Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/672 E. 2026/161 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/642 E., 2024/1277 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/117 E., 2022/17 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 00... ve 2 04... parsel sayılı sırasıyla 5.050, 96... .392,71 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle susuz tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 2 00... ve 2 04... parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini, kadastro tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, bu yerlerin orman olma ihtimalinin de olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazlar hangi vasıfta ise (orman, ham toprak, hali arazi vb.) Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı duruşmadaki beyanında; dava konusu taşınmazları 1984 yılında ... isimli şahıstan satın aldığını, taşınmazların bulunduğu köye komşu Yatır köyünden olduğunu ve ... ve amcası ... ile birlikte satın aldıklarını, o tarihten 2017 tarihine kadar aralıksız tasarruf ettiğini, taşınmazları sürüp ektiğini, arpa, buğday ve mercimek tarımı yaptığını, ancak 2 yıldır taşınmazların nadasta olduğunu, taşınmazlara biçerdöver girmediğini, traktör ile arkasına biçer takmak suretiyle ekip biçtiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların, bulunduğu mahalleye ilişkin 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla eklenen Ek 5. madde ile geçici 8. madde hükümleri uyarınca yapılan 2018 tarihli orman sınırlandırması ve tespit çalışmaları neticesinde belirlenen 1 01... numaralı orman parselinin tahdit alanı dışında kaldığı, daha sonra yapılan tesis kadastrosu çalışmalarıyla taşınmazların senetsizden davalı adına tespit gördüğü, dava konusu taşınmazların en eski tarihli memleket haritası uyarınca yapraklı çalı formunda göründüğü, keşif günü itibarıyla taşınmazların üzerinde ve çevresinde bulunan meşe ağaçları düşünüldüğünde dava konusu taşınmazların bitki örtüsünü çalı formunda meşe ağaçlarının oluşturduğunun kabulünün gerekeceği, zira yabani bir ağaç olan meşelerin bölgenin ekolojik özelliklerine göre çalı formunda görülebileceği, kaldı ki 1 01... sayılı orman parselinin de memleket haritasında çalı formunda göründüğü, en eski tarihli hava fotoğrafına göre dava konusu taşınmazların üzerinin orman bitki örtüsüyle kaplı olduğunun orman mühendisi bilirkişinin ek raporunda belirtildiği, dava konusu parsellerin ayrı ayrı komşularıyla birlikte meşe ağaçlarının oluşturduğu bütünlük içerisinde kaldığının hava fotoğraflarından anlaşıldığı, 2 00... parselin doğu yönünden komşusuyla birlikte aralarında ayırıcı bir unsur bulunmaksızın 1 01... sayılı orman parselinin devamı niteliğinde olduğunun hava fotoğraflarından göründüğü, tüm bu sebeplerle orman mühendisi bilirkişinin ek raporu hükme esas alınıp taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, öncesi orman olan bir yerin tapu veya zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, her ne kadar nizalı taşınmazlar yönünden ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve orman mühendisi bilirkişi ek raporu çelişkili gibi görünse de ziraat mühendisi bilirkişi raporunun taşınmazların özellikle 2002 tarihli hava fotoğrafı baz alınarak hazırlandığı, orman mühendisi bilirkişi ek raporunun ise en eski tarihli hava ve memleket haritası baz alınarak oluşturulduğu, eğer bir taşınmaz öncesinde ormansa daha sonradan üzerinde yapılan zirai faaliyetlerin onun orman vasfını kaldıramayacağı, taşınmazların meşelerinin arasının veya üzerinde bulunan açıklık alanlarının zirai olarak kullanılmasının taşınmazlara tarım arazisi vasfını kazandırmakta yeterli olmadığı anlaşılmakla, ziraat mühendisi bilirkişi raporu hükme esas alınmayıp orman mühendisi bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 2 00... ve 2 04... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazların memleket haritası, amenajman planı ve eski tarihli 1952 yılına ilişkin hava fotoğrafına dayalı orman mühendisi bilirkişi raporuna göre orman niteliğinde olduğu, öncesi itibarıyla orman niteliğinde olan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceği, özel mülkiyete konu olamayacağı, bilirkişi raporunun yeterli ve kanaat verici nitelikte olduğu, ayrıca istinaf incelemesi Dairece (2021/1456 E., 2022/506 K. sayılı dosyası ile) aynı mahallede kain 1 67... parsel sayılı taşınmaz hakkında İlk Derece Mahkemesince davacı Hazinenin davasının kabulüne, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline dair verilen karara yönelik yapılan istinaf incelemesinde benzer mahiyetteki bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.01.2023 tarihli ve 2022/5842 Esas, 2023/228 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi de nazara alındığında İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı temyiz dilekçesinde; dosyadaki belge ve raporların tarafına usulüne uygun tebliğ edilmediğini, delillerin sebep gösterilmeden reddedildiğini, tarafların yokluğunda keşif yapıldığını, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman olup olmadıkları ve taşınmazlar üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§