"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/72 E., 2020/210 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Dairemizin 25.06.2025 tarihli ve 2021/22716 Esas, 2025/5819 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.10.2025 tarihli ve 14-2020/112483 sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanığın atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması gerektiğine, İlk Derece Mahkemesince verilen sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik istinaf istemlerinin düzeltilerek esastan reddi yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekirken, bozulmasına ilişkin Dairemiz kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dairemizin 25.06.2025 tarihli ve 2021/22716 Esas, 2025/5819 Karar sayılı bozma ilamı usul ve kanuna uygun görüldüğünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Sayın ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 25.06.2025 tarihli ve 2021/22716 Esas, 2025/5819 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemiz Sayın heyetin “Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından kurulan hükümlerin bozulması kararına yönelik itirazın reddi görüşüne katılmıyorum. Daire çoğunluk heyeti ile aramızdaki görüş ayrılığı suçun sübutuna yöneliktir.
Katılan ...’in ... Köyü ... İlk Öğretim Okulu 4. sınıfı öğrencisi iken sınıf öğretmeni ... ’in pek çok kez sınıfta kapıyı kilitleyip iç çamaşırını çıkartıp poposuna sürtündüğünü, bunu yaparken kimseye söylememesi için okuldan attırmakla tehdit ettiğini, korktuğu için kimseye anlatamadığını, başka çocuklara da bu şekilde davrandığını, okul içerisinde ... öğretmenin sapık olduğu ile ilgili dedikodular duyduğunu, okul kapandıktan sonra başından geçenleri annesine anlattığını, anne babasının kendisini bir doktora götürüp muayene ettirdiklerini, olayın duyulmasından korktukları için kimseye anlatmadıklarını ve şikayetçi olmadıklarını, bu yaşadığı olaydan sonra korkularının başladığını, yaşı büyüdükçe yaşadıklarının farkına vardığını, özellikle erkeklerden çekindiğini, tiksindiğini, konuşmak istemediğini, babasından bile çok utandığını, olayı sürekli hatırladığını, çok sinirli olduğunu, nedensiz sıkıntı hissettiğini, derslerde çok heyecanlandığını, erkek öğretmenleri ile konuşamadığını, bu şikayetleri rehber öğretmene anlattığını, rehber öğretmenin doktora yönlendirmesi ile hastaneye başvurduklarını daha sonra da olayın Adli mercilere intikal ettiği, sanığın suçlamaları kabul etmediği anlaşılmakla;
Sanığın gerek mağdur, gerek mağdurun ailesi ile aralarında yersiz suç isnadını akla getirebilecek herhangi bir husumetin dosyaya yansımamış olması, intikalin geç olma sebeplerinin yerinde ve makul, kabul edilebilir olması, mağdurun tüm aşamalarda benzer, detaylı, tutarlı beyanlarda bulunması, mağdurun beyanlarına itibar etmemeyi gerektirecek dosya kapsamı ve tanık beyanları ile örtüşmeyen çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanlarda bulunmaması,
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın 09/01/2018 tarihli raporuna göre, “mağdurun 2011 yılı Şubat, Haziran ayları arasında maruz kaldığı cinsel istismar ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olaydan kaynaklanmış, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede travma sonrası stres bozukluğuna düçar olduğunun ve olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun, beyanlarına itibar edilebileceğinin” beyan edilmesi,
Kovuşturma aşamasında beyanları alınan mağdurun sınıf arkadaşı tanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ve...’nin beyanlarında sanığın kız öğrencilerle daha samimi olduğunu, birçok kız öğrenci ile birlikte mağduru da dudaklarının kenarından öpecek şekilde ve yine birçok kız öğrenci ile mağduru da kucağına oturtacak şekilde öğretmen öğrenci ilişkisini olağan sınırlarını aşan davranışlarda bulunduğunu beyan ettikleri, hatta tanık ...’ın nöbetçi öğrencilerden bir kız çocuğunun bilgisayar odasından ağlayarak çıktığını ve bu sırada önünü kapatmaya çalıştığını, arkasından da sanığın çıktığını duyduğunu, sanığında bunu bildiğini öğrenmesi üzerine kendisine “bu olayı kimseye anlatma, seni attırırım” şeklinde tehdit ettiğini beyan ettiği, tanık ... ...’un bir keresinde sanığı bilgisayar odasında mağdur ...’in dudağından öpmeye çalıştığını gördüğünü, benzer şekilde başka kız öğrencileri de dudağından öpmeye çalışırken gördüğünü beyan ettiği, hatta sanığın meslektaşı olan bir kısım tanıklar tarafından da sanığın kız öğrencilere dikkat çekici ve yadırgayıcı şekilde gereksiz samimiyette bulunduğuna dair beyanda bulunulduğu, mağdurun sınıf arkadaşı olan erkek öğrenciler olan bir kısım tanıklarında sanığın kız öğrencilerine karşı daha yumuşak ve ilgili, erkek öğrencilere karşı daha sert olduğunu beyan ettikleri, tanık beyanlarının genel olarak mağduru destekler nitelikte olduğu dikkate alındığında sanığın öğrencisi olan mağdura karşı organ sokma boyutuna varmayan cinsel istismar ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarını zincirleme şekilde işlediği kanaatine varıldığından sanık hakkında verilen hükümlerin onanması gerektiği görüşündeyim.