Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Dosya2023/121 E. 2023/1189 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :... Mahkemesi

SAYISI : 2020/262 E., 2022/342 K.

DAVA TARİHİ : 22.04.2015

KARAR : Davanın kısmen kabulü

TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.1997 tarihinden itibaren davalı Şirket bünyesinde satış sorumlusu olarak çalıştığını, 31.07.2006 tarihinden itibaren mesul müdürlük görevini de yürüttüğünü, dinî bayramların ilk günleri dışındaki tüm ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, cadde mağazalarında 09.00-20.30 saatleri arasında hafta içi 6 gün, AVM mağazalarında 10.00-22.00, cuma ve cumartesi günleri ise 10.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını, ... sözleşmesinin 21.08.2014 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, son 1,5 yıllık çalışmasına ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı dışındaki hak ve alacaklarının ödenmediğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil ücretleri, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini, mesul müdürlük görevini de yaptığı hâlde bu göreve ilişkin ücretlerinin de verilmediğini, aylık ücretine ilaveten prim ödendiğini, yol ve yemek yardımı yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ödenmeyen ücret alacağı, ... bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 01.....1998-21.08.2014 tarihleri arasında satış personeli olarak çalıştığını, ... sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedildiğini ve dilekçe ekinde sundukları miktar içeren ibraname ile davacının başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığını belirterek müvekkilini ibra ettiğini, davacının ücretinin imzalı bordrolarda yer aldığı gibi aylık brüt 1.155,00-TL olduğunu, dava dilekçesinde ücrete ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, işyerinde kesinlik ve devamlılık arz edecek prim ödemesi uygulaması olmadığını ve davacıya hiçbir zaman belirtilen miktarlarda prim ödemesi yapılmadığını, hizmet süresi içinde doğmuş olan ücret alacakları tümüyle ödendiğinden davacının ücret alacağı isteminin reddi gerektiğini, ayrıca yine her ne kadar dava dilekçesinde davacının yasal ... süreleri üzerinde ve tatil günlerinde de çalıştığı iddia edilmiş ise de, dilekçe ekinde sunulu ücret bordrolarından görüleceği gibi davacıya her ay değişik miktarlarda fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirilerek ödenmesi ve bunların da itirazsız olarak alınması nedeniyle davacının iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, sundukları bordrolara göre asgari geçim indirimi alacaklarının da ödendiğini, yıllık izinlerinden kullanmadığı kısmın ücretinin 2014 yılı Ağustos ayı bordrosunda tahakkuk ettirilip ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2016 tarihli ve 2015/261 Esas, 2016/348 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarihli ve 2017/91 Esas, 2017/94 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 30.....2020 tarihli ve 2017/32073 Esas, 2020/8252 Karar sayılı kararıyla; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacının tazminata esas ücretine prim ilavesi yapılmasının eksik incelemeye dayalı olduğu, bu hususta dosyaya sunulan belgelerin taraflara gösterilip hesaplamaya etki edecek sair unsurların da gözetilerek yeniden değerlendirme yapılması gerektiği, fazla çalışma alacağı hesaplanırken davacı talebinin aşılmasının hatalı olduğu ve tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları süre gözetilerek fazla çalışma alacağı hesaplanması gerektiği gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı işyerinde 01.....1998-21.08.2014 tarihleri arasında 16 yıl 2 ay 26 gün hizmetinin bulunduğu, davalı Şirket yetkilisinin Mahkeme huzurunda alınan beyanında dosyada mübrez prim sistemi başlıklı belgeleri hatırlamadığını ve belgedeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan ettiği, prim miktarının tespitine yönelik dosyada somut delil olmadığı, işveren tarafından ödenen tutarların mahsubu sonrasında davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının bulunduğu, tanıkların davalı işyerinde çalıştıkları belirlenen süre ile sınırlı hesaplama yapılarak fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; prim ödemelerinin, ücret alacağı içerisinde yer alması gerektiğini, davalı Şirket temsilcisinin beyanından çalışanlara hak edişlerine göre liste hazırlanarak ödeme yapıldığı anlaşılmakla birlikte davacının çalıştığı süre içinde hak edeceği toplam prim miktarının tespitine yönelik dosyaya somut delil sunulmadığı ve hesaplamaya elverişli veri bulunmadığı gerekçesiyle tazminata esas ücrete dâhil edilmemesinin hatalı olduğunu, davalı Şirkete ait işyerinde prim uygulamasının olduğunu davalı Şirket yetkilisinin de teyit ettiğini, müvekkilinin almakta olduğu satış primlerinin, kıdem tazminata esas ücrete eklenmeksizin yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı yönünden de prim ödemeleri ücret alacağına eklenmeksizin yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini, 2009 yılının Ocak ayından itibaren bordrolarda değişen saatlerde fazla çalışma tahakkukları yer almasına rağmen müvekkilinin ücretinde herhangi bir değişiklik olmadığını, her zaman asgari ücrete yakın bir ücret aldığını, bu durumda fazla çalışmalarının aslında bordroya yansıtılmadığını, davacı tanıklarının; haftanın altı günü 10.00-22.00 arasında çalışıldığını, davalı tanıklarının da 09.00-19.00 arası çalışıldığını beyan ettiğini, ücret bordrolarının gerçeği yansıtmadığını ve fazla çalışma ücretlerinin bordrolara yansıtılmadığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğinin sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının yeterince değerlendirilmediğini, ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olduğunu ve bu hususta alınan raporun hükme esas alınamayacağını, davacının ikrarında olan imzalar ile taklit olduğu iddia edilen imzaların karşılaştırılması gerektiğini, davacının 09.11.2021 tarihli duruşmada açıkça ikrar ettiği imzalarının bulunduğu tediye makbuzlarının değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, prim ve davacının ücreti ile fazla çalışma ücretinin ispatı ve hesaplanma yöntemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

2. 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32, 41 ve 63 ncü maddeleri.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.

