Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/781 E. 2026/241 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/7 E., 2024/1374 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Cizre Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2020/33 E., 2022/186 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Şırnak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 13... parsel sayılı taşınmaz, 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre tescil harici bırakıldığı, 22.02.2017 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında, kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının davalı lehine gerçekleştiği, taşınmazın evveliyatının orman sayılmayan ve kamu yararına tahsis edilmeyen yerlerden olduğu belirtilerek, susuz tarla vasfıyla davalılar adına 1/2'şer hisse oranında tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Şırnak ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 13... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında senetsiz ve belgesizden zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tespit edildiğini, yapılan tespitin yasal olmadığını, dava konusu taşınmazın yapılan idari tahkikat neticesinde hali arazi taşlık olduğunu, imar ve ihyanın da mevcut olmadığını, taşınmazın Hazinenin özel mülkiyetinde olup nizasız ve fasılasız olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğundan kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti karşısında söz konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarının araştırılması yapılmış ancak taşınmazın hiçbir dönemde imar ihya görmediği, kullanımının olmadığı " gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 13... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tespitin iptali ile susuz tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya sunulan üçlü heyet raporu ile ziraat bilirkişisinin sunduğu rapor arasında çelişki olduğunu, ziraat bilirkişisinin değerlendirmelerinde taşınmazın tarımsal üretime uygun olduğu ve sürülü olduğu belirtilmişse de su arkı, su kanalı ve sınır duvarları yönünden imar ve ihya görmediğinin belirtildiğini, bölgede yapılan tarımın sulamalı olmayıp kuru tarım yapılmış olduğu yağmur suyu dışında tarım için bir sulama yapılmadığını, bu nedenle tarlada su arkı veya kanalı bulunmadığını, tarlanın taşlardan temizlenirken çıkan taşlarla sınır oluşturulduğunu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinin değerlendirmelerini kabul etmediklerini, hükme esas alınan ziraat bilirkişisinin kendi raporu ile tam çelişecek şekilde, dava konusu taşınmazın imar-ihya görmediği şeklindeki raporunu hükme esas almasının hukuka, usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazıda imar-ihya olduğu açık ve net olup, müvekkiller tarafından malik sıfatı ile 20 yıldan uzun süredir zilyetliklerinde bulundurduğu taşınmazın sınırları belli olup, tarım arazisi olarak kullanıldığını, bilirkişilerin çok eski tarihli olan 1984 yılı hava fotoğrafları ile yetinmeyip 1984 yılından sonraki her yıl için ayrı ayrı ayrıntılı olarak, özellikle kadastro çalışmalarından önceki son 15-20 yıla ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden ikmal edilip alanında uzman birden fazla ziraat bilirkişisi (3'lü bilirkişi), teknik bilirkişisi, jeolog bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, yerel bilirkişiler huzurunda yeniden keşif yapılarak, imar-ihyanın olup olmadığının bilimsel ve ayrıntılı veriler üzerinden araştırarak rapor aldırılması gerekirken eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve yapılacak temyiz incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§