Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2025/10019 E. 2026/463 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/99 E., 2025/782 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 8. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/658 E., 2022/353 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.1995 tarihinde davalı ... Belediye Başkanlığında (Belediye) alt işveren Şirketler üzerinden temizlik işçisi olarak işe başladığını, 1999 yılında operatör olarak çalışmaya devam ettiğini, 29.07.2021 tarihinde emeklilik nedeni ile iş sözleşmesinin sonlandığını, kısmi kıdem tazminatı ödendiğini, davacının 18.11.2013 tarihinde sendika üyesi olduğunu, davalı Belediye ve alt işveren Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu ve geçerli olarak kurulmadığı için davacının davalı Belediyenin işçisi sayılması ile Belediyenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanması gerektiğini, davacıya bir kısım tazminat ödemeleri yapıldığını, fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı fark alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ilave tediye, ödenmeyen ücret alacağı ile ücret farkı alacağı ve aile yardımı, çocuk yardımı, eğitim yardımı, yemek yardımı, taşıt yardımı, giyim yardımı, yakacak yardımı, temizlik yardımı, pazar çalışması, gece çalışması, ek gıda yardımı, sendikal ikramiye, risk ve sorumluluk primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kıdem tazminatı yönünden davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının diğer Şirketlerden sorulması gerektiğini, davacının Belediyeden hizmet alım işi üstlenen Şirketlerde çalıştığını, dolayısıyla ihbar olunan Şirketler işçisi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, ihale sözleşmeleri, davalıların tâbi olduğu mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı Belediyenin belirtilen işi alt işverene vermesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesi uyarınca mümkün olduğu ve geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, Belediye ile Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hesaplanan bakiye kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarına hak kazandığı, yine ilgili toplu iş sözleşmesine göre ikramiye alacağının bulunduğu, ilave tediye alacağının bulunmadığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışmasının bulunmadığı, dinî bayramların ilk günü dışında resmî tatillerde çalıştığı, davacının ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı ancak ödemenin mahsubuyla bakiye alacağın bulunmadığı, çocuk yardımı ve eğitim yardımı alacağının zamanaşımı def'i nedeniyle bulunmadığı, toplu iş sözleşmelerine göre hesaplanan yakacak yardımı, sorumluluk zammı, gece zammı alacaklarına hak kazandığı gerekçeleriyle zamanaşımı def'inin dikkate alındığı ve davacının talebiyle bağlı kalındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesi ve 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı Belediyenin görev ve sorumluluğunda olup asıl iş mahiyetinde olan işlerin 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmündeki sınırlamalar olmaksızın alt işveren eliyle gördürülmesi mümkün olduğundan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmadığı kabul edilerek, alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin gözetilmesi dosya kapsamına uygun olduğundan husumet ve muvazaa itirazlarının yerinde görülmediği, dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b(1) hükmü gereğince davalının ve davacının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davacının işe girişinden emeklilik tarihine kadar ağır vasıta şoförü, temizlik işçisi ve bahçıvan olarak çalıştığını, muvazaa iddiasının kabulü gerektiğini, muvazaa iddiası kabul edilmese bile Belediye Şirketinde çalıştığından ilave tediye alacağının kabulü gerektiğini,

b. Eğitim yardımı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tamamının kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davacının, ihbar olunan Şirketlerin işçisi olup kendi işçileri olmadığından husumet itirazında bulunduklarını,

b. Davacının iş sözleşmesini kendisi feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazanamadığını,

c. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, delillerini sunmak için süre istendiğini ancak istenilen sürenin verilmediğini,

d. Sulh ve ibra sözleşmesi ile kadroya geçtiğinden hak talebinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 24. maddesi uyarınca dava dışı Belediye Şirketinde kadroya geçen davacının yararlanması gereken toplu iş sözleşmelerinin tespiti ile talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıda yer alan paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 24/3 hükmü şöyledir:

Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından işçi statüsüne geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki şirketlerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki şirketlerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir."

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) "İşyerinin veya bir bölümünün devri" kenar başlıklı 38. maddesi şöyledir:

"(1) İşletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devralan işverenin aynı işkoluna giren işyeri veya işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi var ise; devralınan işyeri veya işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Devralan işverenin işyeri ya da işyerlerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yok ise; devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi

hükmü olarak devam eder.