3. Değerlendirme

1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut uyuşmazlıkta, davacı en son aylık ücretinin net 1.250,00 TL olduğunu, bu miktara ilaveten yol ve yemek yardımının yanında aylık 850,00 TL ile 1.000,00 TL arasında değişen tutarlarda prim aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının ücretinin aylık brüt 1.150,00 TL olduğunu, işyerinde süreklilik arz eden prim ödemesi bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece bozma öncesi yapılan yargılamada prim ödemesinin tazminata esas alınan ücrete ilavesi ile hesaplama yapılmış ise de bu husus bozmaya konu edilmiş ve bilirkişi raporunda prim ödemesine ilişkin olduğu değerlendirilen çizelge şeklindeki belgelerin taraflara gösterilerek beyanlarının alınması gerektiği belirtilmiştir.

3. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada davalı Şirket yetkilisinin beyanı alındıktan sonra aylık prim miktarının belirlenmesi hususunda somut bir veriye ulaşılamadığı gerekçesiyle davacının ücreti buna göre belirlenmiştir. Ancak davalı Şirket yetkilisi, 30.11.2020 tarihli duruşmada, "2001 yılından itibaren Devletin çalışanlarına verdiği gözlük katkısı aynı olduğu için bizim de prim sistemimiz aynı şekilde devam ediyordu" şeklinde beyanda bulunmuş olup davalı işyerinde prim ödeme sisteminin mevcut olduğunu ikrar etmiştir. Bu durumda yapılması gereken, işyeri kayıtları üzerinde gerektiğinde mahallinde inceleme yapılması ve davalı Şirket yetkilisinin beyanı da gözetilerek var olduğu kabul edilen prim ödeme sisteminin hesaplamaya esas unsurlarının belirlenmesidir. Bu yön gözetilmeden dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle hüküm tesis edilmesi isabetli değildir.

4. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık fazla çalışma ücretine ilişkin olup dosya kapsamından, davacıya ait imzalı ücret bordrolarında, fazla çalışma saati içeren tahakkukların yer aldığı görülmektedir.

5. Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu halde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.

6. Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.

7. Belirtilen açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dosya içeriğinde yer alan ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuklarının yer aldığı ve bordroların aynı zamanda fazla çalışma saati de içerdiği görülmektedir. Bu durumda davacının söz konusu bordro döneminde belirtilen saat kadar fazla çalışma yaptığı kabul edilmelidir. Ayrıca fazla çalışma tahakkuku bulunan imzalı ücret bordrolarında, davacının gerçek ücreti üzerinden tahakkuk yapılmaması nedeniyle davacı hesabına ödendiği anlaşılan veya imzalı bordrolarda yer alan tutarların hesaplanan alacaktan mahsup edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki bozma öncesi yapılan yargılamada, belirtilen şekilde mahsup yapılarak hüküm tesis edilmiş olup bu husus davacı tarafça temyize konu edilmemiştir.

8. Bununla birlikte dosyada mübrez imzalı ücret bordrolarının incelenmesinde, bordroda yer alan fazla çalışma saatlerinin sembolik olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının bu bordrolarda belirtilenden daha fazla süre ile çalıştığı iddiasının ispatı, ancak yazılı kayıtlar ile mümkün olabilir. Başka bir anlatımla imzalı bordroda fazla çalışma saati bulunması hâlinde, tanık anlatımları ile belirlenen çalışma saatlerine göre değil, bordroda yazılı olan fazla çalışma saati esas alınarak ve davacının belirlenen gerçek ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.

9. Her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, fazla çalışma alacağının hesabında tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları süreyle sınırlı hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiş ise de bozma ilâmında imzalı bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunduğu ve fazla çalışma süresinin gösterildiği, bordroda belirtilen süreden daha fazla çalışıldığının ancak yazılı kayıtla ispat edilebileceği hususunun gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. Bozma kararı bu yönüyle maddi hataya dayalı olduğu olup maddi hataya dayalı bozma ilâmı usuli kazanılmış hak oluşturmaz.

10. Şu hâlde Mahkemece yapılması gereken ..., yukarıda (8) numaralı paragrafta yazılı açıklama çerçevesinde; bordrodaki fazla çalışma süresi üzerinden davacının gerçek ücreti esas alınarak hesaplanan fazla çalışma ücretinden bordrodaki fazla çalışma ücreti ödemesinin mahsubu suretiyle hüküm kurmaktır. Maddi hataya dayalı bozma ilâmına göre tanığın davacı ile birlikte çalıştığı süre ile sınırlı olarak hesaplanan fazla çalışma ücretinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§