"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/132 E., 2025/332 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 92 92... parsel sayılı 12.035 m² yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfıyla 19.12.2002 tarihinde hükmen Hazine adına, 13.10.1993 tarihinde ise imar yoluyla ..., ..., ... ..., ... ve ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 92 92... parsel sayılı taşınmazın 1989 yılında yapılan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma işlemine kadar orman olduğunu, taşınmazın 1963-1966 yıllarında yapılan arazi kadastro çalışması ile şahıslar adına tapuya bağlanmasının yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın kadastro ve imar yoluyla oluştuğunu, tapu siciline güvenilerek satın alındığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2007 tarihli ve 2006/183 Esas, 2007/437 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 92 92... parsel taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili, ... ve ... mirasçıları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 01.06.2023 tarihli ve 2021/12623 Esas, 2023/3411 Karar sayılı ilamı ile "dosya arasına alınan nüfus kayıtlarına göre davalı ...'ın 07.12.1992 tarihinde vefat etmiş olup davanın açıldığı tarih olan 17.04.2006 tarihinde adı geçen davalının ölü olduğu ve dava tarihi itibarıyla da ölüm kaydının nüfus siciline işlenmiş olduğu, ölü kişiye dava açılamayacağı gibi Yargıtay incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesinin de olaya uygulanma imkanı bulunmadığından 92 92... parsel maliki olan davalı ... hakkında verilen hüküm kesinleşmemiş olup bu davalı yönünden 05.12.2008 tarihli kesinleşme şerhinin kaldırılarak ... mirasçıları vekili tarafından yapılan temyiz taleplerinin incelenmesine geçildiği, buna göre; dava açıldığı tarihte ölü olan kişiye dosya kapsamında ilanen tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmış kabul edilerek dava yürütülmüş olup davanın kabulüne karar verilmiş, yine karar tebliği aynı kişiye ilanen tebliğ edilerek Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.10.2008 tarihli ve 2008/9295 Esas, 2008/13721 Karar sayılı ilamı ile bu durum gözden kaçırılmak suretiyle temyize gelen diğer davalılar yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararı değerlendirilmek suretiyle davanın kabulüne ilişkin kararın onanmasına karar verildiği ve onama ilamı da sadece kararı temyiz eden davalılar ile davacı tarafa tebliğe çıkarılmak suretiyle, bu kişilerin de onama ilamını karar düzeltme yoluna getirmemeleri nedeniyle 05.12.2008 tarihinde kesinleştirildiği, az yukarıda da belirtildiği üzere ölü kişiye ilanen tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanamayacağı gibi ölü kişiye dava da açılamayacağından ve Yargıtay inceleme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesinin de somut olaya uygulanma imkanı bulunmadığından onama ilamının ve kesinleşme şerhinin ... ile ilgili olan bölümünün kaldırılmasına karar verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ...'ın 07.12.1992 tarihinde vefat ettiği, davanın ise 17.04.2006 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla davalının ölü olduğu, ölü kişiye karşı dava açılamayacağı gözetildiğinde dosyada yer alan Yargıtay ilamı da dikkate alınarak bu kişiye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, Yargıtay bozma ilamının yalnızca bu davalı yönünden yapılmış olması ve diğer taraflara yönelik davanın bozma konusu yapılmayıp kesinleşmiş olması gözetilerek diğer hususlarda değerlendirilme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında kesinleşmiş hüküm olan Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/183 Esas ve 2007/437 Karar sayılı kararına karşı, kesinleşme üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra yapılan temyiz başvurusu üzerine bozma hükmü verildiğini, bilindiği üzere teknik olarak kesinleşmiş bir karara karşı doğrudan temyiz başvurusu yapılamayacağını, şartları varsa ancak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabileceğini, bu açıdan 6100 sayılı Kanun görmezden gelinerek, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ret kararının yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tapudaki hissesi iptal edilen davalı ... mirasçılarının işbu kesinleşmiş karara karşı temyiz başvurusu yapmak yerine, kesinleşen karar ile ilgili ... Müdürlüğüne başvurarak ilgili 6292 sayılı Kanun kapsamındaki iade sürecini başlatmaları gerektiğini, idari başvuru sürecinin görmezden gelinmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı ...'a ilanen tebligat yapıldığını, aksi düşünülse dahi bu durumda ...'ın mirasçılarının davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, dava açılırken tapu kayıtlarının esas alındığını, ... mirasçılarının ...'ın ölümünün üzerinden 14 yıl geçtiği halde tapuda intikal yaptırmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.