına alınan alacakların ispatına ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek davacının ayın iki haftasında haftada 2,5 saat fazla çalışma yaptığı, diğer iki haftada ise haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığı kabulüne göre hesaplama yapılmıştır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacının fazla çalışmalarının tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamakta ise de davacı tanıklarının beyanlarına, davacı ile birlikte çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değer verilmesi gerekir.

Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanığı .... davalı işyerinde 2010-2012 yılları arasında çalıştığını, diğer davacı tanığı .... ise 2010-2015 yılları arasında çalıştığını açıklamıştır. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ve 12.11.2019 tarihinde UYAP ile oluşturulan elektronik ortama kaydı yapılan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde “...şahitlerden ....'nin ifadesi gerçek dışıdır. Her ne kadar kendisi ifadesinde 2010 - 2015 yılları arasında çalışmış olduğunu söylese de durum böyle değildir. Ekte sunduğumuz cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere kendisi yalnızca Mayıs 2012 - Haziran 2014 tarihleri arasında ücret karşılığı serbest muhasebeci mali müşavir olarak hizmet vermiştir. Kendisinin müvekkil şirket bünyesinde işçi olarak çalışması söz konusu bile değildir. Ayrıca yine ekstreden anlaşılacağı üzere kendisi 2014 Yılı Haziran ayında müvekkil şirkete hizmet vermeyi bırakmış olup bu tarihlerden sonraki durumlar hakkında bilgi sahibi olamaz...“ şeklinde beyanda bulunulmuş ve dilekçe ekinde söz konusu cari hesap ekstresi dosyaya sunulmuştur.

Şu hâlde İlk Derece Mahkemesince; davacı tanıklarından ... sigortalı hizmet döküm cetveli getirtilmeli, davacı tanığı .... yönünden ise davalının rapora itiraz dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresindeki tarih aralıkları dikkate alınmalı, davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları dönem bu şekilde belirlendikten sonra belirlenen dönemle sınırlı olarak fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§