"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/214 E., 2023/453 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/159 E., 2022/153 K.
Taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne (İSKİ) ait işyerinde, alt işveren davalı Şirket nezdinde çalıştığını, hizmet alım sözleşmesinin süresinin bitmesi nedeniyle işten çıkartıldığını, tutanağı imzalamaz ise İSKİ bünyesinde yeni alt işveren işçisi olarak çalıştırılmayacağı baskısıyla, iradesi sakatlanarak arabuluculuk tutanağı imzalattırıldığını, davalının yüz işçiye aynı anda davalı Şirkete ait işyerindeki tutanak içeriğini okuma ve müzakere yapma olanağı tanınmadan arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirdiğini, tutanak içeriği incelendiğinde de görüleceği üzere maktu şekilde hazırlandığını, tutanak içeriğinin çelişkili ve doğmayan haklardan feragat edilmesi şeklinde kanun aykırı olduğu, davacı müvekkilinin herhangi bir başvurusu olmamasına rağmen başvuranın davacı işçi olduğunun belirtildiği, müvekkilinin hiçbir şekilde arabuluculuğa başvurmadığını, arabuluculuk sürecini davalı Şirketin organize ettiğini ileri sürerek 01.12.2020 tarihli, 2020/173709 numaralı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı asıl işveren İSKİ'nin İçme Suyu ve Atıksu Yapım Bakım ve Onarım İşi projesi kapsamında alt işveren müvekkili Şirket işçisi olarak 16.08.2018 tarihinde iş makinesi operatörü sıfatıyla çalışmaya başladığını, projenin sona ermesi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı olduğundan ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri yapılarak anlaşmaya varıldığını ve hak ettiği alacakların davacıya ödendiğini, işçilik alacaklarının tahsili için açılan dava devam ederken davacının arabuluculuk tutanağına itiraz etmeyen davacının dava bittikten sonra kötüniyetli olarak itirazda bulunduğunu, ortak karar ile arabulucu olarak diğer davalı ...'ın seçildiğini, davacının iradesinin fesada uğratıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının arabuluculuk görüşmesine bizzat katılmasına rağmen hâlihazırda görülmekte olan davasından ve vekili bulunduğundan bahsetmediğini, davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları yönünden ihtiyari arabuluculuk görüşmesinde anlaşmaya varıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın, tutanak ve tutanağa konu alacaklara ilişkin dava dosyası dışında delil bildirmediği, davalıların delil olarak bildirdiği tanıkların dinlendiği, davacı tarafın temelde iş sözleşmesinin tazminatsız feshedileceği ve İSKİ bünyesinde yeni alt işverence çalıştırılmayacağı baskısı ile arabulucu tutanağını imzaladığını, kendisinin başvurusu olmadığını, arabuluculuk konusunda bilgilendirilmediğini, arabulucuyu tanımadığını, hiç görmediğini, kendisi ile müzakere yapılmadığını, imzaladığı evrakın yeni işle ilgili olduğunun kendisine söylendiğini iddia ettiği, davalı tanıklarının ise olay günü davalı arabulucu ...'ın bizzat tüm işçiler ile ayrı ayrı ortalama 15 dakika kadar görüştüğünü ve herhangi bir baskı ya da sair iradeyi fesada uğratacak durum olmadığını beyan ettikleri, ispat külfeti altında bulunan davacının iddialarını ispat edemediği aksine davalı tarafın savunmalarını tanık delili ile ispat ettiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya içeriğinde müvekkilinin arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, uygulamanın yüz on işçiye ilişkin olarak yapıldığını, arabuluculuk ücretinin davalı Şirketin ödemesine karar verildiği ve tazminat ödenmesine karar verildiği ve buna göre arabuluculuk ücretinin nispî olarak belirlenmesi gerektiği hâlde maktu ve belirli bir rakam üzerinden anlaşma yapıldığını, toplantı yerinin anlaşma tutanağında arabulucu adresi olmasına rağmen, davalı Şirketin işyerinde toplantı yapıldığını, tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere, seri bir şekilde A4 kağıdı temin edildiği, tonerin bir ara bittiği ve hazırlanan matbu tutanakların işçilere imzalatıldığını, tutanağa bir tür ibraname niteliği kazandırılmaya çalışıldığını, zira tutanakta işçilerin başkaca hak ve alacaklarının kalmadığı, her türlü dava ve talep haklarından feragat ettikleri ve davalı işvereni ibra ettiklerine dair beyanlarının alındığını, tanık M.A.'nın "...davalı Şirket ile olan bağının koptuğunu arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını, şu an çalışmadığını" şeklindeki anlatımından da anlaşılacağı üzere arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı için işten çıkartıldığını, mevcut arabuluculuk tutanağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 inci maddesine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 01.12.2020 tarihli Hukuki Uyuşmazlıklarda İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; '' ....davacının fazla çalışma süresinden kaynaklanan fazla çalışma ve mesai ve hafta tatili ve çalışma ile ulusal ... ve genel tatil günü ve bu günlerde çalışması ve ücreti alacağı olmadığı, başvurucunun tüm dönem prim masraf alacağı, asgari geçim indirimi alacağı olmadığı ve bu durumun ücret bordroları ve özlük dosyası ile tespit edildiği, başvurucunun belirli süreli işin bitimi ile ve iş sözleşmesinin 30/11/2020 tarihli fesih bildirimi ile geçerli nedenle feshettiği, bu nedenle ihbar tazminatı alacağı olmadığı ve de talep etmediği, bu hususta başka bir alacağı olmadığı, kötüniyet tazminatı ... olmadığı, maddi ve manevi tazminat ... olmadığı, fesih tarihi ile anlaşma tarihi arasında geçen süre kapsamında boşta geçen süre ücreti ve diğer hakları talebi karşılığı bir ... olmadığı, bu cihetle aşağıda belirtilen kalemler dışında taraflar başvurucunun herhangi bir hak ve alacak ve gerek bu paragrafta gerekse aşağıda bahsi geçen alacak kalemi yönünden fark hak ve alacak ... ve talebi olmadığı konusunda hak kazandığı halde kullanamadığı yıllık izin karşılığı ücret alacağının ödeneceğini ve kıdem tazminatının ödeneceğine ilişkin anlaşmaya varmışlardır...'' şeklinde düzenleme yapıldığı ve tarafların tutanağı anlaşarak imzaladıklarının tespit edildiği, Yargıyatın konuya ilişkin emsal içtihadında da belirtildiği üzere, arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı Kanun’un 420 nci maddesinin uygulanmayacağı, aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkansız hâle geleceği, nitekim 6325 sayılı Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanunun) 18 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörüldüğünden ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğinin değerlendirilemeyeceği, bunun yanında arabuluculuk son tutanağının sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, davacı tarafın 01.12.2020 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağının sahteliği konusunda iddiası olmadığı gibi, fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık hâlleri dışında irade fesadına dayalı iddiaların ancak somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiği, dosyada irade fesadını ispata yönelik somut ve kesin delil bulunmadığı, arabulucuya husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmesine rağmen esastan ret kararı verilmesinin usule aykırı olduğu, ancak davalı tarafça istinafa gelinmediğinden eleştirmekle yetinildiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen benzer sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, istinaf başvurusu hakkında yeterli inceleme yapılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası, 6325 sayılı Kanun Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.