Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/618 E. 2026/9 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/849 E., 2024/1649 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/124 E., 2023/545 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Sinop ili ... ilçesi ... köyünde bulunan birinci taşınmazın doğusu; ... taşınmazı, batısı; 1 81... parsel taşınmazı, kuzeyi; orman, güneyi; yol, ikinci taşınmazın doğusu; yol, batısı; 1 82... parsel, kuzeyi; 1 81... parsel, güneyi; ... taşınmazı, üçüncü taşınmazın doğusu; 1 98... parsel sayılı taşınmaz, batısı; yol, kuzeyi; yol 1 79... parsel sayılı taşınmaz, güneyi; sedde-ırmak ile çevrili bulunan taşınmazı 20 yıldan fazla bir süreden beri müvekkilinin zilyedi bulunduğunu, zilyetliği malik sıfatıyla nizasız çekişmesiz olduğunu, dava konusu taşınmazların bir bütünden bölünme olmadığını, komşu taşınmaz mallardan kesin sınırlar ile ayrılmış bulunduğunu, dava konusu taşınmaz malların köyün tapulama tespitinden evvel de evvelki zilyedin hüküm ve tasarrufunda bulunduğunu, zilyedin tasarrufu kanunun aradığı manada zilyetliği kesilmeden geçici olarak kesintiye uğradığını, bu sırada köyün tapulama tespiti yapılmış bulunduğu için tespit dışı kaldığını, tapulama tespitinden sonra yine zilyetliğinin devam ettiğini, sonrasında da büyük masraflarla eski hale getirildiğini, taşınmazların yeniden imar ve ihya edildiğini, taşınmazın köy hükmü şahsiyetiyle hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, taşınmazların sazlık, bataklık mera olmadığını, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16... sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 715. maddesinde belirtilen özel mülkiyete konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olmadığını, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu, tapu kaydı olmayan üçüncü kişilerle alakası bulunmayan ve 20 yıldan çok fazla bir süredir çekişmesiz aralıksız ve malik sıfatı ile müvekkilinin zilyetliği altında bulunan taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, aynı zamanda görev, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu yerin mera olma ihtimalinin bulunduğunu, iktisap koşullarının oluşmadığını, açılan davanın yersiz olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davaya konu taşınmazların 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında "ırmak yatağı" ve " taşlık" olarak tapulama harici bırakıldığı, mera niteliğinde olmadığı ve köylünün ortak kullanımına ayrılan yerlerden olmadığı, jeoloji bilirkişisinden usulüne uygun alınan rapor uyarınca taşınmazların üzerinde ırmak yatağına ve dere yatağına rastlanmadığı, taşınmaz alanı ve çevresinde taşkın durumun söz konusu olmadığı, 1987 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinden bu tarih itibariyle dava konusu taşınmazların üzerindeki imar ihyanın tamamlandığı, dinlenen mahalli bilirkişi anlatımlarından imar ihya ve zilyetliğin doğrulandığı, davacının emek ve para harcayarak bu hale getirdiği taşınmazdaki çabasının imar ihya olgusunu oluşturduğu ve zilyetlik için aranan süreyi aştığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Sinop ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 05.10.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.675,64 metrekare, (B) harfi ile gösterilen 692,30 metrekare ve (C) harfi ile gösterilen 766,12 metrekarelik taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliği doğrulamasına, uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişinin dava konusu ve istinafa konu bilirkişi raporunda A, B, C harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerini 1987, 19 90... tarihli hava fotoğrafları ile 2010 yılı ortofotoda tarımsal amaçlı tarla olarak kullanıldığını, 1987 yılından evvel imar-ihyanın tamamlandığını gösterdiğini bildirmesine, incelenen 1987 tarihli hava fotoğrafı ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla bir sürenin geçmiş bulunmasına, ziraat bilirkişinin dava konusu taşınmaz bölümünün tarım arazisi olduğunu, 20 yıldan daha uzun bir süre ekilip biçildiğini bildirmesine, jeolog bilirkişinin taşınmaz üzerinde ırmak ve dere yatağı izine rastlanmadığını, taşınmazın alanı ve çevresinde taşkın durumunun söz konusu olmadığını ve taşınmazın ırmağın etki alanı dışında olduğunu bildirmesine, yapılan senetsiz araştırması sonucunda da norm kısıtlamasının aşılmadığının anlaşılmasına, bu halde dava konusu ve istinafa konu taşınmaz üzerinde adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14... sayılı Kanun’un 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılmasının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu gösterdiğini, bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap edilemeyeceğini, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, kurulan hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu öne sürerek, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın konumu, etrafında bulunan ağaçlar gibi kıstaslar dikkate alındığında söz konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, bu sebeple de bu taşınmazın imar ihya ile kazanılmasının söz konusu olamayacağını, orman vasfında olan bir taşınmazın üzerinde sürdürülen zilyetliğin de hükmünün bulunmadığını, yine mahalli bilirkişilerden tarihe ilişkin net bir bilgi alınamadığını, sağlıklı ve net bilgi alınmaksızın davanın kabulüne dair karar kurulmasının müvekkil kurumun zararına ve hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 715. maddesince özel mülkiyete konu olamayacağından davacının talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın da hatalı olduğunu ve bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, tesis kadastrosu sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarıyla hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarıyla kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazine ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§