Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

9. Ceza Dairesi

Dosya2024/8922 E. 2026/88 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/365 E., 2016/144 K.

ŞİKÂYETÇİ: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

KANUNİ TEMSİLCİ : ...

MAĞDURE : ...

SUÇ: Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı

HÜKÜM: Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz ret, bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle, Dairemizin 2025/7664 Esas sayılı dosyası ile bağlantılı olması nedeniyle her iki dosyanın birlikte aynı gün incelenmesine karar verilmiştir.

Tebliğname'de temyiz edenler arasında gösterilen mağdurenin kararı temyiz etmediği belirlenmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın mağdure ile anal ilişki yaşayacağı sırada kolluk kuvvetlerinin müdahalesi neticesinde eylemini tamamlayamadığının kabulü ile değişen suç vasfına göre teşebbüs aşamasında kalan beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği

Özetle, mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, inkara dayalı savunma ve dosya kapsamına göre hakkında ayrıca yargılama yapılan ...'e ait DNA profiline mağdureden alınan sürüntü örneğinde rastlanmasının sanık hakkında yürütülen yargılamada da hükme esas alınması suretiyle mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE

A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı, bu itibarla Bakanlığın 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1. İhbar üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlilerince düzenlenen 20.03.2012 tarihli tutanakta sanığın zorla cinsel ilişkide bulunduğuna dair mağdure anlatımına yer verilip mağdurenin aynı tarihli ifadesinde de "... ... benimle arkadan ilişkiye girmeye başladığı esnada polis memurları gelince birden kaçmaya başladılar" şeklinde beyanda bulunması ve 29.03.2013 tarihli duruşmada önemine binaen organ duhulü gerçekleşip gerçekleşmediğinin sorulması üzerine mağdurenin duhulün gerçekleştiğini ancak sanığın boşalamadığını beyan ederek 13.04.2016 tarihli duruşmada da "...... da geldi, cinsel organını arkamdan vücuduma soktu, eylemini tamamlayamadan polis memurları gelince kaçtı." şeklinde ayrıntılı ve istikrarlı anlatımda bulunması, adli muayene raporları ve tüm dosya içeriği nazara alınarak sanığın, mağdurenin alt kıyafetlerini çıkarıp cinsel organını anal bölgesine soktuğu sırada ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetlerinin müdahalesi ile eylemine son verdiği sabit olan olayda; kısmi de olsa duhulün gerçekleşmesi sebebiyle sanığın eyleminin tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs aşamasında kaldığının kabûlüyle belirlenen ceza üzerinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 35. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,

2. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ... Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 20.01.2014 tarihli heyet raporunda; 20.03.2012 tarihinde yaşanan olaya bağlı olarak gelişen ruhsal travma bulgularının ruh sağlığını bozacak mahiyette olduğunun bildirilmesine karşın hakkında ayrıca yargılama yapılan suça sürüklenen çocuk ...'ün sanıktan hemen önce mağdure ile cebir kullanarak anal ilişki yaşadığı öyküsü karşısında hangi eylemden dolayı mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu veya her bir eylem sebebiyle ruh sağlığının ayrı ayrı bozulup bozulmadığı hususlarında açıklık bulunmamasının haricinde ... Tıp 6. İhtisas Kurulunun 20.12.2013 tarihli raporunda da psikiyatrik bozukluğun iddia edilen cinsel saldırıya bağlı olarak gelişebileceği gibi, cinsel saldırı olmaksızın başka olay veya olaylara bağlı olarak gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonucu da ortaya çıkabileceğinin, bunlar arasında ayrım yapılamadığının, cinsel saldırının gerçekleştiğinin subutu ve tespiti halinde ise sanık ile suça sürüklenen çocuğun eylemleri arasında ayrım yapılmaksızın ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağının belirtilmesi karşısında, dosya kapsamındaki raporların çelişkili ve kapsamları itibariyle kanaat verici nitelikte bulunmadıkları nazara alınıp mağdurenin suç tarihinde maruz kaldığı cinsel istismar eylemleri nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, bozulmuş ise ruh sağlığındaki bozulmanın müstakilen sanığın eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alındıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesinin tatbiki hususuna karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile mevcut raporlarla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

3. Sanık ile hakkında ayrıca yargılama yürütülen suça sürüklenen çocuk ...'ün aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan eylemleri ile ilgili yürütülen kamu davalarının birleştirilerek görülmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 326/son. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.01.2026 tarihinde karar verildi.

§