Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/586 E. 2026/4 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2251 E., 2024/1226 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/71 E., 2022/130 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında 2 22... parsel sayılı 7.168,55 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 2 22... parsel sayılı taşınmazın Hazineye ait olup tespit dışı bırakılan ve ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden iken, bu yerlerde 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün ... numaralı genelgesinin 2. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığını, askı ilan tutanağı incelendiğinde dava konusu taşınmazın ... adına tespit gördüğünün anlaşıldığını, dava dilekçesi ekindeki idari tahkikat tutanağında 2 22... parsel sayılı taşınmazın üzerinde herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığını ve kullanımsız olduğu tespitinin yapıldığını, bu sebeple 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının davalı açısından oluşmadığını, taşınmazın üzerinde davalının veya üçüncü kişilerin malik sıfatıyla herhangi bir kullanım ve tasarrufu olmadığını, Kadastro çalışmaları sırasında kimsenin kullanımında olmadığı belirlenerek tescil harici bırakılan bu taşınmazların gerçek kişi/kişiler adına tespit görmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının davalı açısından oluşması gerektiğini, idari tahkikat tutanaklarıyla da belirlendiği üzere 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, Ayrıca, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini ileri sürerek, 2 22... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyet raporunda hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve toprak yapısının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın çalılık olan (B) harfli bölümünün imar-ihya edilmediği, (A) harfli bölümünün ise 1957-1971 tarihli hava fotoğraflarında çalılık iken 1981 yılı hava fotoğrafında çalılardan temizlenerek tarım yapılmaya başlandığı ve 1992 yılı itibarıyla imar-ihyanın tamamlandığı ve taşınmazda tarımsal üretim yapıldığı, imar-ihyasının tamamlanarak tarım toprağı sıfatının oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, davalının dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde kadastro tespit tarihi olan 2020 yılından önceki 20 yıldan fazla süre boyunca çekişmesiz ve aralıksız zilyet olduğu ve dolayısıyla 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının gerçekleştiği, adına aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz toplamının 40... dönümlük sınırları aşmadığı anlaşıldığından davacı Hazinenin davasının (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden sübut bulmadığı, (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 22... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. madde gereğince yapılan kadastro tespitinin ve komisyon tespitinin iptali ile 08.11.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.975,33 m²lik kısmın 2 22... parsel numarası ile davalı adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, geriye kalan (B) harfi ile gösterilen 4.193,22 m²lik kısmın ifraz edilip 222 ada son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, tanık beyanları ve bilirkişi rapor içerikleri ile hava ve uydu fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazın istinaf incelemesine konu davalıya bırakılan (A) harfli bölümü üzerinde kazanma koşullarının davalı yararına gerçekleştiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığını, hava fotoğraflarında doğal yapıda ve ağaçlık alan olarak görülen taşınmazın niteliği aynı kalmasına ve üzerinde esaslı bir değişiklik meydana gelmemiş olmasına rağmen imar-ihyanın tamamlandığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, yapılan değerlendirmede taşınmazın üzerinin temizlendiği ve açıklık alanda kaldığı belirtilmişse de bu hususun tek başına imar-ihyasının tamamlandığı sonucuna varmak için yeterli olmadığını, imar-ihyadan söz edebilmek için 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğinden taşınmazın kullanım şeklinin de somut olarak belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın kullanıldığı kabul edilecek olsa dahi bu kullanımın dönem dönem olduğunu, malik sıfatıyla zilyetlik durumunun söz konusu olmadığını, taşınmaz üzerinde kesintisiz olarak bir kullanımın bulunmadığı ve eklemeli zilyetlikten yararlanma koşulunun oluşmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§