"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1455 E., 2024/357 K.
BİRLEŞEN 2021/608 ESAS
SAYILI DOSYANIN DAVACISI : ...
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asilye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/182 E., 2022/166 K.
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satışı yapılan taşınmazın tapu kaydının iptali istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davalı Hazine aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... ve davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucu, Antalya ili Döşemealtı ilçesi Akkoç Mahallesi çalışma alanında bulunan 9545 ada 13 parsel sayılı 3616,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, " orman sınırları dışına çıkartıldığı ve ...' ın kullanımında olduğu " beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili, asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; Antalya ili Döşemealtı ilçesi Akkoç Köyü 9545 ada 13 parsel sayılı taşınmazın geldisi 1346 sayılı kadastro parseli olup 1990 yılında 3302 sayılı Kanun'un 2/B maddesinin uygulaması sonucunda orman rejiminden Hazine adına çıkarıldığını ve tescil edildiğini, müvekkili olan davacının dava konusu taşınmazı imar ve ihya ettiğini, taşınmazın fiili kullanımı davacıya ait olmasına rağmen 13.03.1992 tarihli tespit sırasında taşınmazın davalı ... adına tespitine karar verildiğini, Hazinenin talebi üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 1993/1922 Esas, 1993/1424 Karar sayılı kararı ile " dava konusu 1346 parselin beyanlar hanesinde gösterilen ...oğlu ... kullanımdaki şeklindeki şerhin iptaline " karar verildiğini, sonrasında davalı ...’ın taşınmazla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen 6292 sayılı Kanun kapsamında davalı ...' ın satın almış olduğunu ileri sürerek, gerçek hak sahibi, zilyedi ve kullanıcısının davacı olması nedeniyle yolsuz tescil niteliğinde olduğundan tapu kaydının iptali ile gerçek hak sahibi ve zilyedi olan davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir..
Davacı ... vekili, birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; Antalya ili Döşemealtı ilçesi Akkoç Mahallesi 9545 ada 13 parsel sayılı taşınmazı 6292 sayılı Kanun kapsamında Hazineden satın alan ...' ın taşınmazı 13.08.2020 tarihinde ...'e devrettiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile gerçek hak sahibi ve zilyedi olan davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden, Hazineye yönelik davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan, davalı ...'a yönelik davanın esastan reddine; birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edildikten sonra 6292 sayılı Kanun uyarınca satışı yapılan taşınmazın tapuya kaydının iptali istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacının yatırmış olduğu 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.