"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/820 E., 2024/1720 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/739 E., 2021/488 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Osmaniye ili ... ilçesi ... köyünde kain 1 21... (eski 536) parsel sayılı taşınmaz, 2003 yılında ihdasen tarla vasfıyla Hazine adına tescil edildikten sonra 2004 yılında yapılan satış işlemi neticesinde asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı ... adına tescil edilmiştir.
2. Asıl davanın davacısı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü 1 21... (eski 536) parsel sayılı taşınmazın 1996 yılında yapılan orman tahdidinde kısmen orman sınırları içinde kaldığını açıklayarak, taşınmazın tahdit içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen davanın davacısı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının, Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü 1 21... (eski 536) parsel sayılı taşınmazı Hazineden satın aldığını, 2012 yılında yapılan yenileme kadastrosunda taşınmazın kısmen orman sınırları içinde bırakıldığını ve taşınmazın kaydına orman sınırları içinde kaldığına dair şerh konulduğunu, yapılan işlemlerin yanlış olduğunu ileri sürerek, yenileme kadastrosunun iptaliyle şerhin kaldırılmasını, olmaz ise taşınmazın tapu kaydına 2/B şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı ... vekili cevabında; asıl davanın reddini savunmuştur.
2. Birleşen davanın davalısı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "dava konusu taşınmazın (A) (9,27 m²) ve (B) (879,10 m²) harfleri ile gösterilen kısımlarının tahdit içinde kaldığı, bu kısımların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, toprağının orman toprağı vasfında olduğu, mevcut ormanların devamı niteliğinde bulunduğu, orman bütünlüğünü bozduğu, 1948, 19 73... tarihli hava fotoğrafları ile 1956, 19 76... yılı basımlı memleket haritalarında oman alanı olarak göründüğü, kesinleşen orman tahdidine göre de orman sınırları içinde kaldığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1 21... parsel sayılı taşınmazın, 12.11.2019 havale tarihli fen bilirkişisi tarafından sunulan rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.27 m²lik kısmı ile (B) harfi ile gösterilen 879.10 m² kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle orman vasfıyla davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "1996 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapıldığı, ilan edilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili adına Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/58 Esas sayılı dosyasıyla, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun iptali istemi ile açılan ve eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilen dava hakkında olumlu olumsuz karar verilmediğini, bilirkişi raporlarının eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın orman vasfında bulunmadığını, dava konusu taşınmazın Hazine adına idari yoldan tescil işlemleri yapılırken Orman İdaresinden görüş alındığını ve Orman İdaresinin dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı olarak açılan tapu iptali - tescil ve uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kalıp kalmadığı ve 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ... İdaresi tarafından açılan, kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemli davanın davalısı olan ... tarafından, Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/58 Esas sayılı dava dosyasıyla, tapu iptali ve tescil davasına konu taşınmazı Hazineden satın alındığı, 2012 yılında yapılan uygulama kadastrosunda taşınmazın kısmen orman sınırları içinde bırakıldığı ve taşınmazın kaydına orman sınırları içinde kaldığına dair şerh konulduğu, yapılan işlemlerin yanlış olduğu ileri sürülerek, uygulama kadastrosunun iptaliyle şerhin kaldırılması, bunun mümkün olmaması haline ise taşınmazın kaydına 2/B şerhi konulması talep edildiği ve davanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği halde, İlk Derece Mahkemesince birleşen dava hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi, tapu iptali ve tescil istemli dava yönünden dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın 1996 yılında yapılan orman kadastrosuna göre 23... OS noktaları arasında gidiş yönüne göre sağ tarafta orman alanı içinde kaldığı belirtilmiş ise de, dosyaya sadece 1996 yılında yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, bitirme ve sonuçlandırma tutanakları celp edilmiş olup, orman tahdidine ilişkin çalışma tutanaklarının dosyaya kazandırılmamış olması nedeniyle bilirkişilerin yapmış oldukları bu tespitler denetlenemediğinden, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılarak 1996 yılında ilan edilen orman tahdidine ilişkin çalışma tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, ayrıca 2012 yılında yapıldığı anlaşılan uygulama kadastrosuna ve 1 63... sayılı orman parselinin tesciline ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosyaya getirtilerek dosya ikmal edildikten zonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve ... Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilerek tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde ve ayrıca asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısının talepleri de gözönünde bulundurulmak suretiyle 2012 yılında yapılan uygulama kadastrosu işleminde hata bulunup bulunmadığı hususunu da içeren, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve bundan toplanmış ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, dava konusu taşınmazın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlarının tapu kaydının iptaline karar verilmesi sonucunda, taşınmazın kalan kısmı olan ve raporda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümleri arasında bağlantı koptuğundan, taşınmazın (C) kısmının 1 21... parsel olarak, (D) kısmının ise yeni parsel numarası verilmek suretiyle davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bu kısımlara ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.