"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2201 E., 2025/2037 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2024/73 E., 2024/416 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde 25.02.2008-24.07.2017 tarihleri arasında, asıl işveren ... (... ... AŞ) ve bağlı Şirketi ... ... . ve .... Ltd. Şti. (... ... Şirketi) nezdinde kaynakçı olarak kesintisiz şekilde çalıştığını, son aylık ücretinin brüt 2.100,00 TL olduğunu, aylık fazla çalışmasının 2 katı teşvik primi ödendiğini, davacının davalı işyerinde çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, hafta tatili günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, 2017/Mart ayından itibaren ücretlerin 2 ay geriden ödendiğini, 2017/Nisan ve Mayıs ayı ücretlerinin 30 Haziran tarihinde ancak ödendiğini, 25.07.2017 tarihinde hâlen ödenmemiş olan ücret alacakları nedeni ile davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücretleri ile ücret ve teşvik primi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin diğer davalı Şirket ile hiçbir organik bağı olmadığını, aile şirketi olmadıkları gibi her iki Şirketin yaptığı işlerin birbirinden farklı olduğunu, davacının davalı işyerinde 11.03.2003-31.03.2008 tarihleri arasında çalıştığını ve kendisine tüm hak ve alacakları ödenerek ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin diğer davalı Şirket ile hiçbir organik bağı olmadığını, aile şirketi olmadıkları gibi her iki Şirketin yaptığı işlerin birbirinden farklı olduğunu, davacının davalı işyerinde 04.04.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, 24.07.2017, 25.07.20 17... .07.2017 tarihlerinde işe gelmediğini, 27.07.2017 tarihli Noter ihtarnamesi ile davacının mazereti varsa bildirmesi aksi hâlde iş sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiğini, mazeret bildirmeyen ve işbaşı yapmayan davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davacıya teşvik primi adı altında hiçbir zaman ödeme yapılmadığını, davacının tüm alacaklarının hesabına düzenli olarak ödendiğini, fazla çalışma yapıldığında karşılığı ücretlerin ödendiğini, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2024 tarihinde Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, davalı Şirketlerin adreslerinin farklı olduğu, yetkililerinin kısmen farklı olduğu, faaliyet konularının bire bir aynı olmadığı, davalı Şirketler arasında tüm işçilerin birlikte devrinin söz konusu olmadığı, yine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) dönem bordrolarının incelenmesinde birlikte istihdamın söz konusu olmadığı, toplanan delillerden her iki Şirket arasında birlikte sorumlu tutulmalarını gerektiren bir bağ bulunduğu ispatlanamadığından ... ... AŞ'ye yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, davacının davalı ... ... Şirketi nezdindeki hizmet süresinin SGK kayıtları esas alınarak 03.04.2008-24.07.2017 tarihleri arasında olduğu, davalının dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmadığı, davacının ödenmeyen ücret alacakları bulunduğundan iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığı ve kıdem tazminatına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti alacakları ile eksik ödenen ücret alacağının bulunduğu, hükmedilen alacakların davalı ... ... Şirketinden tahsili gerektiği, ispatlanamayan teşvik primi alacağının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenler arasında organik bağın bulunmasının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları için yeterli olmadığı, işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi yönünde aralarında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgusu bulunduğunun ispatlanamaması nedeniyle davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmamaları yönündeki kararda isabetsizlik bulunmadığı, davacının 13.11.2018 tarihli celsede alınan yemin beyanına göre ... ... AŞ nezdinde çalıştığı döneme ilişkin, ayrılırken haklarını alıp almadığını hatırlayamadığı, yemin metnine göre bu davalı yönünden alacak iddiasını somut olarak ortaya koyamadığı, bu nedenle sözü edilen dönem yönünden davasının esastan reddine, diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması talep edilen dönem yönünden ise ... ... AŞ'ye husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ne var ki aleyhe değerlendirme yasağı dikkate alınarak bu yönde kararda herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yine işyerinde teşvik primi uygulaması ve hesap unsurlarının ne olduğuna dair davacının somut delil ile ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Her iki davalı Şirketin aynı alanda faaliyette bulunduğunu, aralarında organik bağ bulunduğundan alacaklardan müşterek sorumluluklarına hükmedilmesi gerektiğini,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, yemin beyanının dikkatli değerlendirilmediğini, davacının yemininde 2008’den 2017 yılına kadar alacaklarını almadığını belirttiğini, davacının 2008 Şubat ve Mart aylarında ... ... AŞ nezdinde çalışma kaydı bulunduğundan husumetten ret kararının hatalı olduğunu, alacaklardan her iki davalının tüm süre üzerinden birlikte sorumlu tutulması gerektiğini,
3. Teşvik priminin ödeme ve hesaplama yöntemleri araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... ... AŞ'ye husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığı, davalı Şirketlerin davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı ile teşvik primi alacağının ispatı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.