"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz ve bu talep yerinde görülmediği takdirde tazminat ödenmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda, ... ilçesi 1952 ada 4 parsel sayılı 218,47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 17 yıldan beri ... oğlu ...'nin fiili kullanımındadır. İş bu taşınmaz üzerinde 1 katlı kargir ev 17 yıldan beri ... oğlu ...'nin fiili kullanımındadır." şerhleri verilmek suretiyle, bahçe vasfında Hazine adına 18.10.2010 tarihinde tespit ve 24.11.2010 tarihinde tespitin kesinleşmesiyle Hazine adına tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında satılarak 30.11.2022 tarihinde dahili davalı adına tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili 19.03.2021 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının Erzurumda ikamet etmesi nedeniyle kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda 1952 ada 4 parsel sayılı taşınmaza kardeşi adına zilyetlik şerhi verildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan binayı 01.10.1995 tarihinde davacı ile kardeşinin birlikte yaptıklarını ileri sürerek, taşınmaz üzerindeki muhdesatın 1/2’sinin davacıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesini, aksi takdirde 1995 yılında inşaatı iktisap eden davacının muhdesattan doğan hakları için muhdesatın değer tespitinin yapılarak denkleştirici adalet kapsamında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddesine göre tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 24.11.2010 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 19.03.2021 tarihinde açıldığı, kullanım kadastro tespiti sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği, taşınmaz üzerindeki muhdesatın değerine ilişkin terditli talep yönünden Hazineye husumet yöneltilemeyeceği " gerekçesiyle, asıl talebin hak düşürücü süre nedeni ile reddine, terditli talebin ise pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.