(2) Toplu iş sözleşmesi bulunmayan bir işyerinin işletme toplu iş sözleşmesi tarafı olan bir işverence devralınması durumunda işyeri, işletme toplu iş sözleşmesi kapsamına girer."

375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesinin ve bu KHK gereğince 30.06.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 30.06.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle, 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı Belediye nezdinde alt işverenler nezdinde çalışmaktayken 696 sayılı KHK gereğince 01.04.2018 tarihinden itibaren ihbar olunan ... Belediyesi ... Maddeleri Ticaret ve Sanayi İşletmeleri AŞ (... Belediyesi ... AŞ) bünyesinde çalışmaya başlamış ve 29.07.2021 tarihinde emekli olarak işten ayrılmıştır. Davacının adı geçen işveren nezdindeki istihdamının 375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesine dayalı olarak gerçekleştiği uyuşmazlık dışıdır.

Yukarıda yer verilen ilkeler ve 6356 sayılı Kanun'un 38. maddesi gereğince, işçinin sürekli işçi kadrosuna geçiş tarihinde yararlanmakta olduğu alt işverenin toplu iş sözleşmesi mevcut ise kadroya geçiş tarihinden sonra da bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerekir. Söz konusu toplu iş sözleşmesinin bitiminden sonra ise kadroya geçirilen işçi kendiliğinden 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'ne tâbi olacağından, işyerinde uygulanmakta olan bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanması mümkün değildir. Başka bir anlatımla, davacının ... Belediyesi ... AŞ'nin tarafı olduğu 12.03.2019 imza tarihli ve 01.01.2019-30.06.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanması, en erken 01.07.2020 tarihi itibarıyla mümkündür.

Dosya içeriğine göre davacının 01.02.2015-31.03.2017 tarihleri arasında alt işveren şirketlerden ... İnş. AŞ ve ... .... İnş. San. ve .... Ltd. Şti.nin oluşturduğu İş Ortaklığı (... İş Ortaklığı), 01.04.2017-30.04.2017 tarihleri arasında ... .... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti (... Şirketi), 01.05.2017-15.09.2017 tarihleri arasında ihbar olunan alt işveren şirketlerden ... .... İnş. San. ve .... Ltd. Şti.nin oluşturduğu İş Ortaklığı (... İş Ortaklığı) nezdinde çalıştığı, 16.09.2017 tarihinde ... ... AŞ (... Şirketi) bünyesinde çalışmaya başladığı ve 31.03.2018 tarihine kadar burada çalışmaya devam ettiği, 01.04.2018 tarihinde ise 375 sayılı KHK gereğince, ... Belediyesi ... AŞ nezdinde kadroya geçişinin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamında; davacının çalıştığı alt işverenlerden ... İş Ortaklığının taraf olduğu 15.10.2015-31.03.2017 yürürlük süreli, ... İş Ortaklığının taraf olduğu 15.06.2017-31.12.2018 yürürlük süreli ve ... Şirketinin taraf olduğu 15.10.2017-31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri bulunmaktadır.

İlk Derece Mahkemecesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 01.01.2019 tarihine kadar olan dönem için davacının çalıştığı alt işveren Şirketlerin tarafı olduğu toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre hesaplama yapıldığı, 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem için ise kadroya geçişinin yapıldığı ... Belediyesi ... AŞ'nin tarafı olduğu 12.03.2019 imza tarihli ve 01.01.2019-30.06.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerine tâbi olacağının kabulüyle değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere davacının 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem bakımından söz konusu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması mümkün değildir.

Yukarıda yer alan açıklamalara göre davacının, 15.10.2015-31.03.2017 tarihleri arasında ... İş Ortaklığının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması, 01.04.2017-30.04.2017 tarihleri arasında çalıştığı alt işveren ... Şirketi ile yapılan toplu iş sözleşmesi bulunmadığından bu dönem için ve sonraki alt işverenle yapılan toplu iş sözleşmesi yürürlük tarihine kadar ücreti korunarak 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması, 15.06.2017-15.09.2017 tarihleri arasında ... İş Ortaklığının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması, 16.09.2017-14.10.2017 tarihleri arasında aynı şekilde ücretinin korunması ve 15.10.2017-31.12.2018 tarihleri arasında ise ... Şirketinin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması, 01.01.2019- 30.06.2020 tarihleri arasındaki dönem bakımından da 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden yararlandırılması gerekir. Belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§