"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/857 E., 2025/1115 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/282 E., 2025/110 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Irak'taki şantiyesinde 04.12.2006-20.02.2012 tarihleri arasında formen olarak net 2.200,00 Amerikan doları (USD) ücretle çalıştığını, 2012 yılına ait ücretinin eksik ödendiğini, 07.00-21.00 saatleri arasında tüm hafta tatilleri dâhil çalıştığını, dinî bayramların ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının ücretinin 600,00 USD üzerinden %5 kesinti yapılarak her ay net 570,00 USD olarak ödendiğini, iddia edilen ücret seviyesinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline ait şantiyelerde haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalışma yapıldığını ve haftada bir gün izin kullandırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde şantiyede çalışma yaptırılmadığını, davacının tüm ücretlerinin eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma-gönderme kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişi tarafından davacının ücretinin net 1.200,00 USD olduğu yönündeki seçenekli hesaplamaya göre yapılan değerlendirmeye itibar edildiği, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre; 04.12.2006-20.02.2012 tarihleri arasında davalı Şirket bünyesindeki kıdem ve hizmet süresinin 5 yıl 2 ay 17 gün olduğu, işverence feshin haklı bir sebebe dayanarak yapıldığının ispatlanamadığı, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin ücrete dair tespitinin yerinde olmadığı, davacının aylık net 2.200,00 USD ücret aldığının tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, davacı vekilinin ücret bakımından istinafının yerinde olduğu, davalı vekilinin ise istinafının yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince aldırılan 04.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda ücretin 2.200,00 USD tespiti ile %5 genel sağlık primi eklenmek suretiyle brütleştirme usulünün yerinde olduğu ve bu rapor doğrultunda değerlendirme yapıldığı, kıdem ve ihbar tazminatı açısından; davacıya 20.02.2012 tarihinde sona eren hizmeti nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği sabit olup hesaplama gerçek ücrete göre yapılmadığından ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamasının yapıldığı, 04.10.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatı isteminin kabulüne karar vermek gerektiği yine 04.10.2018 tarihli bilirkişi kök raporu doğrultusunda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından yeniden hüküm kurulacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının 2.200,00 USD net ücret aldığı tespit edilerek hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, banka kayıtları ve ücret bordrolarından görüleceği üzere ücretin aylık 570,00 USD olduğunu,
2. Davacı tanığının ifadelerinin yalnızca davacı ile çalıştığı dönemler için esas alınabileceğini,
3. Kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin davacıya yapıldığını, müvekkili Şirketin ibra edildiğini,
4. Bilirkişinin çelişkili tanık beyanlarını dikkate alarak fazla çalışma hesapladığını, beyanların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
5. Yapılan ödemelerin ödendiği tarihten dava tarihine kadar olan faizlerinin de hesaplanarak mahsubu gerektiğini,
6. Davacının hafta tatili günlerinde çalışmadığı gibi ulusal bayram ve genel tatil günleri ile ilgili yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu,
7. Tanıklarca ortak bir şekilde ücret ödemelerinde eksiklik olmadığı beyan edildiğinden artık bilirkişice ücret alacağına yönelik hesaplama yapılamayacağını,
8. Bölge Adliye Mahkemesince kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesine rağmen reddedilen kısım için vekâlet ücreti takdir edilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücret seviyesi, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacakların ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir.
5718 sayılı ... Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince dava ve ıslah dilekçesinde talep edilen miktarların tamamının kabulüne karar verildiği anlaşılmakla hüküm kısmında davanın kısmen kabul edildiğinin ve bir kısım alacak kalemlerinde de fazlaya ilişkin talebin reddedildiğinin yazılmış olması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan "A-Davanın KISMEN KABULÜ" ibaresinin çıkartılarak yerine "A- Davanın KABULÜ" ibaresinin yazılması ve hüküm fıkrasının (A) bendinin (a), (b), (c), (d) ve (e) alt bendlerinde yer alan “fazlaya ilişkin talebin reddine" ibarelerinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.