Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2024/13114 E. 2024/15229 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki yetki tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2022/4 Esas, 2022/62 Karar sayılı kararı ile İstanbul iş mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Yetkisizlik kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi sonrası yetkili İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlığın 30.12.2021 tarihli ve 76582 sayılı yazısında davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerlerinde işletme toplu iş sözleşmesi yapmak için gerekli çoğunluğu sağladığının bildirildiğini, Bakanlıkça tespite konu 17 üniteden her birinin bağımsız işyeri olarak değerlendirilmesinin isabetli olmadığını, tespit konusu birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde olduğunu, davalı Sendikanın yarıdan fazla çoğunluğa sahip olması gerektiğini, Bakanlıkça dikkate alınan 4 işyerinin faal olmadığını, müvekkiline ait taşımacılık işkolunda yer alan 4 işyerinin ise yetki tespitinde dikkate alınmadığını, işyerinde kabul edilenin aksine 962 işçi çalışmadığını, Sendikanın gerekli çoğunluğu sağladığı yolundaki tespitin hatalı olduğunu belirterek Bakanlığın 30.12.2021 tarihli ve 76582 sayılı olumlu yetki tespit yazısının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı işverenin İşkolları Yönetmeliği'nin 15 sıra numaralı taşımacılık işkolunda birden fazla işyeri bulunduğunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi uyarınca davacıya ait işyerlerinde toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceğini, yapılan inceleme sonucu davacıya ait taşımacılık işkolunda yer alan işyerlerinde başvuru tarihi itibarıyla 962 işçinin çalıştığını, 394 işçinin davalı Sendikaya üye olduğunun tespit edildiğini, ilgili Sendikanın adı geçen işyerlerinde işletme toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli olan yüzde kırk üye şartını sağladığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde üye sayısına ilişkin iddiaların çelişkili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 6356 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca davacıya ait işyerlerinde toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceğini, müvekkili Sendikanın yetki başvuru tarihi itibarıyla sayısal çoğunluğu sağlandığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yetki tespitine dâhil edilmesini istediği işyerlerinin ilk kuruluş aşamasında tescil edildiği kayıtların incelendiği ve söz konusu işyerlerinin İşkolları Yönetmeliği'nin 10 sıra numaralı ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar ve 12 sıra numaralı metal işkollarında kayıtlı oldukları, davalı Sendikanın ise 15 sıra numaralı taşımacılık işkolunda faaliyet gösterdiği, başkaca işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinin aynı işverene ait olsa dahi kanun gereği yetki kapsamına dâhil edilemeyeceği, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) gönderilen işyeri dönem bordroları ile davalı Bakanlık kayıtlarının 6 işçinin çalıştığı bir işyeri dışında örtüştüğü, bu işyerinde çalışan işçi sayısının sonuca etkili olmadığı, bu nedenle davacının çalışan sayılarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı, yetki tespitine konu işyerleri arasında kanunun aradığı anlamda amaçta birlik, işin niteliği yönünden bağlılık bulunmadığı, tespit konusu birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tespite konu birimlerin her birinin bağımsız bir işyeri olduğunun kabulü ile işletme toplu iş sözleşmesi yetkisi kapsamında davalı Sendikanın işyerinde çoğunluğa sahip olduğu şeklindeki kabulünün yerinde olmadığını, davacı Şirkete ait birimlerin tek bir işyerini oluşturduğunu, davacı Şirket yönünden işletme kavramı esas alınarak yetki tespitinde bulunulamayacağını, bu birimlerin bir bölümünün farklı işkolunda yer aldığından dikkate alınamayacağını, aynı işkolunda bulunan birimlerin tek bir işyerini oluşturduğunun tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yetki tespitinde dikkate alınmasını talep ettiği işyerleri farklı işkollarında yer aldığından ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yetki kapsamına dâhil edilmelerinin mümkün olmadığı, 6356 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca, bir tüzel kişiye ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından, davalı Sendikanın başvuru tarihindeki SGK kayıtları esas alınarak yapılan yetki tespitinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarının Mahkemeyi doğrudan bağlayıcı nitelikte olmadığı, hukuki nitelendirmenin Mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmelerin yerinde bulunduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 41 inci ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” kenar başlıklı 53 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”

2. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki” kenar başlıklı 41 inci maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“(1)Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.

(2) İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak dikkate alınır ve yüzde

kırk çoğunluk buna göre hesaplanır.

(3) İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya fazla üyesinin olması durumunda

başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”

3. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” kenar başlıklı 42 nci maddesi ise şöyledir:

“(1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir.

(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir.

(3) İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir.

(4) Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz.

(5) Yetki tespiti ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.”

4. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki İtirazı” kenar başlıklı 43 üncü maddesi de şöyledir:

“(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.

(2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.

(3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.

(4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.

(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”

5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§