Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/10179 E. 2026/333 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/3346 E., 2025/1390 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. İş Mahkemesi

SAYISI: 2025/133 E., 2025/403 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlığın 07.04.2025 tarihli ve 471488 sayılı olumlu yetki tespiti yazısının 30.04.2025 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, müvekkili Şirketin yürüttüğü faaliyetin İşkolları Yönetmeliği'nin 11 sıra No.lu çimento, toprak ve cam işkolunda yer aldığını, yetki tespitinde bağımsız işyeri olarak dikkate alınan ... sicil No.lu işyerinin bağlı yer niteliğinde olduğunu ve müvekkili Şirketin aynı iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri bulunduğunu, yetki başvurusunun işyeri düzeyinde değerlendirilmesi gerektiğini, işyerinde çalışan işçi ve üye sayısının hatalı olduğunu, bir kısım sendika üyesi işçinin üyeliklerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı Bakanlığın 07.04.2025 tarihli ve 471488 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde: davacının itiraz dilekçesini süresi içinde görevli makama kaydettirmediğini ve davayı süresi içinde açmadığını, dava dilekçesinde hiçbir somut hususun ileri sürülmediğini, delil ortaya konulamadığını, soyut olarak bir kısım temelsiz iddialarda bulunulduğunu, müvekkilinin tespite konu işyerlerinde yarıdan fazla çoğunluğa sahip olduğunu ve davacının işyeri itirazının sonuca etkili olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; yetki tespit başvuruları karşılanırken işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, Sendika Yetki Sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, davacının davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda 3 işyerinin kayıtlı olduğunu, bu işyerlerinde çalışan 16 işçiden 9'unun davalı Sendika üyesi olduğunun tespit edildiğini, dava konusu yetki tespitinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işveren tarafından itiraz dilekçesinin görevli makama kaydettirilerek süresi içinde davanın açıldığı, davacının işkolu itirazlarının eldeki davada değerlendirilme olanağı bulunmadığı, bir kısım işçilerin sendika üyeliklerinin irade fesadı ile geçersiz olduğuna dair herhangi bir itiraz veya şikâyetleri bulunmadığı, bu konuda açmış oldukları herhangi bir dava da söz konusu olmadığı, bu hususun tanık beyanlarıyla açığa kavuşturulmasının mümkün olmadığı ve davacının buna dair soyut iddiasını ispatlayamadığı, işyerinde çalışan üye işçi sayısına göre davacının işletme-işyeri itirazlarının sonuca etkisi bulunmadığı, SGK'dan istenen kayıt ve belgelerin incelenmesi sonucunda başvuru tarihi itibarıyla davacıya ait işyerlerinde 15 işçi çalıştığı, çalışan işçilerin yarıdan fazlasının davalı Sendika üyesi olduğunun tespit edildiği, davalı Sendikanın yetki tespitine konu işyerlerinde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 41. maddesine göre gerekli çoğunluğu sağladığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bir kısım işçilerin sendika üyeliklerinin irade fesadı ile geçersiz olduğuna ilişkin olarak tanık dinletme taleplerinin kabul edilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, yetki tespitine konu işyerlerinin işkolunun davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkolundan farklı olduğunu, yetki tespitine konu birimlerin aynı iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri oluşturduğundan işletme toplu iş sözleşmesi yetkisine dair yapılan tespitin hatalı olduğunu, işyerinde çalışan sayısının 16... olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun’un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§