"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1395 E., 2024/1289 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/112 E., 2022/113 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil ... vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmiş olmakla; dava değeri itibarıyla duruşma isteminin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 41... parsel sayılı 5.802,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla, 1 41... parsel sayılı 3.765,54 m² yüzölçümündeki taşınmaz bağ, 1 88... parsel sayılı 7.718,77 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla, 1 02... parsel sayılı 5.589,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla ve 2 12... parsel sayılı 415,73 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise bahçe vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 02... , 2 12... , 1 41... , 1 41... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin yapılan kadastro tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, dava konusu yerlerin orman olma ihtimalinin de olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazlar hangi vasıfta ise (orman, ham toprak, hali arazi vb.) o vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu 2 12... parselin sehven davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkili olan davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalleye ilişkin 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ve 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla eklenen Ek-5. madde ile geçici 8. madde hükümleri uyarınca yapılan 2018 tarihli orman sınırlandırması ve tespit çalışmaları neticesinde belirlenen 1 01... numaralı orman parselinin tahdit alanı dışında kaldığı, daha sonra yapılan tesis kadastrosu çalışmalarıyla taşınmazların senetsizden davalı adına tespit gördüğü, dava konusu 1 88... , 1 02... , 1 41... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazların en eski tarihli memleket haritası uyarınca yapraklı çalı formunda göründüğü, keşif günü itibarıyla bu taşınmazların üzerinde ve çevresinde bulunan meşe ağaçları düşünüldüğünde dava konusu bu taşınmazların bitki örtüsünü çalı formunda meşe ağaçlarının oluşturduğunun kabulünün gerekeceği, zira yabani bir ağaç olan meşelerin bölgenin ekolojik özelliklerine göre çalı formunda görülebileceği, kaldı ki 1 01... sayılı orman parselinin de memleket haritasında çalı formunda göründüğü, 2 12... sayılı parselin ise bitki örtüsünü keşif mahallinde de gözlemlendiği gibi çınar ağaçlarının oluşturduğu, en eski tarihli hava fotoğrafına göre dava konusu taşınmazların üzerinin orman bitki örtüsüyle kaplı olduğunun orman mühendisi bilirkişinin ek raporunda belirtildiği, dava konusu 1 88... , 1 02... , 1 41... ve 1 41... parsellerin tamamının çevreleri itibiriyle ayrı ayrı meşe ağaçlarının oluşturduğu bütünlük içinde kaldığının hava fotoğraflarından göründüğü, yine 2 12... parselin bitki örtüsünü oluşturan çınar ağaçlarının hava fotoğraflarından belli olduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11. maddesinde kesinleşmiş haritalara ilişkin Hazineye süresiz dava açma hakkı verildiğinden kesinleşmiş haritalara ilişkin orman incelemesi yapılamayacağına dair asli müdahil vekili tarafından sunulan uzman raporunun hükme esas alınamayacağı, nitekim uzman raporunda bahsi geçen Yargıtay kararlarının hiçbirinde kesinleşmiş harita dışında kalan yerlere ilişkin en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına başvurulmayacağına dair bir ibare bulunmadığı, tüm bu sebeplerle orman mühendisi bilirkişinin ek raporu hükme esas alınıp taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, öncesi orman olan bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, her ne kadar 1 88... ve 1 41... parseller yönünden ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve orman mühendisi bilirkişi ek raporu çelişkili gibi görünse de ziraat mühendisi bilirkişi raporunun taşınmazların keşif günündeki durumu ve özellikle 2002 tarihli hava fotoğrafı baz alınarak hazırlandığı, orman mühendisi bilirkişi ek raporunun ise en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası baz alınarak oluşturulduğu, eğer bir taşınmaz öncesinde orman ise daha sonradan üzerinde yapılan zirai faaliyetlerin onun orman vasfını kaldıramayacağı, taşınmazların meşelerinin arasının veya üzerinde bulunan açıklık alanlarının zirai olarak kullanılmasının taşınmazlara tarım arazisi vasfını kazandırmakta yeterli olmadığı, kaldı ki 1 41... , 1 02... ve 2 12... sayılı parsellerin ise tespit tarihinden geriye dönük mevcut hava fotoğrafında zirai faaliyete konu edilmeyip ham ve bakir vaziyette olduğunun ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde sayılı şartların yerine gelmediğinin de net olduğu anlaşılmakla ziraat mühendisi bilirkişi raporu hükme esas alınmayıp orman mühendisi bilirkişinin ek raporunun hükme esas alındığı ..." gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüne ve Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 88... , 1 02... , 2 12... , 1 41... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 2 12... parsel sayılı taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ve eski tarihli 1952 yılına ilişkin hava fotoğrafına dayalı orman mühendisi bilirkişi raporuna göre orman niteliğinde olduğu, öncesi itibariyle orman niteliğinde olan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceği, özel mülkiyete konu olamayacağı, bilirkişi raporunun yeterli ve kanaat verici nitelikte olduğu, ayrıca Dairece (2021/1456 E., 2022/506 K. sayılı dosyası ile) aynı mahallede kain 1 67... parsel sayılı taşınmaz hakkında İlk Derece Mahkemesince davacı Hazinenin davasının kabulüne, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline dair verilen karara yönelik yapılan istinaf incelemesinde benzer mahiyetteki bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.01.2023 tarihli ve 2022/5842 Esas, 2023/228 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi de nazara alındığında İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde; orman tahdidi dışında kalan parsel hakkında 3402 sayılı Kanun'da öngörülen biçimde ziraat, jeodezi ve fen bilirkişi raporu ile tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına bakılarak hüküm kurulması ile yetinilmesi gerekirken, kanuna aykırı ve zorlama şekilde Orman İdaresinin idari ve kadastral taleplerinin/kararlarının da dışına çıkılarak rapor aldırılmak suretiyle hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların "kadastro tespitlerinin iptali" yerine, "kadastro tespit tutanağının iptaline" karar verilmesi, hükmün infazında tereddüte sebebiyet vereceğinden usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan ".... tespit tutanağının" sözlerinin hükümden çıkartılarak yerine "... tespitlerinin" kelimesinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden asli nüdahile iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.