"İçtihat Metni"
(BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR)
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; geçici hukuki koruma talep edildiğinde Mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26. maddesi bakımından taleple mi bağlı olduğu, yoksa aynı Kanun'un 33. maddesi uyarınca taleple bağlı olunmayıp değerlendirmenin resen mi yapılacağı hususunda öğretide ve mahkeme kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu, bölge adliye mahkemelerince farklı kararlar verildiğini belirterek uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 24.10.2025 tarihli ve 2025/32 Esas, 2025/32 Karar sayılı kararı ile; belirtilen bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu yönünde görüş iletilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 24.04.2025 Tarihli ve 2025/766 Esas, 2025/890 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının geçici hukuki koruma talebi ön sorun olarak ele alınmak suretiyle diğer geçici hukuki korumaların kapsamında olan konularda ihtiyati tedbire karar verilemeyeceği vurgulanmış, ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki farklara değinilerek bu kurumların birbiri yerine kullanılamayacağı karara dercedilmiş, işçilik alacağı dosyasına uygun olmayan ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği yönünde karar oluşturulmuştur.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 23.10.2019 Tarihli ve 2019/1853 Esas, 2019/1547 Karar; 14.10.2020 Tarihli ve 2020/805 Esas, 2020/668 Karar sayılı kararları; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 14.07.2020 Tarihli ve 2020/824 Esas, 2020/1327 Karar sayılı kararı; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 20.10.2020 Tarihli ve 2020/1416 Esas, 2020/1006 Karar; 15.01.2025 Tarihli ve 2025/118 Esas, 2025/89 Karar sayılı kararları; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 14.07.2020 Tarihli ve 2020/904 Esas, 2020/1342 Karar sayılı kararı.
Bölge Adliye Mahkemelerinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları bütünsel bir yaklaşımla ele alındığında, kararlarda geçici hukuki koruma türlerinin genel özellikleriyle ele alındığı görülmekle, özellikle 6100 sayılı Kanun'un 33. maddesine göre hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu belirtilmiş, her ne kadar talepte bulunanın talebi dosya kapsamına ve özellikle hüküm altına alınması istenen borcun cinsine uygun olmasa da mahkemelerce yapılacak denetim ve vasıflandırma sonucu uygulanacak geçici hukuki koruma türünün belirlenmesi gerektiği yönünde kararlar oluşturulmuştur.
IV. GEREKÇE
Başvuru konusu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (5235 sayılı Kanun) 35. maddesine göre giderilip giderilemeyeceği hususu uyuşmazlık konusudur.
1. Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmeden önce, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanan taleplerle ilgili olarak dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar verdiği sırada, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda veya ne şekilde giderilmesi gerektiğine yönelik görüş bildirip bildiremeyeceği ele alınmalıdır. İlgili hükümde, uyuşmazlığın giderilmesinin gerekçeli olarak istenmesi üzerine bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunun kendi aralarında toplanacakları ve kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyecekleri düzenlenmiştir.
Kanun'daki "kendi görüşleri" ifadesinden anlaşılması gereken husus, başkanlar kurulunun bölge adliye mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönündeki görüşüdür. Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hangi daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk dairesince verilir. Keza ilgili daire uyuşmazlığı mutlaka uyuşmazlık konusu daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir. Gerektiği takdirde uyuşmazlığın, bölge adliye mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelerden farklı gerekçe ile de giderebilir. Başkanlar kurulunun uyuşmazlığın hangi bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği konusunda bir görüş ortaya koyması, ilgili yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi yargısal bir faaliyette bulunulması anlamına geleceğinden yerinde de değildir. Somut olayda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca daire kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi isabetsiz olup eleştirilmiştir.
2. 5235 sayılı Kanun'un 35/1-(3) hükmünde yer alan düzenlemeye göre; “Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
5235 sayılı Kanun’un 35/2 hükmü ise şöyledir:“(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.”
5235 sayılı Kanun ile bu Kanun'da sayılan kişi ve kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesi talebi bir kanun yolu olmayıp böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
Bölge adliye mahkemesinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunması durumunda, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinde belirtilenler tarafından yapılacak gerekçeli başvuru sonrasında, mevcut başvuru Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca değerlendirilerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesi istenilecektir.
Bu açıklamalar ışığında belirtmek gerekir ki uyuşmazlığın giderilmesi talebine konu davaların esasa veya usule ilişkin nihai ve kesin nitelikteki bir kararla sonuçlanmış olması gerekmektedir. Bu bilgi ışığında değerlendirilmesi gereken, geçici hukuki koruma talebinde bulunulması durumunda mahkemece verilecek kararın özellikle nihai nitelikte olup olmadığıdır.
Kesin hukuki koruma elde edilinceye kadar hakkın tamamen korumasız kalmasını engelleyici nitelikteki geçici hukuki koruma kararları doğası gereği değiştirilebilir niteliktedir. Taraflarca aynı koruma istemiyle birden fazla kez talepte bulunulması önünde bir engel bulunmadığı gibi tam bir ispat aranmadan verilecek kararın daha sonradan talepte bulunanın lehine veya aleyhine değişmesi imkan dâhilindedir. Bir diğer deyişle geçici hukuki koruma kararları hakkında koşulları bulunmak kaydıyla gerekçe gösterilerek mahkemeden her zaman yeni talepte bulunulabilir, talebin genişletilmesi veya daraltılması istenebilir. Özellikle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kurumları açısından ele alındığında ilgili kanun hükümlerinde bu geçici hukuki koruma kararlarının değiştirilmesine yönelik özel hükümler bulunmaktadır. Nihailik mefhumunun esaslı unsuru ise tarafların talebi veya mahkemenin kendiliğinden harekete geçmesi ile değişemeyecek olmasıdır. Bu bakımdan geçici hukuki korumalar nihai özellik göstermemektedir. Buradan hareketle başvurucunun talebine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının ele alınan nihailik niteliğine sahip olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında başvurucunun dilekçesinde belirtmiş olduğu Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri kararları arasında 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 24.10.2025 tarihli ve 2025/32 Esas, 2025/32 Karar sayılı kararına istinaden iletilen mevcut talep yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına,
2. Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.